Sosyal Medya

Ekonomi

Mevzumuz bahisler

Bir zamanlar sadece milli piyango ve spor totonun olduğu günlerden bir çok spor müsabakası üzerine ve son derece farklı şekillerde…

Mevzumuz bahisler

Bir zamanlar sadece milli piyango ve spor totonun olduğu günlerden bir çok spor müsabakası üzerine ve son derece farklı şekillerde bahislerin oynanmakta olduğu zamanlara gelmiş bulunuyoruz.

Ülkemizde bahisler de dahil olmak şans oyunları 5602 sayılı “Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanun” ile düzenlenmiş durumda. Ayrıca Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılmış olan “Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği” de bahisleri düzenleyen bir alt düzenleme.

Önce şans oyunlarının devlet açısından gelir tarafına bakalım. Mill Piyango ve Spor Toto  devlete ait kurumlar, bunların gelirleri zaten doğrudan devlete gidiyor. Diğer yandan, yukarıda bahsi geçen Kanun kapsamında her türlü şans oyunları faaliyetinden elde edilen hasılat, şans oyunları vergisine tabi. Devlet vergisini bu şans oyunlarını düzenleyen kurum veya şirketlerden toplam hasılat üzerinden alıyor. Kanun’a göre spor müsabakalarına dayalı müşterek bahislerden % 5, at yarışlarından % 7 ve diğer şans oyunlarından % 10 oranında vergi alınıyor.

Resmi rakamlar çerçevesinde ülkemizde yaklaşık yıllık şans oyunları hasılatını hesaplamak için vergi gelirlerinden hareket ettim. Maliye Bakanlığı’nın Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü biriminin içerik açısından son derece faydalı bir web sitesi var, vergi gelirleri kırılımı ayrıntılı bir şekilde bir tabloda gösterilmiş. Bu siteden edindiğim bilgiye göre şans oyunlarından elde edilen yıllık vergi geliri toplamı, 2015 yılı için 842 milyon TL olarak gerçekleşmiş, 2016 yılı için ise hedef 947 milyon TL olarak belirlenmiş.

Müşterek bahislerden alınan % 5, at yarışlarından alınan  % 7 ve diğer şans oyunlarından alınan % 10’un ortalaması yaklaşık % 7,5 civarında. Dolayısıyla % 7,5’i yaklaşık 950 milyon TL olan toplam hasılatın 2016 yılı için yaklaşık 13 milyar TL olduğunu görüyoruz. Şu anki dolar kuruyla yılda yaklaşık 3,5 milyar dolar  tutarında şans oyunu oynanıyor ülkemizde. Bu tutara internet üzerinden oynanan yasadışı bahisler de dahil edilirse muhtemelen 4 milyar dolara yakın (yasadışı bahis tutarı konusunda tahmin yapmak son derece güç olduğundan belki de çok daha fazla) bir hasılatı var sektörün.

Spor karşılaşmalarında oynanan bahisler epey yaygınlaştı millet işi gücü bırakmış bahis bültenlerini takip ediyor bir sürü teknik terim var, hepsini de sular seller gibi biliyor maşallah sade vatandaş. Benim spor bahislerinde asıl takıldığım nokta “Spor Müsabakalarına dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliği’nde sporcuların, kulüp yöneticilerinin bahis oynamasına ilişkin herhangi bir yasaklayıcı hükmün yer almamış olması.

Ancak burada bir noktayı atlamayalım: Türkiye Futbol Federasyonu’nun web sitesinde yer alan Futbol Disiplin Talimatı’nın 57. Maddesinde aşağıdaki hüküm yer alıyor.

(1) Kulüplerin yöneticilerinin, futbolcularının, müsabaka görevlilerinin, görevlilerin ve diğer kişilerin futbol müsabakalarına ilişkin olarak düzenlenen bahis ve benzeri şans oyunlarına doğrudan ya da dolaylı olarak katılması yasaktır.

(2) Aksine hareket eden kişiler, üç aydan bir yıla kadar müsabakalardan men veya hak mahrumiyeti cezası ile cezalandırılır.

Futbol Federasyonu özerk bir kuruluş, disiplin  işini kendi yürütebilir diye düşünülebilir. Ama bahis işine sadece futbolcular bulaşmamışsa, meslek dışından birileri de bulaşmışsa yaptırımı ne olacak? Varsayalım futbolcu başka bir şahıs üzerinden bahisler oynadı ve bu tespit edildi, hadi futbolcu müsabakalardan men edildi, peki diğer şahıslara ne tür yaptırım uygulanacak?

Dolayısıyla bir meslek kuruluşunun disiplin talimatında bu konunun yer alması bence yeterli değil, Resmi Gazete’de yayımlanmış bir kanun ya da yönetmelik yoluyla meslek dışındakileri de kapsayacak hukuki yaptırımlar getirilmesinin daha etkili olacağını düşünüyorum.

Konu futbol ile de sınırlı değil, at yarışlarında da benzer problem var. Türkiye Jokey Kulübü At Yarışları Yönetmeliği’nde bahisle ilgili hüküm aşağıda:

“MADDE 110 – (1) Jokeyler ve aprantiler hiçbir koşuda müşterek bahislere iştirak edemezler. Jokey, apranti, antrenör ve seyisler yazılı ve görsel basında koşularla ilgili tahminde bulunamazlar. Aksine hareket edenler yarış dürüstlüğüne aykırı hareket etmiş sayılır.”

Cezaya bakar mısınız, bu caydırıcı mı sizce? Ya bahis başka birisi üzerinden oynanmışsa onun cezası olmayacak mı? Bu iş bu kadar gevşek bir düzenleme ile engellenebilir mi?

Şimdi gelelim eski bir sermaye piyasası profesyoneli olarak benim size vereceğim örneğe:  6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun“Bilgi Suistimali” başlıklı 106. maddesi aşağıda:

“Doğrudan ya da dolaylı olarak sermaye piyasası araçları ya da ihraççılar hakkında, ilgili sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek nitelikteki ve henüz kamuya duyurulmamış bilgilere dayalı olarak ilgili sermaye piyasası araçları için alım ya da satım emri veren veya verdiği emri değiştiren veya iptal eden ve bu suretle kendisine veya bir başkasına menfaat temin eden;

a) İhraççıların veya bunların bağlı veya hâkim ortaklıklarının yöneticileri,

b) İhraççıların veya bunların bağlı veya hâkim ortaklıklarında pay sahibi olmaları nedeniyle bu bilgilere sahip olan kişiler,

c) İş, meslek ve görevlerinin icrası nedeniyle bu bilgilere sahip olan kişiler,

ç) Bu bilgileri suç işlemek suretiyle elde eden kişiler,

d) Sahip oldukları bilginin bu fıkrada belirtilen nitelikte bulunduğunu bilen veya ispat edilmesi hâlinde bilmesi gereken kişiler,

iki yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılırlar. Ancak, bu suçtan dolayı adli para cezasına hükmedilmesi hâlinde verilecek ceza elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.”

Bu yazıya mahsus olarak müsaadenizle Hürriyet yazarı Sayın Ahmet Hakan gibi bitireyim yazımı. “Başka sorum yok sevgili okuyucularım. Tanık sizin”

Küçük bir not: Bir önceki yazımda milli para ile dış ticaret konusunda Hürriyet Gazetesi’nde bir yazıya rastlamadığımı ifade etmiştim, ancak ben atlamışım, konuyu Sayın Uğur Gürses 4 Aralık 2016 tarihli yazısında ele almış, çok da güzel anlatmış. Henüz okumamışsanız, tavsiye ederim.

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler