Sosyal Medya

Yeni sezona girerken makro görünüm – II

23 Eylül 2016

Önceki yazımızda, önümüzdeki dönem büyüme ve işsizlik görünümüne değinmiş ve büyümede risklerin aşağı, işsizlikte yukarı yönlü olduğuna vurgu yapmıştık. Hemen ardından daha önce açıklanan ve tüketimi desteklemek üzere alınan önlemlere yenilerinin eklendiğini gördük. Bunlar arasında kredi kartı taksit sayısının 9’dan 12’ye yükseltilmesi, tüketici kredileri taksit sayısının 36 aydan 48 aya yükseltilmesi, konut kredilerinde bankadan alınabilecek maksimum kredi miktarının %75’ten %80’e çıkartılması yer alıyor. Hatırlarsanız bu önlemler bol likidite döneminin yan etkisi olarak hızla artan ithalat ve cari açığa sınırlama getirmek için konmuştu.

Beyaz eşya dışındaki elektronik eşya satışlarında taksit sınırının 9 aydan 6 aya indirilmesi ve gıda, cep telefonu ve akaryakıta taksit getirilmemesi yeni alınan önlemlerin cari açığa negatif etkisini sınırlamak amaçlı görünüyor. Bu kararı olumlu bulmakla birlikte alınan önlemlerin büyümeye etkisinin yarardan çok zararla sonuçlanabileceğini düşünüyoruz. Bunun en önemli nedenleri ise enflasyon ve büyüme kompozisyonuna etkisi.

Hatırlatmak gerekirse Ağustos ayında enflasyon, pozitif sürpriz yaparak beklentilerin altında kalmıştı ve gıda fiyatlarındaki gevşeme sayesinde gelen bu düşüşe enflasyonla mücadelede büyük bir başarı elde etmişçesine sevinmiştik. Ancak verinin beklentinin altında gelmesi gelinen seviyeyi alkışlanır kılmıyor. Ağustos ayı itibariyle yıllık enflasyonumuz %8, çekirdek enflasyonumuz ise %8.4 seviyesinde.

İLGİLİ HABERYeni sezona girerken makro görünüm - IYeni sezona girerken makro görünüm – I

Bu oranların düşük petrol fiyatlarına rağmen gerçekleştiğini ve ardında yatan tek nedenin de gıda olmadığını unutmamak lazım. Gıdayı dışarıda bırakan çekirdek enflasyonun da azalan kur geçişkenliğine rağmen çok yüksek olması, talep enflasyonunun varlığına işaret ediyor. Yüksek gıda fiyatları kaynaklı ikincil etkiler de söz konusu olabilir ancak bunun da gerçekleşebilmesi ancak talebin canlı olmasıyla mümkün olabilir. Asgari ücret zamları ve TCMB’nin faiz indirimleri ile likidite imkanlarını gevşek tutması çekirdek enflasyonun yüksek seyretmesine neden olan en önemli unsurlar.

ozlem1

Önümüzdeki dönemde de Rusya ile ilişkilerin düzelmesinin enflasyona negatif etkisi, gıda fiyatlarının halen oynak seyri, TCMB’nin faiz indirimlerine devam edecek olması ve son dönemde alınan tüketimi canlandırma hedefli önlemlerin ekstra enflasyon yaratacak olması, enflasyon görünümü konusunda iyimser olmamızı engelliyor.

Ekim ayında baz etkisi dolayısıyla %8.0’in altına bir sarkma göreceğiz ancak yılsonunda %8’in altında kalmamız çok zor. Özellikle tüketici talebini canlandırmaya dönük önlemlerin henüz bu amaca ulaşamadan dönüp enflasyonu vurmasından korkuyoruz. Zira talep enflasyonu beklentisi, getiri eğrisinin uzun tarafında satışa neden olup uzun vadeli tahvil faizlerini yukarı çekebilir. Bu durum tahvilin en büyük rakibi mevduat faizlerini de yukarıda tutacak ve yüksek mevduat maliyetlerini karşılamak üzere bankaların kredi maliyetlerini yukarıda tutmak zorunda kalmaları ile sonuçlanacaktır.

Dolayısıyla gevşeyemeyen kredi faizleri yatırım talebini daha da köreltip tüketimi arttırarak sağlanmaya çalışılan ekonomik büyümenin, yatırım düşüşü ile zayıf kalmasıyla sonuçlanabilir. Ayrıca büyümede istenilen performansa ulaşılamadan gelen enflasyon artışı reel kesim güvenini bozarak büyümeye ekstra zayıflık getirebilir.

Tüm bunların olmaması için ya TCMB’nin likidite koşullarını ciddi miktarda sıkması ya da yurtdışından sermaye girişinin canlanması gerekiyor. Birincisi ile ilgili olarak TCMB geçtiğimiz üç haftada biraz yol katetti. Halen yüksek olmakla birlikte APİ ile fonlama stoku Ağustos sonundaki 118.2 mlr TL seviyesinden dün itibariyle 92.8 mlr TL’ye geriledi. Hükümetin aldığı önlemler TCMB’nin likidite koşullarını biraz sıkılaştırabilmesi için imkan imkan yaratmış gibi görünüyor.

ozlem2

İkincisi ile ilgili ise risk priminin halen yüksek olması, reel getirilerin düşük olması ve kur volatilitesinin azalmış olmasına rağmen TL’nin değer kaybı riskinin halen yüksek olasılık olması yabancı yatırımcının pozisyon almasının önündeki en büyük engeller. Tasarruf açığı olan bir ülke olarak yurtdışından sermaye girişi sınırlı olduğu sürece büyüme performansının da kalıcı olarak iyileşmeyeceğini kabul gerekiyor. Bu durumun düzelmesi ancak yapısal reformlarla mümkün olacak ancak o tarafta da yol almakta halen zorlanıyoruz.

ozlem2

Sonraki yazımızda cari denge ve dış borç ve dış finansman görünümüne göz atacağız…

@ozlemderici

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları