Sosyal Medya

Ekonomi

TÜİK verilerine eleştiri yağmuru

FÖŞ değerlendirdi: "TÜİK 2016 sonuna doğru yeni milli gelir veri serisini yayınladığı andan itibaren itiraz ettim. Verinin kalitesi hakkında soru işaretleri arttı, çünkü GSMH ile aylık veriler tutmuyordu"

TÜİK verilerine eleştiri yağmuru

TÜİK 2016 sonuna doğru yeni milli gelir veri serisini yayınladığı andan itibaren itiraz ettim, çünkü çalışma tamamlanmamış ve uzmanların denetiminden geçmemişti. Milli gelir gibi herkesi ve tüm piyasaları ilgilendiren bir konuda aceleye gerek yoktu. Bir süre daha beklenebilir ve gerekli uzman ve kamuoyu uzlaşması-desteği sağlandıktan sonra yeni seriye geçilebilirdi.

Tüm AKP’ye bağlı çalışan kurumlar gibi TÜİK de “haydi işine” anlayışıyla uyarıları dikkate almadı ve yeni seriyi yayınladığı gibi, eski seriyi yayınlamayı kesip karşılaştırma yapmamızı da imkansız hale getirdi.

O günden bu yana, verinin kalitesi hakkında soru işaretleri arttı, çünkü GSMH ile aylık veriler tutmuyordu. Ama hükümet hiç tınmadan böbürlenmeyi sürdürdü, halk arasında “hızlı büyüme” alay konusu oldu, TÜİK siyasete alet olmakla itham edildi, itibar kaybetti.

Bence TÜİK siyasetçilere yalakalık yapmıyor, ama hatada israr edip kibir suçunda azmediyor. Size kendi görüşlerimi de yazacağım, ama bu analizde iki değerli ekonomist Prof Korkut Boratav ve Fatih Özatay’ın eleştirilerine tercüman olmak istedim:

Korkut Boratav: Büyüme göstergelerinde kargaşa

2017’nin büyüme göstergelerine ilişkin ilk karşılaştırmayı, yine TÜİK’in yayımladığı sanayi üretim endeksleriyle başlatalım: Ocak-Haziran 2017’de 12 ay öncesine göre yüzde 2,1 oranında artış belirleniyor. Geçmiş yılların ortalama katsayılarına (esnekliklerine) göre hesaplansaydı, sanayi üretim değerinde yüzde 2,1’lik artış, millî gelirde sanayi sektörü büyüme hızını yüzde 2’nin üzerine çıkaramazdı.

TÜİK ise, Ocak-Haziran 2017’deki milli gelir hesaplarında sanayi sektöründe yüzde 6,5’lik bir büyüme temposu “keşfetmiştir.”

Nasıl yaptı? Millî geliri, üretim anketlerinden hareketle hesaplamaya son vererek; “idarî” belgelerdeki şirket verilerini kullanarak…

TÜİK’in yeni hesaplarına göre, sanayi üretimi ile millî gelirdeki sanayi kalemi arasındaki büyüme makası zaman içinde açılmaktadır: 2016’da %1,9  %4,5; Ocak-Haziran 2017’de ise %2,1  %6,5…

Türkiye sanayi sektöründe üretimden bağımsız katma değer oluşmasını (üstelik giderek artan oranlarda) mümkün kılan bir ekonomik ve teknolojik “mucize” mi gerçekleşmektedir? Mühendislerin ve iktisatçıların bir türlü yanıtlayamadığı bu bilmeceyi TÜİK, sanayi üretim endeksleri yayınına son vererek çözecekmiş.

2016’da inşaat üretim endekslerinin artış oranı %2; sektörün millî gelirdeki büyüme hızı %5,6 çıkmıştı. TÜİK, bu uyumsuzluğu da inşaat üretim verilerinin yayınını durdurarak çözdü.

İstihdam – Millî gelir kopukluğu

İstihdam istatistikleri, millî gelirin düzeyi, büyümesi ile doğrudan bağlantılıdır. Sektörler arasında istihdamın kayması ve üretim kollarındaki teknik ilerlemeler, ekonominin tümünde emeğin ortalama verimini yukarı çeker. “Normal” yıllarda millî gelirin istihdamdan biraz daha hızlı büyümesi beklenir.

Ocak-Haziran 2017’de bu bağlantı da “uçup gitmiştir”. İlk altı ay boyunca Türkiye ekonomisinde istihdam rölanti (yüzde 2,1’lik) bir tempoyla artmıştır. Önceki yılların istihdam ve (bizim hâlâ güvendiğimiz) eski millî gelir serilerine göre, bu istihdam artışının millî gelirde yüzde 3 civarında bir büyümeye yol açması beklenebilirdi.

TÜİK’e göre ise, Ocak-Haziran 2017’de ağır-aksak artan istihdam, millî gelirde coşkulu bir canlanmaya yol açtı: %2,1 a %5,1… Türkiye ekonomisinin ortalama emek veriminde bir yıl içinde açıklanması çok güç bir sıçrama…

Peki işsizlik? Ocak-Haziran 2017’nin ortalama işsizlik oranı, 12 ay öncesinin ortalamasına göre çarpıcı boyutta yükselmiştir: %10,4 a %11,6… İşsiz sayısında Ocak-Haziran ortalamaları, bu yıl %17 oranında artmıştır.

Sonuç: Bu yılın ilk altı ayındaki büyüme temposu, işgücü arzındaki artışı massedecek, emecek boyutta gerçekleşmemiştir.

TÜİK’in yüzde 5,1’lik büyüme bulgularını, “ekonomi coştu” sloganlarıyla alkışlayanlar, Ocak-Haziran ayları boyunca sayıları 3,2 ile 4 milyon arasında seyreden işsiz insanın, “bize niçin yansımıyor?” sorusunu yanıtlamalıdır.

Fatih Özatay: İnşaat yatırımları ve ilgili göstergelerde uyum sorunu

Değerli iktisatçı Zafer Yükseler’in ikinci çeyrek gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) verilerini değerlendiren çalışmasını biraz gecikmeyle de olsa okumam imdadıma yetişti; kararsızlık kalktı, “blockchain ve merkez bankacılığı” daha sonraya kaldı.

Söz konusu çalışmanın tümünü ele almayacağım (merak edenler www.researchgate.net adresinden ulaşabilirler). Her fırsat düştüğünde Türkiye’de makine ve teçhizat yatırımlarının neden bir süredir hep azaldığını sorguluyorum. Oysa aynı durum inşaat yatırımları için geçerli değil; hızla artıyor inşaat yatırımları. Hem de ne artış. Bir yıl öncesinin aynı dönemine kıyasla yılın ilk çeyreğinde yüzde 14 oranında, ikinci çeyreğinde ise yüzde 25 oranında yükseliş var. Üstelik bunlar enflasyondan arındırılmış artışlar.

Zafer Yükseler, çalışmasının “GSYH Hesaplarına İlişkin Sorun Alanları” başlıklı alt bölümünde, TÜİK’in değişik bir yöntem kullanarak geçen yılın son çeyreğinden itibaren yayınlamaya başladığı yeni GSYH verilerinin bazı alt kalemleri ile bu verilerle ilgili olması beklenen başka göstergeler arasındaki uyum sorununa dikkat çekiyor. Ele aldığı konulardan bir tanesi de inşaat yatırımlarındaki bu hızlı artış. İnşaat yatırımlarının, yeni yöntem ile eski yönteme kıyasla 2013-15 döneminde ortalamada yüzde 110.3 (yine reel) daha fazla gerçekleştiğinin belirlendiğinin altını çiziyor. 2017’nin ilk iki çeyreğinde gözlenen yüksek artışın ise “inşaat istihdam endeksi”, “inşaat sektöründe çalışılan saat sayısı”, “yapı kullanım izinleri” ve “hanehalkı işgücü anketinden elde edilen inşaat sektörü istihdamı” gibi verilerde aynı dönemde gözlenen gelişmeler ile belirgin bir uyumsuzluk gösterdiğini vurguluyor. Mesela ikinci çeyrekte ilk üç göstergede (bir yıl öncesinin aynı dönemine kıyasla) önemli düşüşler var. Dördüncü gösterge ise sadece yüzde 0.7 oranında yükselmiş. İnşaat yatırımlarındaki gelişme ile uyum gösteren tek ilgili veri, “verilen yapı ruhsat izinleri”. Yılın ilk çeyreği için ise bu beş göstergenin dördünde azalış var. Söz konusu çalışmada yer almayan başka uyumsuz bir gösterge daha mevcut. Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği verilerine göre çimento yurtiçi satışları (miktar olarak) yılın ilk altı ayının her birinde bir yıl öncesinin aynı dönemine kıyasla daha düşük olmuş.

 

FÖŞ

Şahsi websitemi yeniledim, ziyaret etmenizi rica ederim

http://atillayesilada.com/konferans/

Yorumlar

Banner

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler