Sosyal Medya
**8*

Bizim ekonominin kaderini ABD belirler

21 Kasım 2017

Hayır, inatla Rıza Sarraf topuna girmeyeceğim. Bekleyeceğim, AKP’ye yakın duran basında çıkan ve her gün aralıksız beynime tecavüz eden yorumları okusun bu güzel millet. Sonra da olacakları görüp bir kez daha onlardan umudu kessin. Rıza Sarraf itirafçı olduysa ve iddia edildiği gibi ABD Hazine Bakanlığı bir değil, 5-6 banka hakkında İran yaptırımlarını delmekle ilgili soruşturma yapıyorsa, burası yangın yerine döner.  İnanmayan, ABD’nin önce İran, şimdi de Rusya’ya reva gördüğü işkenceyi okusun, yeter. Yahu, bu ülkede kimse dış haber takip etmez mi be? Linkteki analiz Anadolu Ajansı’dan Kardeşim, Türk Akımı bile askıya alınabilir! Yapılan doğru mudur? Adil midir? Bilemem, ama atı alan Üsküdar’ı geçer diyenlerin ülkesinde yaşıyoruz, referandum adil miydi, Ahmet Şık’ın mapusta olması adil mi?  Adalet yanlız AKP kaybedince mi gündeme geliyor?

Bakın size çok kestirmeden sonucu söyleyeyim:

  • Eğer Rıza Sarraf itirafçı olduysa.
  • Eğer jüri davadaki diğer sanıkları suçlu bulursa,
  • Bir değil bir kaç bankamıza ceza kesilirse,

Türkiye dışardan kredi bulmakta çok zorlanır, TL’nin değer kaybı 2018 boyunca devam edebilir, resesyon kaçınılmaz hale gelebilir.

Ama, ABD’de yaşananlarının ekonomimize etkisi Sarraf davası ile sınırlı kalmıyor. Trump’ın vergi reformu ve Fed’in ekonomiyi okuyuşu da sıcak para akımları ve krediler kanalıyla ekonomik performansımız açısından çok önemli “girdiler”. Bu gelişmeleri anlamadan akılcı bir Türkiye ekonomisi analizi yapmak çok zor, kimse düz mantıkla anlatmıyor, bari FÖŞ bu pis işi üstlensin dedim.

 

ABD vergi reformu niye önemli?  Bir kez yasalaşacak olan kanunun reform boyutu “minnak”, indirim boyutu büyük. Halihazırda “reform” 10 yılda bütçe açığında 1.4 trilyon dolar artış öngörüyor. Bu resmi tahmin, ama bana sorarsanız, bu haliyle bile taslak 2 trilyon dolar, yani senede 200 milyar ek açık üretebilir.  Nedeni de Senato’da Cumhuriyetçiler’in (CUM, Demokratlar = DEM)  arasındaki fikir ayrılıkları. Bunları aşmak için ya hepsinin eyaletine kıyaklar yapılacak, ya da inatçı bazı CUM Senatörleri devreden çıkartılıp, DEM’le uzlaşmaya gidilecek. Geleneksel vergi reformu uzlaşma süreci at pazarlığı,  yani daha fazla bütçe açığıdır. İkincisi  resmi  projeksiyon yöntemi hükümetin pozisyonunu kayırır, yani olası açığı düşük gösterir.

Senede 200 milyar ek bütçe açığı çok da fazla değil diyebilirsiniz, doğru ABD GSYİH’nin %1’nden biraz fazla eder. Ama şu anda ABD kapasitesi civarında büyüyor. Bu ekonomiye daha fazla gaz verirseniz, büyüme biraz, enflasyon bayağı azar. Enflasyondaki artış da Fed’i daha hızla faiz artırmaya zorlayabilir. Bu konuya aşağıda daha detaylı  değineceğim.

 

Piyasalarda vergi reformunun yasalaşacağını dair derin tereddütler var, dolayısıyla da Dolar Endeksi ve ABD tahvil getirileri bir türlü yükselemiyor. Katılırım, vergi mevzuatı Rahmetli Ronald Reagan’dan bu yana yenilenemedi, çünkü her eyaletin zıt çıkarları var. Ek olarak, Trump’ın Özel Savcı Mueller’le başı ciddi belada, ayrıca beyni kuş kadar. Böylesine çetin bir pazarlıkta liderlik edecek zamanı ve kapasitesi yok. Öte yanda şöyle bir gerçek var. CUM Kasım 2018 ara-seçimlerini kaybetmek üzere. Eğer kaybederse, DEM Trump’ı Yüce Divan’a gönderecek. Geniş halk kitlelerini tatmin edip yeniden partiye oy verdirecek bir vergi kıyağı CUM’un son şansı olabilir. Bu yüzden her türlü popülizm sos ve baharatıyla donatılmış bir vergi indirimi yasası 2018’de çıkar ve ABD ekonomisine de bir miktar doping etkisi yapar diyorum.

Dünya 2010’dan bu yana en güçlü toparlanmanın ortasında. Japonya bile büyüyor, Euro-bölgesi harikalar yaratıyor. Çin bir miktar yavaşlar, ama iktidarını konsolide eden Xi Jinping bir kaç yıl daha borç veya konut kriz çıkmadan gemiyi idare eder. Özetle, 2018-2020 arası resesyon/deflasyonist şok ihtimali çok düşük. Enflasyon halen düşük seyrediyor, ama bundan sonra herhalde yükselişe geçecek. İlk hortlayacağı yerlerden biri de ABD, çünkü işsizlik ve fiziksel  kapasite açığı rekor seviyelere düşüyor.

Sonuçta, biti kanlanan Fed yalnız Aralık’ta değil, 2018’de de düzenli olarak faiz artırıp bilanço daraltacak. Eğer vergi reformu yukarda bahsettiğim parametreler doğrultusunda yasalaşırsa, Fed 2018’de 4 faiz artımı yapabilir, ve/ya parasal sıkılaştırmada nihai hedef fed funds oranının %4 değil %5’ler civarına erişmesi olabilir.

 

Bu senaryo herhangi bir değil, artık en olası senaryo.  Sonucu bütün dünyanın borçlanmasına kıstas teşkil eden ABD 10 yılık DİBS getirisi %2.40 civarında kalmaz. Yükselen bütçe açığı ve enflasyon, ayrıca kısa vadeli faizlerin itmesi ile önce getirilerde %3 denenir, AMB  tahvil alım programını bitirince, %4’lere doğru yolculuk başlar.

İşte yatırımcılar bir türlü bu basit modeli kafalarında hazmedemiyor. Borsa ve tahviller, ama bizim açımızdan daha önemlisi Gelişmekte Olan Ülke (GOÜ, Piyasalar  = GOP) menkul kıymetleri Dolar Endeksi ve ABD DİBS getirileri hep bugünkü seviyelerde ya da yakın bir yerlerde seyredecekmiş gibi fiyatlanıyor.

Ya da daha da vahim bir hata yapılıyor, “Efendim geçmişte Fed faiz artırdığında GOP çok iyi performans gösterdi” denerek, tehlike hafifseniyor. Geçmişte dünyada bu kadar dolar cinsinden GOÜ özel sektör borcu yoktu, Koçlar.  ABD bir numaralı petrol ithalatçısıydı, o büyüdükçe tüm dünyayı peşinden sürüklüyordu. Bu döngüde, ABD büyürken Çin’in yavaşladığı bir senaryo GOP’a  yaramayabilir.

Peki benim senaryom gerçekleşirse, Türkiye’ye ne olur? Eğer Rıza Sarraf davası aleyhimize sonuçlanır ve bankalarımız global kredi pazarına erişimde zorluk çekerse, bittik. Çünkü Bakan Mehmet Şimşek de söyledi, önümüzdeki bir senede 210 milyar dolar yabancı kaynak bulacağız. Hem bize bu fonu borç verecek kurum sayısı azalır, hem de “yaptırım riski” yüzünden kreditörler faiz yükseltir.

Ama Rıza Sarraf olayını hiç hesaba katmasak dahi, güçlü dolar ve yükselen ABD faizleri bizi çok zorlar. Fatih Keresteci, Işık Ökte gibi usta uzmanlar hep yazıyor. ABD 2-10 yıllık DİBS getirileri ile TL arasında çok sıkı bir ters bağlantı var, çünkü bunlar Türkiye’de carry trade (faiz arbitrajı) getirisi  ve sendikasyon maliyetlerini nerdeyse bire-bir etkiliyor. ABD getirileri yükselince, repo-bono-tahvil tarafına daha az para gelir, bankalar sendikasyon ve tahvil ihraçlarında  daha yüksek maliyet öder.

 

Sonuçta,

  • TCMB faiz artırarak TL’yi yeniden cazip hale getirmeye zorlanır.
  • TL kredi faizleri yükselir, kesinlikle %20’yi geçer.
  • Bütçe açığı hedefin üstüne çıkar—çünkü finansman giderleri hedeften şaşar.
  • TL değer kaybeder—çünkü bazı banka ve şirketler dışardan yeniden borçlanmak yerine itfayı tercih eder.
  • Enflasyon azar, büyüme tekler. Çünkü kur ve enflasyon, kredi maliyetleri ve yatırımlar arasında güçlü bağlantı var.

Dua edelim hep birlikte, ABD teklesin, Trump Yüce Divan’a gitsin. Fed başkanı Powell tam bir Popo Lalesi çıksın. Ne biliyim? Hepsinin sırtında çıban çıksın.  Uzaylılar Beyaz Saray’ı bombalasın, yeter ki ABD ekonomisi arıza yapsın.

 

FÖŞ

Şahsi websitemi ziyaret edin—son yenileme

http://atillayesilada.com/2017/11/21/turkey-probes-us-prosecutor-in-zarrab-trial-twist/

 

 

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları