Sosyal Medya

Testi kırıldıktan sonra

23 Temmuz 2018

Filmlerde en nefret sahne iki aktörün satranç oynamasıdır. Biri hamleyi yapar ve “çok iyi bir halt ettim” edasıyla mağrurca  gülümseyerek rakibinin yüzüne bakar. Rakibi, yüzünü tahtaya çevirmiş, kara kara düşünüyordur. Sonra ürkek bir hareketle bir taşı ileri sürer ve rakibini mat eder. Binlerce filmde tekrarlanan bu sahneyi yazan ve çekenleri yakalayıp kulaklarına 32 satranç  taşını da sokmak isterim her kez, filmden bütün keyfim kaçar. ÇÜNKÜ, iki ebleh ilk kez satranç tahtasının başına oturmadıysa, tarihte hiç bir maç matla bitmemiştir. Hele ustalar düzeyinde ASLA!!!ç Rakibin onu mat edeceğini 10 hamle önceden göre usta, zarif bir baş hareketi, nazik bir el sıkışmasıyla mağlubiyeti kabul eder.

 

Hakikaten makro-ekonomi yazmaktan usandım, çünkü oyun bu sahneye benziyor. Ankara bir hamle yapıyor, arkasında piyasalar tarafından mat ediliyor.  Ben, 25 yaşına kadar turnuva düzeyinde satranç oynadığım (sonra beyin hücresi yetersizliğinden emekli edildim) ve Yüce Odin tarafından geleceği görme yeteneği ile ödüllendirildiğim için 2019 Temmuzu’nda ne konuşacağımızı çok iyi biliyorum. “Biz kandırıldık, aslında IMF en iyi dostumuz. Zaten IMF kredisinin faizi de çok ucuz. Bize başka kimse kredi vermiyor ki?”

 

Testi kırıldı kardeşim, artık ardından ağlamaya, ya da Japon tutkalı aramaya gerek yok. Yapışmaz, bir daha su taşımaz.

 

Anlatayım, Berat Albayrak açıkladı. “Piyasalarla kavga yok”. “iktisadi hayatı doğru gören, kurgulayan, Türkiye’nin en kaliteli insan kaynağına sahip kurumlarının başında gelen Merkez Bankası’nın analizlerini yaparak gerekli adımlarını atacağını söyledi. Albayrak ayrıca, hiç olmadığı kadar etkin bir Merkez Bankası’nın temel hedeflerin arasında yer aldığını sözlerine ekledi”.

Yani Salı günü TCMB 125-150 baz puan faiz artıracak. Sonra?

Bu faiz artırımı enflasyonu düşürür mü?  Hayır, çünkü para politikası edilgen, yani enflasyondaki gelişmeleri geriden takip ediyor. Ayrıca, maksadınız enflasyonu %5’e indirmek değil, döviz kurundaki artışı engellemek olduğuna herkes inanmış durumda. Böylesine kredibilite kaybeden bir MB’nın enflasyona karşı başarılı olmasını için 2 önkoşul var.

BİR, Başkan RTE çıkıp ”Ben vazgeçtim, yüksek faiz yüksek enflasyona neden olmuyor. Tam tersidir” diyecek.  Aksi halde, fırsat bulduğunda Ankara’nın hemen faiz düşüreceğini biliyor ekonomik aktörler.

İKİ, enflasyonu baskılayacak faiz en az REEL %5 olmalı, yani %20, ve TCMB bunu her ay TCMB Beklenti Anketi’nde ölçülen 24 aylık beklentiler %5’e ininceye kadar değiştirmeyeceğini da taahhüt etmeli. Yapabilir misiniz?  Maça sıkı mı?

 

Hadi yanıldım, faiz artışı enflasyonu bastırdı. Dünyada parasala sıklışatırmayla enflasyonu düşürüp iç talebi gebertmemek diye bir model yok. İç talebi geberttin, TL de değe kazandı,  ihracat yavaşladı. Şirketler daha şimdiden 24 milyar dolar kredi yeniden yapılandırmış ki iflasın nazikçesidir. Sizce kaç şirket daha batar, kondordato ilan eder?

 

Eee, faiz artırımı çare değilse ne yapalım?  Kolayı var, iç talebi dengelemenin yolu bütçede tasarruf. Deutsche Welle programında Nevşin Mengü’ye, Halk TV’de de Zamanın Ruhu’nda da söyledim. Bütçede GSYİH’in %2’si kadar yani 16-18 milyar dolar yıllık tasarruf. Ama harbi, bilanço makyajıyla değil.

 

Sonucu? Sonu yine resesyon, çünkü bu ekonomi teşviksiz ayakta duramıyor.  Şu anda 3 kritik endüstri, beyaz-kahverengi eşya, konut ve otomotif, resesyonda ve ucuz kredi ya/da KDV-ÖTV indirimi istiyor. Temmuz Tüketici Güveni Haziran’da Hazine TL90 milyar harcamasına rağmen sadece 73. İyimserlik-kötümserlik çizgisi 100.  Bu acı çeken milletten bir 16-18 milyar dolar daha esirgersen, Mart yerel seçimlerinde nal toplarsın. Yapabilecek misin?

 

Peki ne yapılacak?  Zaman kazanmak çok önemli. OVP’de çoğu 2019’de yerel seçimlerden sonra gerçekleştirmek üzere bir dizi taahhüt verilir inşallah. Yatırımcı inanır, bekler, Mart geçer, millete “yandım Allah” dedirtecek bir kemer sıkma programı yürürlüğe girer, hem Demirel, hem de Özal’ı rahmetle anarız.  Türkiye en az 1, belki 1.5 sene resesyondan çıkamaz.

Yeni bir İstanbul Yaklaşımı hayat geçirilir. Şirketlerin borçları bankalara, onları batıkları da “ Köprü Bankası” ya da “Günah Keçisi Banka’ya” aktarılır. Tahminim bu batıkların milli gelirin %10’u civarında gerçekleşeceği. Bunu da devlet üstlenecek, yani kamu borcu/milli gelir oranı %40’ı biraz aşacak. Dışardan bayağı bir borçlanma gerekecek, yani IMF garantisi lazım olacak. Sosyal güvenlik ağı daralacak mega-projelere istop, ücret ve maaşları enflasyona endekslemeye istop.

 

Berat Albayrak zeki bir insan ve siyasetçi. Arjantin dönüşü verdiği mesajlar bana bu tercihleri ve acı reçetenin gerekliliğini kavradığını anlatıyor. Ama, “anlamakla” “uygulama cesaretini bulmak” aynı şeyler değil. Sigarayı tez elden bırakmazsam kanserden çok beter şekilde gebereceğimi biliyorum da bırakamıyorum işte.

Zaten önce RTE’nin ikna edilmesi şart. O da zaman alır. 15 yıllık yerli ve milli Türkiye kurma hayalini terkedip bir kez daha IMF ve AB’ye sığınmak kolay bir taviz değil. Ama önemli olan artık Ankara’da birileri yolun bittiğini, suyun kesildiğini görüyor.

Öksürük ciğeri sarınca, sigara da bırakılacak.

 

FÖŞ

 

YouTube’da kanal açtık, videolar buradan izlenebilir

 

https://www.youtube.com/watch?v=QCuN3B5hx6M&t=2s

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları