Sosyal Medya

Yeni sezona girerken makro görünüm – III

5 Ekim 2016

Önceki yazımızda yeni sezon makro görünüme dış finansman ile devam edeceğimizi söylemiştik ama Orta Vadeli Plan’ın açıklanması nedeniyle programı ve özellikle mali denge görünümünü öne çekmek farz oldu.

Orta Vadeli Program’da hükümetin önümüzdeki 3 seneye dair hedef ve tahminlerini gördük ve çıkardığımız ana sonuç bu seneye dair hemen hemen tüm hedeflerin kaçırıldığı, önümüzdeki üç yılın makro beklentilerinin bizimkilerden iyimser olduğu ve tutunacak tek dalımız olan mali disiplinden de feragat edildiği.

İLGİLİ HABERYeni sezona girerken makro görünüm - IYeni sezona girerken makro görünüm – I

İLGİLİ HABERYeni sezona girerken makro görünüm - IIYeni sezona girerken makro görünüm – II

Buradan büyüme karşıtı bir tutum içinde olduğumuz anlaşılmasın, hepimizin isteği daha fazla insana gelir ve mevcut gelirlerini arttırma imkanı sağlayan bir ekonomik ortam. Ancak bu ortamın yaratılması kalıcı fiyat istikrarının sağlanması, finansman maliyetlerinin aşağı çekilmesi, borçlanma ihtiyacının azalması ve kaynakların yeni yatırım ve istihdama kanalize edilmesi ile gerçekleşiyor. Orta Vadeli Program’da gördük ki yüksek büyüme hedefleniyor ancak işsizlik 2019’a kadar çift haneli oranlarda. Düşük cari açık hedefleniyor ancak özel ve kamu sektörü tasarruf açığından oluşan cari açığın kamu tasarrufları kısmında genişleme yaratılıyor. Yazının yazıldığı saatte metnin tamamını görmüş değiliz ancak ana büyüklüklerin üzerinden geçmek gerekirse Orta Vadeli Program şöyle bir görünüm arz ediyor.

OVP’de bu sene GSYH büyüme tahmini %4.5’ten %3.2’ye revize edilirken gelecek yıl büyüme hedefi %5.0’ten %4.4’e düşürüldü. 2018 ve 2019 büyüme beklentileri de %5 olarak belirlendi. 2016 büyümesindeki revizyonu gerçekçi bulurken 2017 ile ilgili hükümetin iyimser kaldığını düşünüyoruz. Önümüzdeki sene not indirimi sonrası finansman koşullarının sıkılaşması ile birlikte büyümenin %4’ün altında gerçekleşmesi muhtemel. Alınan önlemlerin yanı sıra global likidite koşullarının fevkalade elverişli olması, ihracat pazarlarımızın büyümesi ve enflasyonda iş dünyasının önünü görmesini sağlayacak bir düşüş ancak büyümeyi %4 veya üzerine taşıyacaktır.Olmayacak şey değil ancak en gerçekleşmesi muhtemel senaryo da değil.

Büyümedeki güçlü performans beklentisine karşılık işsizlik oranının 2019’a kadar çift haneli oranlarda kalması bekleniyor. Yani istihdam yaratmayan bir büyüme öngörülüyor. Önceki OVP’ye göre işsizlik 2017’de %10’un altını görüyordu. Yeni OVP’de işsizlik oranının 2019 yılında %9.8’e düşmesi bekleniyor.

Hükümet enflasyonun bu yılsonunda %7.5 olmasını bekliyor ki gıda fiyatlarının mevcut seyri devam ederse gerçekleşmesi gayet mümkün. Ancak sonraki yıllarda enflasyonun önce %6.5 ve sonra kalıcı bir şekilde %6.0’ya düşmesi büyümedeki güçlü performansla uyumsuzluk arz ediyor.

Cari açık tahminleri önceki OVP’de açıklanan oranlara nazaran yukarı revize edilse de artan petrol fiyatları, beklenen güçlü büyüme performansı ve bütçe açığında artş yani kamu tasarruflarında düşüş ile birlikte düşünülünce iyimser kalıyor. Hükümet 2016 yılında cari açığın GSYH’ye oranının %4.3 olmasını, 2017, 2018 ve 2019’da bu oranın %4.2, %3.9 ve %3.5’e gevşemesini bekliyor.

Bütçe dengesinin ise 2016 sonunda önceden açıklanan %1.3 oranında değil %1.6 oranında açık vermesi bekleniyor. Ayrıca bütçe açığının 2017 yılında %1.9’a çıkması (önceki: %1.0), 2018’de de %1.6 olması (önceki %0.8) bekleniyor. 2019 yılında da bütçe açığı %1.0’in altına inmiyor ve %1.3 olması hedefleniyor. Bütçe dengesindeki bozulmadan endişelenmemizin nedeni bütçe açığında artış borçluluğun önündeki en büyük kalkanın ortadan kalkması riskini içinde barındırıyor. Ayrıca kredi derecelendirme kuruluşları tarafından en dikkat edilen unsur olan mali disiplin ve kamu borç rasyolarında artışın da önünü açıyor. Kredi derecelendirme kuruluşlarının düşüncelerini önemsemesek bile orta-uzun vadeli ekonomik performansımız açısından borçluluğu düşük tutmaya mecburuz. Son verilere göre merkezi hükümet borç stoku 710.9 mlr TL seviyesinde. Tahmini GSYH’ye oran olarak %34-%35 civarında. Toplam kamu borç stoku ise ikinci çeyrek sonu itibariyle 742.9 mlr TL. Mevcut seviyeler endişeye mahal verecek seviyeler değil ancak yıllar harcayarak sağlanan kazanımdan feragat edilmesi riskleri daha fazla konuşmamız gerektiğini düşündürüyor.

İLGİLİ HABEROVP ve acı realitelerOVP ve acı realiteler

@ozlemderici

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları