Sosyal Medya
**8*

Drama Köprüsü ve Enflasyon Raporu

1 Şubat 2017

Malumunuz olduğu üzere merkez bankamız yılın ilk Enflasyon Raporu’nu yayınladı. Konuyla ilgili zaten bolca haber ve yorumu şu saate kadar okuduğunuzu tahmin ediyorum.

Peki ama Enflasyon Raporu neden bu kadar önemlidir?

Şöyle anlatmaya çalışayım: Açık Enflasyon Hedeflemesi gibi kuralları belli rejimlere sahip merkez bankaları, kendilerine bir de “temel politika iletişim aracı” belirlerler. Enflasyon Raporu (eskiden Para Politikası Raporu vardı), TCMB’nin temel iletişim aracı olması açısından önemlidir. Elbette ki, belirsizliğin arttığı ya da yüksek frekanslı para politikası uygulanan dönemlerde, başta Para Politikası Kurulu toplantı özetleri olmak üzere daha sık paylaşılan raporlar da önemlidir. Ancak orta vadeli durumu anlamak, tahminleri oluşturmak için temel iletişim metinleri biraz daha muteber, deyim yerindeyse “ağır” raporlar olmalıdır.

Bir merkez bankası, temel iletişim aracı olarak belirlediği raporunda aynı zamanda piyasa beklentilerini yönlendirmeyi / yönetmeyi hedefler. Sözünüzün ağırlığı varsa, bu raporun gücü neredeyse bir faiz kararı kadardır. 1990’lardan önce elini göstermeye, ne dediğini anlaşılmayan ve sürekli sürpriz yapan merkez bankaları makbul kabul edilirken, 1990’lardan sonra kuvvetli ve açık iletişim de politika aracı olarak değerlendirilmeye başlandı. Bu algı da, Enflasyon Raporu gibi metinlerin önemini arttırdı.

Bu açıdan bakıldığında “olması gereken” Enflasyon Raporu’ndan beklentimiz nettir: Bize güven vermesi ve beklentilerimizi şekillendirmesi. Bildiklerimizin teyit edilmesinden ziyade, bilmediklerimizin bize anlatılmasını bekleriz. Ama daha önemlisi, bilmediklerimiz bize anlatılırken bunun en dürüst şekilde yapıldığına güvenmek isteriz.

Bu noktadan hareketle bizim Enflasyon Raporu’ndan gözüme çarpan bazı cümleleri sizinle paylaşmak istiyorum. Ama öncesinde raporu okuduktan sonra aklımda kalan genel çerçeveyi çizmek isterim. TCMB, çok zor bir denge oyunun içerisinde, altında kurtarıcı ağ olmadan ip üzerinde yürümeye çalışıyor. Bir yandan büyümedeki zayıflığı söyleyemiyor ama “talep şartlarındaki zayıflığın kurdan geçişkenliği sınırlaması” argümanı ile talep tarafında “çaktırmadan” SOS veriyor. Diğer taraftan “güçlenen maliyet yönlü” baskılar diyerek, talep zayıf olsa bile Türkiye’nin üretim yapısı nedeniyle kurdan geçişkenliğin kaçabileceğimiz ama kurtulamayacağımız bir durum olduğunu söylemeye getiriyor. Ama işte ikisini de net bir şekilde söyleyemiyor da lafı dolandırıyor. Bu da reaksiyon fonksiyonu konusunda yönsüz kalınmasına neden oluyor.

Gelelim benim aklımda kalan cümlelere (Parantez içindekiler benim yorumlarımdır):

*Syf 5: …yakın dönemde enflasyon görünümü iktisadi faaliyetin sınırlayıcı etkisine rağmen, vergi artışları, güçlenen maliyet yönlü baskılar ve gıda fiyatlarındaki yükseliş sonucunda bozulmuştur. (Yani TCMB diyor ki: Valla ben bir şey yapmadım! Vergiyi mi ben belirliyorum, tarım politikasını mı? İnsaf!)

*Syf 6: Yatırımlardaki toparlanma ise tüketim harcamalarına göre daha sınırlıdır. (2017’yi belki atlatırız da, 2018’in büyümesini sormayın!)

*Syf 6: Önümüzdeki dönemde turizm görünümünde kayda değer bir iyileşme olmamasına karşın…

*Syf 8: Enflasyonu düşürmeye odaklı ve sıkı bir politika duruşu altında…

*Syf 10: Enflasyon tahminlerine dair aşağı ve yukarı yönlü riskler bulunmakla birlikte, özellikle 2017 yıl sonu tahminine ilişkin yukarı yönlü risklerin daha belirgin olduğu değerlendirilmektedir.

Şu son iki cümleden sonra durmak isterim. Birincisi, uygulanan para politikasının “sıkı” olduğuna dair bir izlenim yok. Bu izlenimi yaratmak TCMB’nin görevidir ama bir ara isterseniz hesabını kitabını da yaparız birlikte. İkincisi ve çok daha önemlisi, izlenen para politikasının amacının enflasyonu düşürmek olduğu konusunda bir güven yok. Kaldı ki raporda da, MB’nin para politikası adımları, riskler vs anlatılırken bu adımların ne şekilde, hangi kanallardan, ne hızla enflasyonun düşmesine katkı sağlayacağı kısmı boş(lukta) bırakılıyor. “İyi düşün, iyi olsun” dercesine bir hal ama artık gideri yok. Enflasyon hedefini tutturamayan üstelik tahminleri de tutmayan bir merkez bankası olarak bir de üstüne “aslında yukarı yönlü risk yüksek” diyorsanız, bunun piyasaya verdiği mesaj tektir ve o da olumsuzdur.

Merkez bankaları, para politikası reaksiyonları ile kısa vadeli faiz kararı üzerinden orta-uzun vadeli faizleri şekillendirmeyi hedeflerler. Sözüne güvenilir, görüşü açık, ekonomiyi iyi anlayıp değerlendiren merkez bankalarının politika duruşları piyasaya öncü olur ve yön gösterir. Eğer merkez bankasına güven duyulmuyorsa, etki tam ters olur ve piyasa faizleri ile para politikası faizleri önce ayrışır sonra da para politikasının “özür dilemesi” ile sonuçlanır. Yani merkez bankasının gerçeği geç de olsa kabul etmesi ile…

Yılın ilk Enflasyon Raporu ne yazık ki güven vermekten uzak bir çalışma olmuş. İyi bakarsanız raporun son sayfasında yazılıp sonra silinmiş bir dörtlük göreceksiniz:

Drama Köprüsü canım, dardır geçilmez,

Enflasyon yine tutmayacak, söylesen dinlenmez,

Ver tahmini bre ekonomist, piyasa inlesin,

Bono ve kur piyasasında arkadaşlar dinlesin!

Hem “hadi canım yok son sayfada böyle bir şey” hem de “ayrıca o türkü de öyle değil” dediğinizi duyar gibiyim. Tamam işte, zaten Enflasyon Hedeflemesi de böyle bir şey değil. “Sorun yok” diyorsanız bana da uyar, birimiz çalar birimiz söyleriz, şarkı-türkü gül gibi geçinip gideriz! Köprüyü geçene kadar…

İLGİLİ HABERDinamik dinamik, tatlı tatlı, sıcak sıcak güme gidiyoruzDinamik dinamik, tatlı tatlı, sıcak sıcak güme gidiyoruz

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları