Sosyal Medya

Ekonomi

Milli para ile dış ticaret ve cari açık konusu

Bu konu zaman zaman gündeme geliyor biliyorsunuz. En son Hürriyet gazetesi yazarı Sayın Ertuğrul Özkök “Bir ekonomi cahili ile Ekonomi…

Milli para ile dış ticaret ve cari açık konusu

Bu konu zaman zaman gündeme geliyor biliyorsunuz. En son Hürriyet gazetesi yazarı Sayın Ertuğrul Özkök “Bir ekonomi cahili ile Ekonomi Bakanı’nın yüzde 13 polemiği” başlıklı bir Pazar yazısında konuyu ele aldı. O yazıdan anladığım kadarıyla aslında ekonomi ve finans uzmanlarından daha fazla bilgi almak istiyor Sayın Özkök.

Ertuğrul Özkök gibi tecrübeli bir ismin son derece mütevazı bir başlık atmasını takiben konuya ilişkin bir yazının Hürriyet’te yayımlanmasını bekledim biraz. Ancak bildiğim kadarıyla bu konu Hürriyet ekonomi yazarları tarafından ele alınmadı, belki ele alacaklardır ama ben artık beklemeden görüşlerimi paylaşmak istedim.

Aslında konuyu Sayın Mahfi Eğilmez kendi web sitesinde “Kendime Yazılar” bölümünde Türkiye ile Rusya Arasında Ruble ve TL ile Ticaret” balıklı yazısında 12 Ağustos 2016 tarihinde ele almış, çok da güzel anlatmış, okumanızı tavsiye ederim, ben de konuyla ilgili bir iki kelam edeyim müsaadenizle.
Öncelikle dış ticaretimizi hangi ülkeler ile nasıl yapmaktayız bir bakalım. Türkiye İstatistik Kurumu TUİK’in web sitesinde hala 2015 dış ticaret verileri yayımlanmakta, dolayısıyla hareket noktam burada ilan edilen veriler olacak.

Sırasıyla en fazla ithalat yaptığımız beş ülke aşağıda tabloda yer alıyor.image

En fazla ihracat yaptığımız ilk beş ülke de aşağıda. image

İki tabloyu karşılaştırdığımızda Almanya, İtalya ve ABD’nin her iki listede de olduğunu Çin ve Rusya’yı ise en fazla ithalat yaptığımız ülkeler tablosunda görüyoruz. Çin ve Rusya’ya ihracat tutarlarımız görünmüyor ama TUİK web sitesinden verilere erişebilirsiniz, en fazla ithalat yaptığımız Çin’e ihracatımız sadece 2,5 milyar dolar civarında, Rusya’ya ihracatımız ise 3,5 milyar dolar civarında.

Rusya ya da Çin ile milli paralar kullanılarak ticaret anlaşması yaptık diyelim ama hemen bir parantez açalım, bu anlaşmaları duyan ve 2015 yılında en fazla ihracat yaptığımız ülkeler arasında 3. sırada yer alan Irak yönetiminin bizimle de aynı anlaşmayı yapmak istediğini varsayalım. TUİK web sitesinde en çok ithalat yapılan 20 ülke arasında Irak yok, en çok ithalat yaptığımız 20. ülke olan Çek Cumhuriyeti’nden 2,2 milyar dolar civarında ithalatımız olduğunu görüyoruz, bu çerçevede Irak’tan ithalatımızın yıllık tutarının 2 milyar dolar olduğunu varsayalım. Bizim ihracatçılarımız Irak’tan alacakları yaklaşık 8,5 milyar doların tamamını Irak Dinarı olarak almayı kabul ederler mi?

Varsayalım kabul ettiler, bunun sadece 2 milyar dolarlık kısmı ithalata harcanacak gerisi ne olacak. Bu parayı bizim Merkez Bankamız rezerv para olarak tutar mı? Uluslar arası finansal sistemde Irak dinarı rezerv para olarak kabul görür mü? Dolayısıyla elde kalan Irak dinarı muhtemelen dolara ya da altına çevrilecektir.

Rusya ile anlaşma yaptık diyelim. Rusya nette bizden aldığı dolar yerine TL kabul eder mi dersiniz? Hadi kabul etti diyelim, bu kadar TL’nin (17 milyar dolar karşılığı TL) tamamını rezerv olarak tutar mı? Çin ile de benzer bir anlaşma yaptık diyelim. Çin Halk Cumhuriyeti’nin Türkiye ile olan dış ticaretinde net fazlası 22 milyar dolar. Bu paranın tamamını TL ile ödesek Çin bu TL’leri ne yapacak. Ya çok sayıda Çin’li ikna edilip ülkemize turist olarak yollanacak, bu TL’leri onlar harcayacak, ya da Çin bu TL’yi dolara, euroya ya da altına çevirecek.

Rusya veya Çin merkez bankalarının yerine koyalım kendimizi. Devlet zoru ile “bu fazla TL’yi rezerv para olarak tut” emri gelmezse ne yapardık. Son dönemde TL’de yaşanan değer kaybı, 1994’te yaşanan döviz krizi, 2001 de yaşanan devalıasyonu bilen Rus Merkez Bankası ya da Çin Merkez Bankası yetkilileri belki hatır için bu TL’nin çok az kısmını rezerv olarak tutar, muhtemelen kalan kısmını da -hadi dolara çevirnesin ABD’yi sevmiyor olabilirler ama- muhtemelen altına çevirirlerdi. Örneğimizden devam edelim, altın uluslar arası piyasada dolar ile işlem görüyor ama varsayalım Çin ya da Rus Merkez Bankalarına altını satanlar TL ile satmayı kabul etti, onlar ne yapacak, Türkiye ekonomisi ihracatçı bir ekonomi değil ki.

Yine de iyimser olalım ve varsayalım 29 milyar dolarlık cari açığın tamamı TL ile finanse edildi, yani Türkiye’ye mal satan ülkeler TL ile ödeme yapmamızı kabul ettiler ve ellerindeki TL’yi de dolara, euroya ya da altına çevirmiyorlar. Bu TL ne olacak, bize mal satıp Tlalanlar ya Türkiye Cumguriyeti Devleti’nin TL cinsinden hazine bonolarını ya da devlet tahvillerini alacaklar ya da bankalara TL mevduat olarak gelecek bu para, o da TL faizleri işlerine gelirse.

Bu durumda cari açık da bu şekilde devam ederse kamu borç stoku ya da TL mevduattaki yabancı ağırlığı büyümeye başlayacak. Bir başka kriz anında ya da kriz olmasına gerek kalmadan bu ülkelerin fikir değiştirdiğini ve TL varlıklardan çıkıp başka ülke varlıklarına ya da altına geçmeye karar verdiğini varsayalım. O zaman ne olur bir düşünelim. Karşımızdaki Türk vatandaşı değil yabancı, “aman milli paramızı koruyalım dolara geçmeyelim” derseniz adamın milli parası TL değil, dinlemez. TL mevduat veya hazine bonosu devlet tahvili cinsinden bu ölçüde birikmiş bir yabancı alacağı da bence saatli bomba gibidir, dikkat etmek gerekir.

Özetle kaşılıklı milli paralar ile ticaretin gelişmesi, Çin ve Rusya’nın ABD ve Avrupa ile bilek güreşinde Yuan ve Ruble’nin daha fazla rezerv para birimi olarak güçlenmesine faydası olur, bize çok önemli bir faydası olmaz. Cari açığımızı TL ile fonlamanın risklerini de düşünmekte fayda görüyorum, asıl önemli olan kök sebebi anlamak ve çözmektir. Ülkemizi tükettiğinden daha fazla üreten ve dış ticaret fazlası veren bir ülke haline getirmedikçe milli paralar ile ticaret Rahmetli Erbakan Hoca’nın deyimiyle “pansuman tedbir” den öteye geçmez.

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler