Sosyal Medya

Ekonomi

Varlık Fonu şapkadan tavşan çıkarmayacak

Varlık fonuna ilişkin tartışmalar, yazılar ideolojik bir eksene kaydı.  Kategorik olarak AKP’ye karşı olan kalemler varlık fonunun kuruluşuna ve bazı…

Varlık Fonu şapkadan tavşan çıkarmayacak

Varlık fonuna ilişkin tartışmalar, yazılar ideolojik bir eksene kaydı.  Kategorik olarak AKP’ye karşı olan kalemler varlık fonunun kuruluşuna ve bazı şirketlerin ve arazilerin fona devrine eleştirel yaklaşıyor, diğer taraftan iktidara yakın olanlar da varlık fonunu adeta ekonomiye büyük dinamizm getirecek, büyük finansman kaynağı bulacak bir enstrüman olarak anlatıyorlar.

Bu konuda mümkün olduğu kadar objektif olmak gerekiyor, külliyen yanlış ya da külliyen doğru demeden. Fona devredilen şirketler ve kamu arazileri sonuçta Hazine’den devrediliyor, kamuda bir elden başka bir ele geçiyor. Bu şirketler varlık fonuna devredilmeden önce Hazine’ye ait iken bunları kimin yöneteceğine Hazine karar veriyordu, ama kararı Hükümet’e danışarak veriyordu. Şimdi de varlık fonu anonim şirketi yönetim kurulu karar verecek ve muhtemelen Hükümet’e danışacak, sadece sürecin hızlanması hedeflenmiş anlaşılan. Yine de Hazine’den sorumlu mevcut bakanın da sürecin içinde yer almaya devam etmesi faydalı olur kanaatindeyim.

Ancak bu düzenlemenin zamanlaması ve varlıkların devir usülü tartışılır; özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sürece dahil olması gerektiğini düşünenlerdenim. Bu kadar varlık bir anda fona devredilmeli miydi konusu da bence sıkıntılı, şimdi Türkiye Varlık Fonu Anonim Şirketi yönetim kurulunun omuzlarına da yük bindi, keşke önce fon yönetim kurulu oluşturulup ondan sonra da bu kurulun görüşleri doğrultusunda aktarımlar yapılsaydı, belki de arka planda bu istişareler yapılmıştır bilemiyorum.

Önceki yazımda da belirttim, Hazine, bürokrasinin tam ortasında olan bir kurum, geçmişten gelen bazı refleksleri, müktesebatı var. Herhangi bir konu gündeme geldiğinde geçmişte yapılan uygulamalar bazen ayak bağı olabiliyor, “üç sene önce şöyle yapmıştık şimdi farklı yapamayız” denebiliyor. Yapılan düzenleme ile fona devredilen şirketler için yeni bir sayfa açılmış oldu, daha esnek hareket etme imkanı sağlandı.

İLGİLİ HABERTürkiye Varlık Fonu ne işe yarayacak?Türkiye Varlık Fonu ne işe yarayacak?

Diğer taraftan varlık fonu anonim şirketinin özellikle kısa vadede büyük kaynaklar yaratabileceğini düşünmüyorum. Borçlanma konusunda da Hazine tarafından yapılan borçlanmalardan daha düşük faizle borçlanabileceğine de ihtimal vermiyorum, amaç da bu olmamalı. Kanaatime göre en doğru hedef fondaki şirketlerin ve diğer varlıkların,  ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlayacak şekilde yönetilmesi olmalı.

Muhtemelen seçilen yönetim kurulu, fon bünyesindeki şirket yönetimlerine “artık daha fazla performans eksenli çalışacaksınız ve sadece yönetim kuruluna karşı sorumlu olacaksınız” mesajını verecek böylece bu şirketlerin daha rekabetçi olmaları sağlanmaya çalışılacak. Belki bu şirketlerden, varlıklardan bazıları satılacak ancak gelen para Hazine’ye gitmeyecek, başka yatırımlarda kullanılacak, belki başka şirketlere ortak olunacak.

Bu bakış açısı şimdiye kadar yoktu. Hazine Müsteşarlığı yediemin olarak çalışır genelde, devlet bir şirket kurar, hisseleri Hazine’dedir, Hazine temettü alır, şirket genel kurullarına temsilci gönderir, Hükümetin yönlendirmesiyle gerekirse bu şirketlerin yönetimlerini değiştirir, budur genelde yapılan. Şu şirketi satalım payımızı şu kadara indirelim, şu şirketi kuralım, şu şirkette payımızı arttıralım türü stratejik konulara Hazine genelde girmez, asılgörevi de bu değildir. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın görevi de adı üstünde tek yönlüdür, özelleştirmek yani “satmak”. Satılan varlıklardan elde edilen kaynağı da Hazine’ye aktarmak, bu kadar.

Varlık fonunun ülke açısından stratejik adımları belirleyip kaynaklarını ona göre kullanması ya da yeniden ağırlıklandırması daha doğru olur. Örneğin fondaki bir kamu bankasının bir kısım payını satıp belki de Avrupa’da bir bankaya ortak olacak, belki Borsa İstanbul’un bir kısım hissesini satıp teknolojik gelişime faydası olacağını düşündüğü Silikon Vadisi’nden bir şirket alacak, olması gereken sanki daha çok bu gibi duruyor.

Son olarak Sayıştay denetimi konusunu ele almak istiyorum.  Eleştiri tarafında yer alanların tamamının dilinden düşürmediği bir konu bu. Sayıştay denetimi, rekabetçi ortamda iş yapmaları gereken yönetimler için sıkıntılı bir süreçtir, eşyanın tabiatına aykırıdır. Borsa İstanbul kurulurken Sermaye Piyasası Kanunu’na eklenen bir madde ile Borsa İstanbul ve iştirakleri Sayıştay Kanunu, Devlet İhale Kanunu, Harcırah Kanunu vb. bazı kanunlara tabi olmadığı hükme bağlanmıştı. Kim yazdıysa Allah razı olsun, korkmadan kararlar aldık, bir yolsuzluk varsa sorsunlar hesabını ama elimizi kolumuzu bağlamasınlar isteğimiz buydu.

Okuyucularıma meramımı daha iyi anlatmak için Sayıştay Kanunu’nun Sorumlular ve Sorumluluk Halleri başlıklı 7. Maddesinin 2. Fıkrasını aşağıya kopyaladım.

İLGİLİ HABERVarlık Fonu - Á La TurcaVarlık Fonu – Á La Turca

Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar; kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur Bu sorumluluğun yerine getirilip getirilmediği Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulacak Sayıştay raporlarında belirtilir. Kamu zararına sebep olunan durumlar ise bu zararın tazminine ilişkin hükme bağlama işlemi ile sonuçlandırılır.

Şirket yöneticisinin kaynakları etkili ekonomik verimli kullanmasını Sayıştay denetliyor,  tehlikeli derecede geniş bir ifade. Daha fazla yorum yapmayayım devam edeyim Aynı maddenin 3. Fıkrası da aşağıda

Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür. 

İLGİLİ HABER“Türkiye Varlık Fonu” diye bir şey yok aslında!

Şimdi bu hükme bakan bir kamu yöneticisinin ilk tepkisi ne olur? “Bu iş mevzuata aykırı mı değil mi, araştırın bakın arkadaşlar” der, başka ne diyecek. Hukukçular mevzuata bakar, eski yapılan işlere bakar, alınan önceki kararlara bakar, başka kurumlara da danışırlar, mevzuattaki bazı muğlak hükümler de girer devreye, çık çıkabilirsen işin içinden. Rekabetçi ortamda çalışan hızlı karar alması gereken şirketlerde  istenen bu mudur, siz karar verin.

Sayıştay Kanunu basit bir hüküm ile “denetlenen kuruluşta kasıtlı yolsuzluk usülsüzlük olması halinde rapor düzenlenir TBMM’ye sunulur” deseydi yeterliydi, Sayıştay denetiminden kimse de çekinmezdi.

Son olarak şeffaflık ve halkın bilgilendirilmesi konusunun önemine değinmek isterim. Türkiye varlık fonu ve varlık fonunu yönetmek için kurulan şirket son derece şeffaf olmalı, siyasetin yanında  halkımızı da bilgilendirmeli, halka açık şirketlerde olduğu gibi yıllık faaliyet raporunu web sitesinden yayınlamalı. Diğer taraftan varlık fonuna hareket serbestisi ve güç sağlayacak yeni kaynaklar da bulmalıyız ve bunu yaparken merkezi bütçe dengesini de olumsuz etkilememeliyiz, bu konuda da kafa yorulmaya başlansa iyi olur.

İLGİLİ HABERVarlık Fonu mu, denetimsiz Hazine mi?Varlık Fonu mu, denetimsiz Hazine mi?

 

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler