Sosyal Medya

Faizler düştü, kredi yok

28 Kasım 2018

Savaşlar tank, top, tüfek kadar propagandayla kazanılır. Düşmanın moralini öylesine bozacaksın ki, savaşacak gücü kalmayacak. Ya da kendi halkını öyle bir motive edeceksin ki, düşmanı Şeytan belleyip yallah-billah saldıracak. Çok sevdiğim kripto-partim  AKP savaş olayına her zamanki hümanizm ve pozitivizmiyle yaklaşıp, ekonomik sıkıntılarımızı Hain Gavur’un bize komplosu olarak takdim etti. Ekim’de de bu kirli savaşı kazandığını müjdeledi.

 

Kimdi düşman, niye saldırdı, nasıl yendik, bunlar hiç açığa çıkmadı, ama osssun.. Dolar/TL  düşüyordu ya, gerisine Odin kerim.  Uzun zamandır tekleyen AKP’nin eşsiz propaganda makinası yeniden form tutmuş, yalnız halkı değil, külyutmazlığıyla bilinen işdünyasını da efsunlamıştı. Kasım’da tüketici güveni, Reel Sektör Güven Endeksi, Hizmet ve Ticaret Güven Endeksleri yükselişe geçiyor [İnşaat yine düştü, ama onu AKP değil Odin bile kurtaramaz], vatan-millet hep bir ağızdan “en kötüsü geride kaldı” diye çığkırarak Kara Cuma’da alışveriş merkezlerini dolduruyorduk.

Ama çorbada ufak bir sinek vardı. Daha doğrusu çorbanın ortasına koca sinek sürüsü büyük aptestini yapmıştı, ama  satır aralarında kayboluyordu. O minnacık detayı İş Bankası Kapasite Kullanım Oranı notundan öğrenelim:

İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranı (KKO) Kasım ayında yıllık bazda 5,8 puan gerileyerek %74,1 düzeyinde gerçekleşti. Böylece KKO son 44 ayın en düşük düzeyine inmiş oldu.

Makine ve ekipman imalatındaki KKO’nun 13,3 puanlık düşüş kaydetmesi ekonomideki yavaşlama paralelinde yatırım  harcamalarındaki düşüşü teyit ediyor. Ayrıca, yatırım malları imalatındaki KKO’nun da 9,3 puan düşmesi, yatırım iştahının azaldığına işaret ediyor. Mevcut durumda ekonomik aktivitenin önemli göstergelerinden sayılan ara malı imalatında KKO ise Mart 2010’dan bu yana en düşük seviyesine indi.

Nasıl yani?  Sevgili Başkan’ım Erdoğan’ın talimatı ve inayetiyle ticari kredi faizleri meteor gibi düşerken, bu nasıl bir hainliktir? Bakı, nasıl düşüyor o dinsiz faizler: İmalatçılar soğan üreticileriyle işbirliği içinde midir, yoksam?

Düşüyor düşmesine de, bankalar kredi vermiyor. Asurlular’dan bu yana pek karşılaşılmayan bir hadise cereyan ediyor, Sayın Seyirci:  Hem kredi faizleri hem de hacmi düşüyor:

 

Tek kredi veren kamu bankaları, onlar da dışardan gani gani borçlandılar, içerde dağıtıyorlar.

Kredilerin anlam ve önemini bu millete asla anlatamadım ben. Modern bir ekonomide kredi damardaki kan, hücredeki su, beyindeki glükozdur.  O olmadan ekonomik aktivite olmaz.  Yukardaki grafikte gördüğünüz boyutta kredi daralması yakın tarihte Venezuela ve Arjantin haricinde bir Gelişmekte  Olan Ülke’nin başına gelmiş en büyük felakettir, resesyonisttir, bunalıma yol açar.

Peki niye kredi vermiyor bankalar?  Gerekçeler hergün artıyor.  Birincisi, emreden Sevgili Başkanım Erdoğan da olsa, banka zararına çalışmaz, enflasyon %25, %25’e kredi mi verilir? İkincisi, kredi verecek TL mevduat kalmadı, bakın, halkımız doların daha fazla düşmeyeceğini çaktı, hafiften dövizde kümeleniyor:

 

Ama çok daha önemli ve kalıcı bir  neden var:  Draghi.  Evet, Draghi ve takım arkadaşları Euro-bölgesi’nde ekonomik aktivitede belirgin zayıflama ve enflasyonun yatay seyrine rağmen yıl sonunda tahvil alımlarını bitirme planından vazgeçmediler.

 

Uzun süredir AMB’nın QE’den çıkmasının Türkiye’ye Fed’in yapacağı her türlü hainlikten daha fazla zarar vereceğini iddia ettiysem de kimse dinlemedi. Euro sevmez bizim ahali, adı Yumoş’a çıkmış.  Nasıl söyleneceğini dahi pekiyi bilmeyiz. Uro mudur, Avro mudur meret. Varsa yoksa, dolar.

 

AMB’nın QE’si Fed’den farklılık arzeder. Fed DİBS yanında  ipotek VIDIMIĞI da alır. AMB ise şirket tahvili. 2016’dan  bu yana 175 milyar Euro tahvil alan AMB, ayrıca ihraçlara da katılarak hem kreditör fonları, hem de borçluları tembelleştirdi. AMB tahvil alım programını bitireceğini açıkladığı günden bu yana Euro-bölgesi’nde kredi spredleri 2 misline genişleyerek 150 baz puana çıktı.

 

İşte bu noktada bizm acılı kurufasulye yemiş gibi karnımız ağrıyor.  Bank of International Settlements’in araştırmalarına göre tahvil alımı ve kredi akımları eş yönde hareket ediyor.  Avrupa  menşeli bankalar AMB  kurumsal tahvil pazarını kurutunca doğal olarak Türkiye gibi çevre ülkelerde daha fazla pozisyon (risk) aldılar.  2019’da bu süreç yavaş fakat kalıcı olarak tersine dönecek.

 

Euro-bölgesi’nde spreadler genişlerse, bizim banka ve şirketlerden daha yüksek faiz istenecek bit-tabii–ki. Türkiye’nin borçlanma maliyetini düşürerek kredileri ucuzlatmanın tek yolu, ülke riskini düşürmek. Hükümet bunu yapıyor mu?  Cevabı Türkiye’yi çok iyi tanıyan ve her zaman cömert davranan JCR versin:

 

Hükümet politikaları ve dış ortama ilişkin belirsizliğin sürmesiyle refinansmanın aşağı yönlü baskıyla karşı karşıya olduğu ifade edilen raporda, tüm unsurlar değerlendirildiğinde JCR’nin Türkiye’nin kredi notunu “Kredi İzleme”den çıkardığını ve negatif görünümü teyit ettiği belirtildi.

 

Raporun yayınlanmasının ardından BloombergHT’ye konuşan JCR Eurasia Rating Başkanı Orhan Ökmen, şunları söyledi:

 

“Bunun anlamı şu; ekonominin gelecek sene çok da pozitif olmasını beklemiyoruz. Enflasyon yukarı gidecek. TL’de volatilite çok yüksek, bu da risk teşkil ediyor. Ekonominin daralma süreci sürüyor. Bankacılık sisteminin kredi iştahı düşük. O yüzden görünümü negatifte bıraktık” diye konuştu.

 

Yarını düşünen bir hükümet, halkını kredi bağımlılığından kurtarmaya çalışır. Seçimi düşünen hükümetler bankaları kırbaçlayarak  Mart sonuna kadar çarklar dönsün diye baskı yapar. Sonunda, ikisini de elde edemez.  Kırılan testi UHU tutmaz.

 

FÖŞ’ün eğitim videoları için tıklayın

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları