Sosyal Medya

Ekonomi

Jeopolitik risklerin zirve yolu: ABD-Çin İlişkileri

Jeopolitik risklerden ayrı bir başlık altında söz etmenin sanırım pek bir anlamı kalmadı. Özellikle Rusya’nın Ukrayna üzerinden dünyaya armağan ettiği…

Jeopolitik risklerin zirve yolu: ABD-Çin İlişkileri

Jeopolitik risklerden ayrı bir başlık altında söz etmenin sanırım pek bir anlamı kalmadı. Özellikle Rusya’nın Ukrayna üzerinden dünyaya armağan ettiği jeopolitik riskin ardından gelen diğer jeopolitik riskler küresel boyutlu ekonomik ilişkilerin mütemmim cüzü haline geldi. Jeopolitik riskleri ayrıca ele almanın ve ekonomiler üzerindeki etkilerinden ayrıca söz etmenin gereği yok. Ekonomiyle ilgili değerlendirmelerin içinde doğal olarak jeopolitik riskleri de mutlaka değerlendirmekzorundayız. Dünyanın içinde bulunduğu kasvetli koşullar bunu gerektiriyor artık.

2016 yılının sonlarına sığan ABD’nin Rusya üzerine ilan ettiği yeni yaptırımlar uluslararası ilişkilerin seyrineyeni bir boyut kattı. Trump’ın resmi olarak görevine başlamasından önce Obama’nın bu son hamlesi Trump tarafından kendi başkanlığına başlangıcın zorlaştırılması olarak yorumlanıyor. ABD-Rusya ilişkileri uluslararası politikanın önemli bir boyutu. Diğer bir önemli boyut ise ABD-Çin ilişkileri. Sözü edilen ülkeler, dünyanın en büyük iki ekonomisini temsil ediyor.

Bir önceki yazımı, ABD-Çin ilişkilerini uluslararası ticaret kapsamında değerlendireceğime dair bir söz ile bitirmiştim. Bir önceki yazım, Çin’in bono piyasasında son dönemlerde yaşanan gelişmeleri ele almıştı.

Trump’ın başkan seçilmesinden bu yana yaptığı açıklamalar ABD-Çin ilişkilerinin önümüzdeki yıllarda sıkıntılı olacağına işaret ediyor. Trump’ın başkanlığında, ABD’nin Rusya ile ilişkileri son yılların alışılan seyrinin tersine yönelik gelişmelerin ortaya çıkacağını anlatıyor. Benzer bir durum ABD ile Çin arasındaki ilişkiler için de söz konusu. ABD’nin Rusya ilişkileri yumuşarken, Çin ile ilişkilerin sertleşeceğine yönelik güçlü sinyaller var.

Trump’ın Amerikan dış politikasında neler yapacağına dair belirsizlik tüm dünya ülkelerini merak içinde bırakmış durumda. İki hafta kadar önce Çin, ABD’ye ait bir insansız denizaltı aracına el koydu. Öncesinde, Trump’ın Kuzey Kore’nin nükleer gücüne ve ABD ile Çin arasındaki dış ticaretin dengesizliğine ilişkin Çin’de hiç hoş karşılanmayan açıklamaları olmuştu. Trump, Çin’in Kuzey Kore’yi uluslararası arenadan yeteri kadar izole etmediğini dile getirdi. Ayrıca, yaklaşık 40 yıldır devam etmekte olan “tek Çin” politikasını yok sayan ifadeler Tayvan ile ilgili değerlendirmeler üzerinden geldi. Çin, Tayvan’ı kendi toprağı olarak görüyor. Trump, bu bakış açısının dışına çıkan ve ABD’nin Çin’in bu politikasını dikkate almayacağı mesajını veren bir telefon görüşmesi yaptı. Görüştüğü kişi Tayvan’ın başkanı Tsai Ing-wen idi. Görüşmenin mesajı şu: biz Tayvan’ı dikkate alıyoruz, “tek Çin” politikası umurumuzda değil.

İLGİLİ HABER2017 için kontra kehanetler2017 için kontra kehanetler

Çin tarafından Trump ile ilgili yapılan yorumlar da Çin’in ABD ile ilişkilerinin gerginleşeceğini gösteriyor. Çin’in Amerikan karşıtlığı ile bilinen gazetesi Global Times’a verilen bazı beyanatlar ABD’ye sert bir şekilde karşı çıkılmasını öneriyor. Renmin Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler profesörü Jin Canrong’un Global Times’a verdiği beyanat şöyle: Çin bir ejderha, ABD bir kartal, İngiltere bir aslandır. Ejderha uyanırsa, kartal ve aslan ejderha için ancak atıştırmalık bir yiyecek olabilir. Eski bir hava kuvvetleri subayı Dai Xu da Çin’in ABD ile karşı karşıya kalmaktan hiçbir çekincesi olmayacağını söylüyor. Özellikle, Güney Çin Denizi’nde yaşanacak bir askeri kapışmadan ABD’nin büyük zararla çıkacağını ve Trump’ın başkanlıkta ikinci dört sene için hiç şansının kalmayacağını anlatıyor.

ABD-Çin ilişkileri bugüne kadar süratle bozulabildi ama hiçbir ABD başkanı ilişkileri kalıcı olarak bozacak bir politika izlemedi. Ortaya çıkan aksilikler bir şekilde hep tatlıya bağlandı. Obama, Trans Pasifik Antlaşması ile Çin’in devrede olmayacağı 12 ülkelik bir ticaret antlaşmasını hayata geçirmek üzereydi. Trump, bu antlaşmayı da bozacağını ifade etti. ABD açısından, Çin’e karşı Asya Pasifik’te bir blok oluşturmanın ve ilişkileri askeri açıdan germemenin uzun vadeli ve kalıcı bir yoluydu ticaret antlaşması. Trump, bunu umursamıyor. Aşırı milliyetçi, Nazi kültürü ve bakış açısı kökenli bir dış politika felsefesiyle iktidara geliyor. Birkaç gün sonra resmi olarak görevine başlıyor.

İşin ticaret tarafında ise olası gelişmeleri Trump’ın adaylarından okumaya çalışıyoruz. Trump’ın kabinesinde ABD’nin ticaret ve sanayi politikalarından sorumlu adayı Peter Navarro oldu. Ekonomi ile ilgili yasalar konusunda milyarder Carl Icahn aday olarak sunuldu. Trump, ekonomik büyüme ile ilgili ne kadar engel olarak gördüğü yasa varsa, hepsini kaldırmaya niyetli. Bu nedenle, zengin iş adamlarından oluşan bir kadro ile ekonomiyi yönetmek niyetinde. Kişisel görüşüm, vahşi bir kapitalizmin dozunun artırılacağı yönünde. Icahn, bu amaca çok uygun bir aday. Zaten kabine adaylarının hepsi vahşi kapitalizmin kodaman temsilcileri.

Navarro, Kalifornia Üniversitesi/İrivine’den bir akademisyen. 2012 yılında, yazarlığını yaptığı bir Çin belgeseli yayınlanmış. Belgeselin adı, “Death by China”. Navarro’nun fikirleri, Çin’in ABD’ye karşı bir ekonomik savaş ilan ettiği yönünde. Çin, ABD’ye ihracatını sürekli sübvanse ediyor ama ABD’den ithalatını sürekli olarak kısıyor. Belgeselde, Çin’i temsil eden bir bıçak ABD haritasına darbe indiriyor ve ABD haritası üzerinde kan akmaya başlıyor. Navarro, Çin’in ABD ile ticaretine bakış açısını “tarihin en büyük hırsızlık vakası” olarak niteliyor. Trump, Navarro’yu büyük bir vizyoner olarak görüyor. ABD’nin cari açığını kısacak, büyüme oranının artırılmasına büyük katkılar sunacak ve ABD’de istihdam yaratacak politikalara Navarro’nun önemli bir imza atacağını düşünüyor.

Trump, Çin’i dünyanın en büyük kur manipülatörü olarak görüyor. İlişkilerin gideceği nokta hoşuna gitmezse, Çin ürünleri üzerinde %45’lik ithalat vergisi uygulayabileceğini dile getiriyor.

İLGİLİ HABERObama Rusya'ya soğuk savaş ilan etti, Cumhuriyetçiler de destekliyor!Obama Rusya’ya soğuk savaş ilan etti, Cumhuriyetçiler de destekliyor!

Trump’ın kabine adaylarından Peter Navarro ve Wilbur Ross, ticaretin gerekli durumlarda daraltılması gerektiğini savunurken, diğer ekonomi ile ilgili adaylar çok güçlü ticaret destekçileri. Kabine adayları, ağırlıklı olarak ateşli ticaret savunucularından oluşuyor. Bu nedenle, Peter Navarro ve Wilbur Ross’un adaylıkları, kabine içindeki bir çelişki gibi duruyor. Trump’ın dış politikadaki potansiyel belirsizliklerine ticaret tarafındaki potansiyel belirsizlikler de ilave olmuş oluyor.

ABD ile Çin arasındaki ilişkilerin siyasi ve ekonomik açıdan bozulmasının Türkiye üzerinde doğrudan olumsuz etkileri olmayacaktır. Ancak, küresel ekonomi üzerinde yapacağı olumsuz etkiler dolaylı olarak Türkiye’de de hissedilecektir.

Trump, Avrupa’da hoş karşılanmadı. Obama’nın Rusya üzerinde uygulamaya aldığı yeni yaptırımlar Trump tarafından geri çekilebilir. Trump, Rusya ile iyi ama Rusya’nın müttefiki Çin ile kötü ilişkiler tesis edecek gibi. Türkiye, ABD ve Avrupa ilişkilerini germiş, Rusya ile yakınlaşmış durumda. Rusya ile yakınlaşma, İran ile de yakınlaşma anlamına geliyor ama Trump, İran üzerindeki ambargoları kaldıran antlaşmayı da yok edeceğini söylüyor.

Çok karmaşık ve kaotik olmaya aday bir dış politika ve uluslararası ticari ilişkiler söz konusu değil mi? ABD-Çin ilişkileri çok kritik bir yerde duruyor. Bu manzaradan kaos çıkar. Bu manzaradan vahşilik düzeyi artmış bir kapitalizm çıkar. Bu manzaradan, siyasi kaosun ticarette kaos yarattığı bir sonuç çıkar. Vahşiliği artmış kapitalizm ne demek? Krizleri engelleyen yasal sigortaların gevşetilmesi, gelir adaletsizliğinin artması ve küreselleşmeden dengeli olarak yararlanılamamasıdır.

2017 başladı. Kemerleri sıkı bağlayınız. İyimserlik ya da kötümserlik olmaz. Gerçekçi analiz olur.

İLGİLİ HABERABD-Çin ilişkileri saatli bomba!ABD-Çin ilişkileri saatli bomba!

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler