Sosyal Medya

Ekonomi

Teknoloji ve işgücü piyasası

Teknolojik gelişmeler sanayi devrimlerinin her önemli değişim sürecinde işgücü piyasasını etkilemiştir. İnsan emeğinin yerine makinaların artırılan yeteneklerinin geçmesi her zaman…

Teknoloji ve işgücü piyasası

Teknolojik gelişmeler sanayi devrimlerinin her önemli değişim sürecinde işgücü piyasasını etkilemiştir. İnsan emeğinin yerine makinaların artırılan yeteneklerinin geçmesi her zaman bazı sektörlerde işgücünün iş olanakları açısından tehditler oluşturmuştur. Böyle dönemlerde, toplumsal refahın düşmemesi için emeği koruyan sosyal politikaların devlet eliyle ele alınması da ülkeden ülkeye değişen yaklaşımlarla ele alınmıştır. Sosyal devlet olma özelliği güçlü olan ülkelerde, teknolojinin ortaya koyduğu iş kaybı tehdidi nedeniyle, işgücünün teknolojik değişime ayak uydurmasını sağlayacak eğitim programlarının toplum için devreye alındığı başarılı örnekler mevcuttur. Kişisel görüşüm, emeğin refah kaybını önleyen sosyal politikaların serbest piyasa ekonomisi koşullarında her zaman var olması gerektiğidir. Teknolojik gelişim ile insana zarar verecek üretim metotları ortadan kaldırılabilir ve bu anlamda teknolojik gelişimin insana faydalı yönleri olabilir ve olmalıdır. Ancak, iş kaybı yaşayan işgücünün yeni nitelikler kazanarak refah düzeyini en azından koruması sosyal devlet olmanın gereğidir. Ekonomi, insan için vardır ve emeğin refahı için devlet sosyal niteliklere sahip olmalıdır. Ekonomi insan için varsa, sosyal devlet kavramı bir “moda” kavramı çerçevesinde ele alınamaz. Ancak, bir moda gibi görüldüğü dönemler oldu. Moda kavramına vurgu yapmamın nedeni budur.

Sosyal devlet kavramını sadece devletin önlem aldığı değil ama devletin özel kesime alması gereken önlemleri yasalarla almak zorunda bıraktığı bir hukuki düzen olarak da algılamak gerekiyor. Emek, toplum ve işgücü piyasası devletin ve özel kesimin birlikte olduğu bir alan. Bütün yükü devletin üstlenmesi, hem organizasyonel anlamda, hem de her sektöre ilişkin detaylı iş koşullarını bilmek anlamında mümkün değil. Fakat, sektörleri öğrenme, anlama, emeği koruyan kuralları hukuk çerçevesinde koyma, kuralları uygulama, denetleme ve gözetleme fonksiyonlarını başarıyla yerine getirmek zorunda. Üçüncü yılında, Soma’daki maden kazası faciasını unutmayalım.

Günümüzde, internetin gelişimi ile beraber artan bir e-ticaret olgusuyla karşı karşıyayız. Bu teknolojik gelişmenin emeğin ağır çalışma koşullarını ortadan kaldırmaya yönelik bir yanı yok. Fakat, tüketici konumunda olan ve internet erişimine sahip kesimlerin giderek artan bir alışveriş yapma şekli olarak artan oranda karşımıza çıkmaya başladı. Yani, tüketici internet üzerinden alışveriş yapmayı daha fazla talep eder hale geldi.

Kapitalizmin son çeyrek asırlık süreçte yaşadığı dönüşüm yaşamı hızlandırdı. Sermayenin marjinal veriminde sert düşüşler yaşayan sektörlerin yerine marjinal verimin yükseltilmeye çalışılması çabasıyla özellikle internet teknolojisi üzerine oturan yeni sektörler ortaya çıktı. Bu sürece, gelişmiş ekonomiler sürecin yaratıcısı olmak vasfıyla daha süratli girdi ve gelişmekte olan ülkeleri de peşlerinden sürüklediler.

Gelişmiş ekonomiler ve teknoloji dediğimizde, ilk akla gelen ülke ABD. The New York Times gazetesi, bir süre önce, e-ticaretin gelişimini ve perakende sektörünün bu gelişim sürecinden nasıl etkilendiğini ele alan bir analiz yaptı. Ortaya çıkan veriler oldukça çarpıcı.

Teknoloji, yaşam şeklini etkiliyor, değiştiriyor, dönüştürüyor. Teknolojinin değiştirdiği yaşam şekli tüketicinin taleplerini de değiştiriyor. Talep, teknolojide yeni değişimleri tetikliyor. Ancak, toplumsal refahın korunması ve artırılması olgusu değişmiyor.

2004 yılından bu yana, ABD’nin perakende sektöründe her 6 yılda bir e-ticaret yoluyla yapılan alışveriş ikiye katlanmış. 2016 sonu itibariyle perakende sektöründe e-ticaret yoluyla yapılan alışveriş perakende sektöründeki toplam alışverişin %8.3’üne ulaşmış. Rakamla ifade etmek gerekirse, Amerikalı tüketiciler 2016 yılının son 3 ayında e-ticaret yoluyla perakende sektöründe $102.7 milyarlık alıveriş yapmışlar. Aynı dönemde yapılan toplam perakende sektörü alışveriş rakamı $1.24 trilyon. İnsanlar, eskiye göre daha az sıklıkta mağazalara ve alışveriş merkezlerine giderek alışveriş yapıyorlar. Bu nedenle, iş yapamaz hale gelip batan çok sayıda mağaza var. Bu noktada, mağaza ve şirket ayrımını özellikle belirtmek gerekiyor. Burada sözü edilen, şirketler ya da şirketlere ait bazı mağazalar. Yani, her batış hikayesinin arkasında mutlaka bir şirketin batışı yok.

Kasım 2016 ile Mart 2017 arasında, ABD’nin perakende sektöründe yer alan 89.000 mağaza çalışanı işini kaybetmiş. Bu rakam, ABD’nin kömür sektöründe çalışanların tamamını ifade ediyor. Fakat, mağazadan satış yerine e-ticaret yoluyla satışın yükseliyor olması depolama ve taşımacılık sektörlerinde istihdam yaratmış. Dolayısıyla, mağaza çalışanlarına verilen eğitimlerle, mağzalarda kaybolan işlerin önemli bir bölümü e-ticaretin artışıyla ortaya çıkan lojistik sektörü işlerine kaydırılmış. Mağaza çalışanlarının hepsinin tek tek lojistik sektörüne kaydırılmış olması elbette ki mümkün değil. Sektörel geçiş yapamayan kişiler işsizlik maaşları ve sağlık sigortaları ile koruma altına alınmışlar.

E-ticaret denince, bu sürecin sanırım en önemli örneği Amazon. E-ticaret üzerine bir çalışma yapıp Amazon’un irdelenmemesi bence düşünülemez.

2010-2014 arasında ABD’nin perakende sektöründe e-ticaret hacmi yılda ortalama $30 milyar artmış. Son 3 yılda ise yıllık ortalama işlem hacmi $40 milyara yükselmiş. Yani, artarak devam eden bir süreç söz konusu.

Harcamalar yoluyla milli gelirinin %70’ini tüketim harcamaları yoluyla yaratan ABD için perakende sektörü çok önemli. Amerikan işgücünde yer alan her 10 çalışanın biri perakende sektöründe istihdam ediliyor. Geleneksel alışveriş metotlarının internetin geldiği noktadan sonra eski günlerine dönebilmesine ABD için imkansız olarak bakılıyor. İktisat teorinde, Schumpeter’in “yaratıcı yıkım” kavramına uygun bir durum yaşıyor ABD perakende sektörü.

Yukarıdaki veriler The New York Times’tan. ABD’nin perakende sektöründe yaşanan bu değişim örneğini farklı sektörleri de inceleyerek geliştirebiliriz. Benzer bir değişimi gazete basımı konusunda da örneklendirmek mümkün. İnsanlar giderek dijital ortamda gazete okumaya yöneliyorlar. 2000’den bu yana, yine ABD’de 270.000 gazete çalışanı işini kaybetmiş. Yani, gazete basımıyla ilgili toplam istihdamın 2/3’si yok olmuş.

İnternet, ilk ortaya çıktığından bu yana çok başka bir yere evrildi. Giderek yayılacak. Giderek daha fazla ülkeyi de kapsamına alacak. Zira, sürece ayak uyduramayan sektörler ya da şirketler uluslararası ticarete dahil olamama riskiyle karşı karşıya kalacaklar.

E-ticaret demişken, 13 Mayıs 2017 günü 99 ülkeye yönelik olarak başlayan siber saldırıyı da aklımızın bir köşesinde tutmamız gerekiyor. Bilişim sektörü özellikle “güvenlik” konusunda her kurum ve kuruluşta önemli ve stratejik bir hale geldi. İnternetin derinliklerinde, farklı katmanlarında bilmediğimiz ve bilmek de istemeyeceğimiz dünyalar var. İnsanlar, sokakta yürür gibi sanal dünyada yürüyerek izler bırakıyorlar. Fiziki olarak yaşadığımız günlük hayatımızın sanal dünyadaki izdüşümleri de artık hukuki kurallara bağlı. Hukuk da kendisini ceza, ticaret, patent, v.b. alanlarda internetin dünyasına adapte ediyor.

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler