Sosyal Medya

Ekonomi

Yönetim Kurulu Başkanı Genel Müdür Sorunsalı ve Borsa İstanbul

Şirketleri gerçekte kim yönetir? Yönetim Kurulu Başkanı mı,  Genel Müdür mü? Bu iki rol ayrılmalı mı, yoksa bir arada mı…

Yönetim Kurulu Başkanı Genel Müdür Sorunsalı ve Borsa İstanbul

Şirketleri gerçekte kim yönetir? Yönetim Kurulu Başkanı mı,  Genel Müdür mü? Bu iki rol ayrılmalı mı, yoksa bir arada mı olmalı? Cevabı kolay sorular değil, zaten yaş ilerledikçe neredeyse her sorunun cevabı artık o kadar basit gelmiyor ya neyse.

Hepimiz aşinayız, kurumsal yönetim gibi şaşaalı bir  terim de var son zamanlarda sıkça kullanılan. Kurumsal yönetim ilkeleri çerçevesinde her ne kadar özellikle hissedar çıkarlarının korunması amacıyla bu rollerin ayrılması gerektiği çoğunlukla savunuluyor ama  gerçekten doğru yöntem bu mudur  ne dersiniz?

Yazı başlığında Borsa İstanbul’un geçmesinin de bu konuya ilgisi var elbette. Eski bir Borsa İstanbul çalışanı olarak  Borsadaki yönetsel sıkıntıyı daha önceden duymuştum, son zamanlarda medyaya yansıyana kadar hiçbir yerde bunu söz konusu yapmadım. Ancak malum Borsa İstanbul’da Yönetim Kurulu Başkanı ile Genel Müdür arasında gerilim had safhada. Anlaşılan 8 Haziran’da yapılması planlanan Genel Kurul sonrası bir ya da birden fazla kişiyi kapsayacak yönetim değişikliği ile bir durulma olacağı bekleniyor, göreceğiz Allah ömür verirse.

Genel olarak konumuza dönersek, şirketlerde Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür şeklinde iki ayrı pozisyonun olması, bu iki pozisyonun kendi aralarında ve ayrıca Yönetim Kurulu arasındaki yetki ve sorumluluk dağılımı, Yönetim Kurulu Başkanı ile Genel Müdür pozisyonlarının birleştirilerek yetkinin tek bir kişide toplanıp toplanmaması konusu, üzerinde akademisyenlerin ve profesyonellerin hemfikir olduğu bir konu değil, tartışmalar, akademik araştırmalar devam ediyor.

Biraz literatür taraması yaptım, özellikle bir makale oldukça yalın ve kısa bir şekilde konuyu özetlemiş. Stanford Üniversitesi’nden David Larcker ve Brian Tayan tarafından 2016 yılında yazılan bu makalede S&P500’de yer alan şirketlerin % 52’sinde Yönetim Kurulu Başkanı ile Genel Müdürlük yetkisinin tek bir kişide toplandığı belirtiliyor, bu oranı daha düşük bekliyordum, bana son derece ilginç geldi. Gerçi makalede üst yönetim yapısındaki genel eğilimin bu iki pozisyonun ayrılması yönünde olduğu da belirtiliyor, örneğin 15 sene once S&P500 şirketlerinde bu oran % 77 imiş. Larcker ve Tayan bu iki rolün ayrılmasının olumlu yanlarından bahsederken, başarılı bir şekilde her iki yetkiyi birarada üstlenen güçlü yöneticiler ile iyi yönetilmekte olan şirketlerde bu ayrımın yapılmasının şart olmadığına, hatta olumsuz sonuçlar doğurabileceğine de dikkat çekmiş. Yapılan başka akademik çalışmalarda da genel olarak ayrı yönetim kurulu başkanı ve genel müdür yapısı ile bunları birleştiren yönetim yapılarının şirket performasına olumlu ya da olumsuz etkisinin istatistiki olarak tespit edilemediğini de belirtmek gerekiyor. Başka bir deyişle, bilimsel olarak hangi yapının şirket için doğru olduğunu belirlemek son derece zor.

Bahsettiğim makale yazarlarının kendi yaptıkları bir çalışmada da genel müdür ve yönetim kurulu başkanı rolleri tek bir kişide toplanan ve sonradan bu rolleri ayıran şirketlerin önemli bir kısmının ilginç bir şekilde bu rolleri tekrar birleştrdiği tespiti yapılmış. Bu şirketler içinde Walt Disney, Boeing, General Motors, Bank of America gibi yakinen bildiğimiz büyük şirketler var. Biraz akademisyen tarafım da var malum, ben de bu konuda bilimsel araştırma yapmayı planlıyorum kısmet olursa, ayrıca ilgilenen akademisyen arkadaşlara da nacizane tavsiye ediyorum, konu bilimsel makale çıkarmak açısından çok münbit bir konu.

Borsa İstanbul’a getireyim konuyu müsaadenizle. Eksper yardımcısı olarak 1990 yılında başladığım tarihten Borsanın şirketleştiği tarihe kadar Borsa Başkanı kavramı vardı, Başkan hem yönetim kurulu başkanı, hem de genel müdür yetkisini taşıyordu fena da gittiğini söyleyemem, başarılı dönemler yaşandı, en azında kurum içi huzur vardı. Bu yapı şirketleşme ile değişti, tam da yukarıda bahsettiğim makaledeki gibi zorlama bir değişiklik oldu kanaatimce. Ülkemizde yaygın bir hastalık olan “bir an önce yapalım” mentalitesi burada da kendini gösterdi çok fazla istişare edilmeden, genel müdür pozisyonu ile yönetim kurulu başkanı pozisyonu ayrıldı, konu halloldu sanıldı. Ancak Borsa İstanbul’da Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı pozisyonları ayrılınca bu iki pozisyona sahip kişiler arasında gerginlik çok geçmeden baş gösterdi.

Bilmeyenler için söyleyeyim 2008-2012 yılları arasında Vadeli İşlem ve Opsyon Borsası’nda genel müdürlük yaptım ben de bu konuda sıkıntı çektim. Yönetim Kurulu Başkanlığı pozisyonu ayrı idi, kimin hangi yetki ve sorumluğa sahip olduğu konusu orada da sorun olarak karşımıza çıktı, son derece sıkıntılı bir süreç sonucunda VOB’dan ayrılma durumunda kaldım. Bu tecrübem dolayısıyla Borsa İstanbul’da genel müdür ve yönetim kurulu başkanları ayrı iki isim olunca ilk işim onlardan (bir önceki yönetimi kast ediyorum) randevu alıp bu konuda kendi kişisel tecrübemden hareketle uyarılarda bulunmak oldu.  Buradaki en önemli saikim genel müdür yardımcısı olarak Borsa İstanbul’da üst yönetim arasında bu türden bir kriz olursa arada kalmaktan, işlerin aksamasından, yetki ve sorumluluk karmaşası yaşanmasından duyduğum tedirginlik idi.

Sonuçta tüm uyarılarıma rağmen olan oldu, yönetim kurulu başkanı ve genel müdür arasında sorunlar baş gösterdi, elbette şimdiki gibi konu medyaya yansımadı, ama sıkıntılı bir durum olduğu da belli idi. Bunun akabinde her iki pozisyona atanan kişiler bir yıl içinde genel kurul sırasında şok bir kararla siyasi otorite tarafından değiştirildi, yerlerine şimdiki Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür atandı. Atamayı takiben yapılan bir yönetim toplantısında biz genel müdür yardımcılarına “ Borsayı ikimiz birlikte yöneteceğiz” dediklerinde benim geçmiş tecrübelerimden dolayı ilk tepkim “eyvah yandık” şeklinde oldu. Allahtan yeni yönetim atanmasını takiben karşılıklı görüşme ile  fazla durmadık borsadan birkaç ay sonra ayrıldık da bu hengamenin ortasında kalmaktan kurtulduk.

Sonuç olarak söyleyeceğim şudur: Borsa İstanbul gib kamusal yapılarda her ikisi de siyasi otorite tarafından atanan ve her ikisine de “siyasi destek arkamda” imajı veren Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür pozisyonları ayrıştırılmış yapı  doğru bir kurumsal yapı değildir.  Bu nedenle fazla da zaman kayetmeden yurt dışında başka şirketlerde de yaşanan tecrübeler ışığında iki pozisyonun brleştirilmesi ve yetkinin tek br kişide tekar toplanmasını öneriyorum. Borsa İstanbul’da son dönemde yaşanan sıkıntılar kişilerle alakalı değildir, başkaları da gelse benzer sorunlar olması ihtimali yüksektir. Borsa İstanbul’da Başkanlık sistemini önermekteyim anlayacağınız.

 

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler