Sosyal Medya

Piyasalar

Risk yöneticileri opsiyonları unutmamalı

Yazımın başlangıcında değinmek istediğim önemli bir konu var. Bu yazı yayınlanmadan hemen önce yılbaşı gecesi korkunç bir olay meydana geldi,…

Risk yöneticileri opsiyonları unutmamalı

Yazımın başlangıcında değinmek istediğim önemli bir konu var. Bu yazı yayınlanmadan hemen önce yılbaşı gecesi korkunç bir olay meydana geldi, her biri ayrı bir dünya olan 39 insan alçakça bir terör saldırısında hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlere Cenabı Allah’tan rahmet, yaralılara şifa, geride kalanlara başsağlığı diliyorum. Ülke olarak çok zor günlerden geçiyoruz, küresel ölçekte de güvenlik konusunda büyük problem var, ancak bizim hemen yanıbaşımız Ortadoğu coğrafyasında kan gövdeyi götürüyor maalesef.

Ateş düştüğü yeri yakıyor elbette, ölenlerin yakınları için çok ağır imtihan bu, ama diğer taraftan hayat devam ediyor, elimizden geldiği kadar gündelik hayatımızı devam ettirmek durumundayız. Ah ile vah ile olmuyor,  tedbir alması gereken birimler daha çok çalışmalı, toplumun diğer kesimleri de daha sakin, itidalli olmalı, gerçekleşen olaylar sonrasında kategorik olarak hiçbir toplumsal kesime düşmanlık beslememek lazım, bu son derece önemli, ayrıca yılgınlığa da düşmemeliyiz. Bu çerçevede gündem terör ile yoğun olmasına rağmen ben de finansal risk yönetimi konusuna bu yazı ile devam ediyorum.

İLGİLİ HABERKur riskini yönetenlerden misiniz, yoksa eli böğründe bekleyenlerden mi?Kur riskini yönetenlerden misiniz, yoksa eli böğründe bekleyenlerden mi?

Finansal risk yönetimi konusunda bir önceki yazımda borsalarda işlem gören standart vadeli işlem sözleşmeleri (futures) ve tezgahüstü vadeli işlem sözleşmeleri (forward) rakamsal örnek vermiş ve karşılaştırmalı analizini yapmıştım. Bu yazıda risk yönetiminin bir diğer önemli enstrümanı olan opsiyonlardan bahsedeceğim.

Opsiyonları, satın alan tarafa opsiyona konu olan ne ise onu satın alma ya da satma hakkı veren sözleşmeler olarak tanımlayabiliriz. Bu anlamda opsiyon sözleşmeleri araç kasko sigortalarına benzetilebilir. Bir miktar sigorta primi (opsiyon primi) ödeyerek aldığınız korunma karşılığında aracınız kaza yaptığında masrafların sigorta şirketi tarafından ödenmesini garantiliyorsunuz. Sigorta yaptırılan dönemde kaza yapmamış olan ve bu yüzden “Hay Allah boşu boşuna yaptırdık sigortayı, prim boşa gitti, bir daha sigorta yaptırmayacağım” diyen bir kişiye bile rastlamadım bugüne kadar. Kasko sigorta yaptırmayan araç sahibi hiç mi yok, var tabi; araçları eski ve nispeten düşük değerli olanlar yaptırmayabiliyor kasko sigortasını. Peki ben de burada şu soruyu sorayım: sahibi olduğunuz ya da yöneticisi olduğunuz şirketler sizin gözünüzde ne kadar değerli? Eğer şirketiniz finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dolayısıyla zarar eder ve hatta iflas ederse, umurunuzda mı, değil mi? Çoğu işadamı için şirketlerinin çok değerli olduğunu ayrıca biliyorum, dolayısıyla şu soruyu da kendilerine sormalarını istiyorum. Otomobiller için kasko sigorta yaptırıyoruz da neden opsiyon sözleşmeleri ile risklerimizi yönetmek konusunda isteksiz davranıyoruz?

İLGİLİ HABERTürev ürünler hisse senedi sanıldığında...Türev ürünler hisse senedi sanıldığında…

Bakın opsiyonlar nasıl çalışıyor, kurlardaki hareketlilikten faydalanarak kısaca anlatayım. İthalatçı şirketseniz ithalat yaptığınız sırada dolar kuru 3,50 diyelim, daha önceki yazımdan hatırlarsanız vadeli işlem sözleşmesi alsanız ve 6 ay sonrası için fiyat 3,62 ise vade sonunda dolar 3,62’nin üstünde ise ithalatçı “oh kurtuldum kurlardaki yükselişten” diyecektir. Ama kurlar altı ay sonra 3,40’a gerilerse “keşke vadeli işlem sözleşmesi almasaydım, ne güzel doları ucuza 3,40’tan alacaktım” diyecektir. Dememeli ama, bunu çoğu şirket sahibi böyle söyleyecektir, çünkü ülkemiz şirketlerinde bu bakış açısı oldukça yaygındır biliyoruz.

Bu durumda şirketlerimize opsiyon sözleşmelerini kullanmaları tavsiye edilebilir. Örneğin, kullanım fiyatı 3,60 olan 6 aylık bir Dolar satın alma (call) opsiyonu alındığında, 6 ay sonra dolar kuru 3,60’ın üzerinde gerçekleşirse şirket 1 dolar = 3,60 TL’den dolar satın alma hakkına sahip olduğundan risk sınırlanmış olacaktır, dolar daha düşük gerçekleşirse varsayalım 3,40 Tl olursa şirket opsiyonu kullanmaz piyasadan doları daha ucuza alır ve olumlu gelişmeden de yararlanmış olur. Opsiyon sözleşmelerinin vadeli işlem sözleşmelerinden bir diğer farkı da şirkete bu işlemin ayrıca prim olarak maliyetidir. Dolayısıyla 3,60’tan satın alım opsiyonu alan şirket için, vade sonunda kur 3,60’ın üzerinde gerçekleşirse her bir doların maliyeti “3,60 + opsiyon primi” kadar olacaktır.

Vade sonunda dolar örneğin 3,40 olarak gerçekleşirse her bir doların maliyeti “3,40 + prim” kadar olacaktır. Dolar spotta 3,50, 6 aylık vadeli kurlar 3,60 iken kullanım fiyatı 3,60 olan (vadeli kurlar üzerinden başabaş “at the money” ) opsiyonların primi şirketlere yüksek geliyorsa onlara tavsiyem “hangi kur seviyesine kadar risk alabilirsiniz, hangi kur seviyesine kadar şirket olarak dayanırsınız, o seviyeyi hesaplayın ve o seviyede kullanım fiyatı olan opsiyon alın” şeklinde olacaktır. Örneğin şirket “kurlar 3,75’e çıksa da yine kârda olurum dayanırım” diyorsa o zaman kullanım fiyatı 3,60 olan bir opsiyon sözleşmesi yerine, kullanım fiyatı 3,75 olan bir alım opsiyonunu daha ucuz fiyata alabilir.Cari piyasa fiyatlarına bakıldığında kullanım fiyatı 3,60 olan bir opsiyona yaklaşık % 4 kadar prim ödemeniz gerekirken kullanım fiyatı 3,75 olduğunda yaklaşık % 2 prim ile yani daha düşük prim ödeyerek opsiyonu satın alabilirsiniz. Bu durumda kurlar 6 ay sonra örneğin 3,74’e çıktığında 1 doların size maliyeti 3,74 + opsiyon primi olur, kurlar 3,95 olduğunda bir doların maliyeti “3,75 + opisyon primi” kadar olur, yani 3,75’ten daha yukarı hareketlerden korunmuş olursunuz. Burada durayım ve ihracatçılar için kısa bir değerlendirme yapayım.

İhracatçılar açısından bakıldığında ise bu defa dolar satım(put) opsiyonları devreye girer. Kurlar spotta 3,50 seviyesindeyken 3,60 kullanım fiyatı olan bir satım opisyonu şu anlama gelir. Dolar 3,60’ın altına düşerse ihracatçı dolarını 3,60’a bozdurabilir daha düşük seviyelerde bozdurmak durumunda kalmaz, dolar yükselirse örneğin 4 TL olur ise opsiyonu kullanmaz, bu yükselişten faydalanır dolarını yüksek kurlardan TL’ye çevirebilir.Bu korunma karşılığında da elbette bir prim ödemesi gereklidir, buna da bildiğiniz üzere “opsiyon primi” diyoruz.

Ülkemiz şirketlerinin en büyük probleminin geleceğe ilişkin projeksiyonların yapılmaması ve bunların mali tablolara doğru düzgün yansıtılmaması olduğunu düşünüyorum. Şirketlerin yüzde kaçı bütçe yapıyor, bütçelerini revize ediyor konusu bir tarafa, yapılan bütçelerde farklı senaryoların ne kadar göz önüne alındığı da büyük bir soru işareti. Örneğin şirket bir kur varsayımı yapıyor, buna göre bütçe hazırlıyor, oysa o kur sadece beklenen değer ve onun etrafında bir olasılık dağılımı var, bunun ne kadar farkında şirketlerimiz pek emin değilim.  Varsayalım 2017 dolar kuru beklentisi 3,60 olarak alındı ve buna göre 2017 yılı için gelir gider projeksiyonları yapıldı, peki şu soruyu soralım; kurların 3,60’ın altında ya da üzerinde olması ihtimali nedir? Kurların 3,70’in üzerinde olması ihtimali nedir? Kurların 4,00 ve daha üzerinde olması ihtimali nedir? Bu ihtimaller gerçekleşirse mali tablolar nasıl etkilenir? Hangi seviyede vadeli işlem sözleşmesi ya da opsiyon sözleşmeleri almalıyım? Bu soruları sormaz cevaplarını da aramazsak şirketlerimizin dünya devler ligine çıkma, o ligde başarılı olma ihtimali mümkün değildir.

İLGİLİ HABERŞirketler için risk yönetimi: Bir tercih değil, zaruret!Şirketler için risk yönetimi: Bir tercih değil, zaruret!

 

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler