Sosyal Medya
**8*

İstihdam mucizesi mi,  muamması mı?

15 Şubat 2018

Ünü Gezegen’in atmosferini aşıp Samanyolu’na yayılmış FÖŞ gibi yazar, önüne gelen bir ton konu arasında hangisini kaleme alacağını çok dikkatle seçmek zorunda.   Sonuçta, benim yazdıklarım yanlız Türkiye ekonomisi, piyasaları ve siyasi dinamiklerini değil, belki de bu Gezegen’in kaderini etkiliyor. Bu yüzden haftalardır  solcu entellerin CHP’ye saldırma hobisini yerden yere vuran makalemle Tesla’nın Ağır Şahin roketinin nasıl uzayı serbest ticaret açtığını bir süre daha sizlerden esirgeyeceğim. Bu arada, dün 2017 yılında ekonomi ve siyasetin gerçek hikayesini ve 2018-2020’ye izdüşümün analiz ettiğim “Hormonlu Büyüme yılları” adlı ikinci kitabımı da Paranoya, pardon Panaroma Basımevi’ne teslim ettim. Şimdiden uyku tulumu ve battaniyelerinizi alıp yakın bir kitapevi önünde kuyruk nöbetine başlamanız iyi olur. Halka arzların aksine ikinci piyasada değer kazansın diye sadece 50 bin adet bastırıyorum, evladiyelik.

 

Kitapta üstünde en çok durduğum konulardan biri de Türkiye’de genç işsizlik ve Sünni-milliyetçi indoktrinasyon işkence merkezine dönüştürülen eğitim sisteminin nasıl kalkınmayı engellediği.

Perşembe günü yayınlanan Kasım ortalamalı istihdam verileri bu konuda düşüncelerimi olgunlaştırma fırsatı verdi bana. Siz, asla takdir ve övgülerini benden esirgemeyen okurlarımla birkaç muammayı paylaşmak istedim.

 

Veriyi özetleyelim:  “Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2017 yılı Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 440 bin kişi azalarak 3 milyon 275 bin kişi oldu. İşsizlik oranı 1,8 puanlık azalış ile %10,3 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 2,1 puanlık azalış ile %12,2 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 3,3 puanlık azalış ile %19,3 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 1,8 puanlık azalış ile %10,5 olarak gerçekleşti”.

 

Herşey güzel değil mi? Yani tarım-dışı işkollarında bir yılda 1.205 milyon istihdam üretmişiz, hem işgücüne katılım, hem de  istihdam oranı yükselmiş. Genç işsizliği yüksek, ama sürekli geriliyor. Kadının istihdam oranı hala düşük, ama yükseliyor.  Hükümete beş yıldız.

 

Amma, verileri biraz tokatladığınızda, kafa hemen karışıp, en yakındaki aspirin kutusuna uzanıyorsunuz. En basit örneği, Kasım ayında:  “Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerin sayısı, tarım sektöründe 21 bin, inşaat sektöründe 35 bin, hizmet sektöründe 87 bin kişi artarken, sanayi sektöründe değişim gözlenmedi”. Nasıl yani?  Tarihi büyüme rekorları kıran sanayi üretimi bunu hiç ek işçi almasan mı becerdi?  Bütün fabrikaları robotlarla donattık da, ben sarhoştum, o haberi kaçırdım mı?

Sonra, inşaat sektörünün ahı gitmiş, vahı kalmış, istihdam nasıl artar kardeşim?  Bakın Patronlar Dünyası’ndan bir haber: “Şu anda kurumsal bir çok inşaat firmasının da maliyetine iş yaptığını anlatan İstanbul İnşaatcılar Derneği (İNDER) Orunsal Başkanı ve Aşçıoğlu Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Aşçıoğlu, “Çünkü duran bisiklet düşer. O yüzden maliyetine de olsa iş yapıyor. Avrupa Birliği’nde 35 bin müteahhit var. Türkiye’de ise kayıtlı 350 bin. Bunların yüzde 25’i gerçek kurumsal firma. Yüzde 75’i ise maalesef büyük projeler de yapıyorlar ama onların hepsi çok yakında gidecek. Çürük elmalar yakında temizlenecek. Bu sektörü doğru düzgün yapmak zorundayız. Bu ülkede her önüne gelenin inşaat yapmaktan çıkarılması gerekiyor” diye konuştu.

Yani, bu haber mesleğin en göbeğinden bir veteranın yorumu olmasa, ciddiye almayacağım, ama dernek başkanı mevtayız diyor, am TUIK 35 bin kişi daha istihdam edildi müjdesi veriyor. Lütfen biri bana anlatsın bu mucizeyi.

 

Bir problem daha var, kayıt-dışı istihdam yine yükseliyor. TUIK şöyle diyor:  “Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,2 puan azalarak %22 oldu”.  Halbuki SGK raporuna göre: “Tarım dışı sektörlerde kayıt dışılık oranı 2014 yılında yüzde 22,3 iken 2015 yılı sonunda bu rakam 21,2’ye gerilemiştir”.

 

Peki, kayıt dışı neden artıyor? Betam Araştırma Merkezi cevabı veriyor:  “2016 yılında özellikle asgari ücret ve altı kazananların (düşük ücretli) göreli olarak yoğun olduğu sektörlerde kayıt dışılık etkisi daha belirgin olurken, 2017 yılında etkinin pek farklılaşmadığı dikkat çekiyor”.

Araştırmanın tümünü okursanız (evet üşenmedim, okudum, var mı?  Özellikle düşük katma değerli  üretim ve aile şirketi yoğun  sektörlerde asgari ücret zammı  işçiyi sigortasız çalışmaya mahkum ediyor.

Buradan hemen ordinaryusu olduğum makro-manzaraya yani Büyük Resme geçeyim. TUIK rakamları işsizlik gerçeğini tam yansıtıyor mu? Bu soruya cevabı  en güvenilir kaynağım olan  Kızıl Bayrak sitesinde buluyorum:

“TÜİK’in dar tanımlı işsizlik rakamlarına karşın, gerçek işsizlikte ‘ümitsiz işsizler’, ‘iş aramayıp hazır olanlar’, ‘zamana bağlı eksik istihdam’ ve ‘mevsimlik çalışanlar’ başlıklarının da yer aldığı belirtildi. Bu geniş tanımlı işsizliğin yüzde 17,6 olduğunu belirten DİSK-AR, bu şekilde işsiz sayısının da 5 milyon 981 bin civarında olduğunu ortaya koydu”.

 

Eh, tabii yani. Siz fukaralığı asgari ücret zammıyla çözerseniz Pakistan’dan, Mugamba’dan işçi gelir, zavallı yoksul da  havasını alır. TL her yıl değer kaybeder, ama ihracat artmaz (Hatırlatayım 2017 ihracat “rekoru” 2014 yılının nerdeyse aynısıdır, kapak olsun TİM Robinson).

Daha da önemli bir soru var. İstihdam artışı nasıl sağlandı?  Hükümete yakınlığı, hatta patronajın Başkanımız RTE karşısında hüngür hüngür ağlaması ile bilinen Milliyet Gazetesi’nde şu haber yer alıyor:

“İstihdamda son zamanlarda yaşanan artışın gerçek mi, suni mi olduğu tartışması Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) istatistiklerinde 2016 aralık ayında çırak sayısının bir anda 747 bin kişi artmasıyla başladı…..Bu yılın ocak ayında ise aktif sigortalı sayısı 15 milyon 48 bine düştü. Bunun alt kaleminde yer alan zorunlu sigortalı sayısı 13 milyon 116 bine, çırak sayısı da 710 bine geriledi. Buna karşılık istatistiklerde ilk defa stajyer ve kursiyerler için kalem açıldı ve sayıları 816 bin kişi olarak gösterildi. Aralıkta çırak olarak gösterilenlerin bir kısmı ocak ayında stajyer-kursiyer kalemine alındı. SGK kayıtlarında, ağustos ayı itibarıyla 1 milyon 74 bin stajyer – kursiyer, 184 bin çırak görünüyor”. Bir Gün Gazetesi analizine dayanarak Temmuz itibarıyla aslında çırak olup da istihdam halinde görülenlerin sayası 950 bin artıyor. Yani?  Özel sektör sadece 400 bin kişi  mi işe almış?  Onların da SGK prim ve maaşının bir kısmını devlet İşsizlik Sigorta Fonu’ndan, yani işçinin alın terinden mi  ödemiş?

 

Ulan, birileri acaip ketenpereye geliyor ama, kim acaba?  Ekonomistier mi, TUIK mi, halk mı?

 

 

Websitemi  ziyaret etmeyenler Komünist Parti’den atılacaktır

 

www.atillayesilada.com

 

 

 

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları