Sosyal Medya
**8*

Trump’ın Suriye ile eğitimi ve Türkiye için yeni fırsatlar

7 Nisan 2017

Bu ülkede yaşamaktan adeta dayanılmaz bir keyif duyuyorum, çünkü doğuştan varolan ruhsal marazlarımı depreştirerek bol miktarda yeşil reçete sakinleştirici ve anti-depressana erişmeme fırsat veriyor.

Son günlerde değerli ve kanıma susayan okurlarım tarafından iki yepyeni, son derece innovatif ve sosyal bilimler açısından tartışılmaya ve üstünde tez yazılmaya muhtaç suçlamaya muhatap bırakıldım.  Birincisi referandumda “gizli EVETçi” olmak, ikincisi eğer sonuç HAYIR çıkarsa piyasaların karışacağını iddia ederek aslında EVET kampına hizmet etmek.

Gizli EVETçi kavramını 3 gündür aralıksız içerek kafamda evirip çeviriyorum, bir deliğe sokamıyorum. Acaba böyle bir şahsiyet nasıl bir ruh haliyle hareket eder, ya da EVET oyunu gizleyerek nasıl bir menfaat temin etmeyi ümit eder? Ulan bir kıçıma HAYIR dövmesi yaptırmadığım kaldı be! Belki de yaptırmışımdır? Nerden biliyorsunuz? Bir Odin bilir, bir de yakında beni mapusta “yakın aramadan” geçirecek olan ceza-infaz memuru.

Ya da HAYIR çıkarsa piyasaların karışacağı tespiti. Acaba “Hiç merak etmeyin, HAYIR çıkacak, piyasalar öyle  prim yapacak ki, ağzınız açık kalacak” yazsam, bir daha kimse beni okur mu?    Ya da HAYIR oyu verecekler arasında intikam olarak AKP’nin ekonominin ebesini dütmeyeceğini bilmeyen var mı?

Ama bir yazar olarak sevilmek benim için önemli bir tutku değil. Hatta sevilmek de istemiyorum, çünkü asıl trafik çeken nefret edilmek. Kendimden biliyorum. Sabah ayıldığımda, ya da elim klavye tutacak kadar titreme ve kusmalar geçtiğinde, ilk işim gırtlağına sarılacak kadar nefret ettiğim angutların makalelerini okumak olur. Onların salakça zırvalamalarından aldığım negatif enerjiyle tutunurum hayata.

Bugün sizi daha da kızdıracak bir makaleyle 25 yıllık şanlı fakat şerefsiz ve satılmışlıklara dolu yazarlık kariyerimde yeni bir merhaleye merhaba diyorum.  Trump Esad denen insanlık düşmanı canavarın askeri üssünü bombalamış. Az bile etmiş, bana kalsa sarayını bombalar, ecdadını betona gömer, uydudan çekilmiş fotolarını da Kim Jong-un’a yollar, arkasına “bil bakalım, sırada kim var,  çekik  göz” yazardım.

Fantazileri bir kenara bırakalım. Esad’ın İdlip’te işlediği insanlık suçuna Trump’ın yaptığı misilleme ile Suriye’de oyun yeniden kuruluyor ve Fırat Kalkanı ile birlikte oyunda söz sahibi olma hayalleri de sonlanan Ankara ile için yepyeni fırsatlar doğuyor.  Bu noktada artık kabadayılığı ve ucuz esnaf kurnazlığını bırakıp uzun soluklu bir strateji izlersek, son yılların hataların silip kara geçebiliriz.

Trump henüz Suriye’de Esad’ın iktidarının devrilmesini hedefleyecek bir askeri stratejiye geçmiyor. Ama Esad’ın İdlip başta Suriye’nin tümü üzerinde hakimiyet kurma ihtirasından geri adım atmaya niyeti yok. Rusya bu konuda Esad kadar istekli değil. İdlip de işgal edildikten sonra, oyundan çıkmak niyetinde.  İran için tüm Suriye’nin Esad’ın pençesine düşmesi şart. Hem İran hem de Esad onlara nominal olarak bağlı, ama temel hedefi Türk düşmanlığı olan PKK-PYD-YPG hakimiyetinde bir Kürt otonom bölgesi (idaresi, devletçiği) ile işbirliğine razı olabilir. Bu yönetim Doğu’daki Sünni Arap kabileleri ve diğer etnisiteleri de kendine bağlayarak Esad ve İran’ın kara güçlerinin yükünü hafifletir.  Bu plan ABD Rakka’yı DAEŞ’ten kurtarıp bölgeden çekilince hayat geçirilecekti.

Şimdi durum değişti. Pentagon ve Beyaz Saray harıl harıl Esad ve Rusya çalıyor. Bu dersin sonucunda ne çıkacak, kestirmek kolay değil. Ama Ankara çok değerli katkılar sunarak Suriye oyununu lehimize çevirebilir.  Birinci koşul Batı düşmanlığını terkedip AB ve NATO ile ilişkilerimizi kalıcı ve samimi bir ortaklığa dönüştürmek olacak. ABD bölgede Rusya, Esad ve İran’a karşı müttefik arayacaksa, bir gecelik sevgili istemez. Her yönüyle “Batı’nın” içinde yer alan sağlam bir kaleyle işbirliği arar.

İkincisi ve çok daha önemlisi, AKP Kürt vatandaşlarla Barış Süreci’ni yeniden başlatmak zorunda. %90 iç siyasi hesaplara dayanan HDP’nin tasfiyesi duracak. HDP Kürt vatandaş ve PYD-YPG arasında geleneksel elçi rolüne yeniden soyunacak.

Bir kez daha yazayım da kimse yanlış anlamasın. PKK hiç bir gelecek tasavvuru olmayan, en başta Kürtlere düşmanlık eden bir terör örgütüdür. PYD-YPG tamamen PKK kontrolündedir ve bu haliyle Türkiye sınırında devlet kurmalarına izin verilemez. Ama, nasıl zamanında Barzani ile dost olduysak, Suriye Kürtlerini de müttefik olarak islah edebiliriz. Bunun tek yolu da içerde HDP yoluyla yeni bir Barış Süreci başlatmak ve hızla Suriye’ye yaymak olur.

Bu senaryoda, yalnız Azez-Cerablus-el Bab üçgeni ve kolaylıkla rehabilite edebileceğimiz İdlip Vilayeti değil, Menbiç’ten başlayan ve Irak sınıra kadar yayılan Kürt bölgesi ve Güneyi’nde kalan Sünni Arap aşiretlerini de müttefiklerimiz arasına kaydedebiliriz. ABD’yle pazarlık masasına çok güçlü bir varlık portföyüyle otururuz.

İsteyeceğimiz de bellidir.  Suriye’de 1-2 milyon mültecinin barınacağı ve korunacağı güvenli bölgeler kurulacak. Biz karadan koruma, iaşe ve ibadesini yapacağız. ABD havadan devriye gezecek. ABD ve BM veya AB masrafları paylaşacak.

Esad gidecek, ya samimi olarak iktidarını Özgür Suriye Ordusu ve BM’in tescil ettiği sivil muhalif gruplarla paylaşacak. PKK elini Türkiye, Irak ve Suriye’den çekecek. Çekmezse, biz askeri olarak gerekeni yapacağız, ve Pentagon çenesini kapatacak.

Ankara, Rusya ile karşılıklı menfaata dayanan ekonomik ilişkiler dışında işbirliğine gitmeyecek, Iran’ın Irak’ı etkisi altına almasına izin vermeyecek ve bir daha Iran’a ambargo konursa da el altından altın ticareti gibi kurnazlıklar yapmaya kalkmayacak.

Eğer Trump’a “Rakka’da YPG’yı bırak, bizle hareket et, Gülen’i iade et, Rıza Sarraf’ı serbest bırak” gibi dar ve gerçekleşmesi imkansız bir liste yerine böyle uzun vadeli, kapsamlı ve ABD’nin de menfaatlerine hizmet eden bir planla yaklaşırsak, belki bölgesel oyunu lehimize çevirebiliriz.

Yapmazsak?  Ehh, Erdoğan söylüyor.  Halk oylaması geçsin, Suriye’de Kürtlerin Doğu kantonlarına, Irak’ta Şegnal veya Doğuk-Zaho’ya operasyon var. Askeri olarak beceririz, orada mesele yok. Ama diplomatik olarak? ABD, Rusya, Esad, İran ve Bağdat hükümeti  ıslık mı çalacak TSK sınır ötesinde terörist avlarken?

Sizce hangi planın nimet-külfet dengesi daha avantajlıdır?

Teşekkürler, ben de sizin kıymetli valdenizi seviyor ve hürmetle o gül kokan ellerinden öpüyorum.

 

FÖŞ

 

Facebook sayfalarımı ziyaret edin

https://www.facebook.com/ayesilada

Twitter: @AtillaYesilada1

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları