Sosyal Medya

Bir tasfiye hikayesi: Giriş

31 Temmuz 2016

Bu bir yazı dizisinin girizgahıdır.

Baştan okuyucu uyarılmaktadır; kimi zaman sıkıcı, kimi zaman ayrıntılara dolu uzun bir yolculuğa çıkıyoruz.  Çok fazla zamanı olmayanlar yol yakınken bizden ayrılmalılar. Onlara pek faydamız olmayacak.

Sabredenlere ise bir dönemin ‘tasfiyesi’ni anlatacağım. Bugün hukuki olarak çökmüş davalarla bürokraside önü kesilenlerin kamuoyunun dikkatinden  kaçmış hikayelerine yer vereceğim. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından gözler doğal olarak ordu, yargı ya da emniyette mağdur edilenlere dönmüşken yazı bir hatırlatma yapacak: Bütün devlet kadrolarında benzer acılar yaşandı!

Beni tanıyanların bileceği üzere konu ekonomi bürokrasisi ile sınırlı kalacak. Bu hem askeriye-adliye konularındaki bilgi eksikliğimin; hem de ekonomi bürokrasisinde yaşananlara fazla gazetecinin ilgi göstermemesi nedeniyle işin bana kalmasının zorunlu bir sonucu.

Başlayalım… 10 yıl geriye giderek..

İşler 2007 sonrasında karışmaya başladı. Ergenekon, Balyoz vb. davalarla ülkede bir korku iklimi yaratıldı. O iklimde FETÖ, bürokrasiyi bugün boyutlarını daha iyi gördüğümüz üzere resmen ‘işgal’e girişti.

Kamuda herhangi bir muhalif kimliğe toleransın azaldığı bu ortam işgali kolaylaştırdı. Davalar, davaları izledi. Operasyonlar üzerine operasyonlar yapıldı. Kimi bürokratlar isimleri davalara karıştırılarak tasfiye edildi. Terfileri engellendi, pasif görevlere çekildiler, hatta kurumlarla ilişikleri kesildi.

Ekonomi bürokrasisini doğrudan hedef alan dava ise “Askeri Casusluk, Fuhuş ve Şantaj” davası oldu. 2010 yılında gelen bir ihbar maili ile başlatılan soruşturma 2012 yılında operasyonlara dönüştü. 6 dalganın ardından davada sanık sayısı 357’ye yükseldi. Sanıklar arasında 49 muvazzaf asker de vardı. Görünürde tıpkı Ergenekon, Balyoz, Kafes davalarında olduğu gibi operasyonun orduya karşı yapıldığı sanılabilir. Ama bu davanın başka bir boyutu vardı. Bugün bütün şüphelilerin beraat ettiği bu davayla sadece ordu değil, devletin tüm birimleri hedeflenmişti.

TASFİYE ARACI: FİŞLEME

Bunu yapmak için ise ‘dâhiyane’ bir senaryo bulunmuştu: Hayat kadınlarını kullanan bir çete, devletin gizli belgelerini elde etmeye çalışıyor, bu kadınlarla birlikte olan bürokratlar şantajla köşeye sıkıştırılıyor ve çeteye bilgi/belge getirilmeye zorlanıyordu. Bunu yaparken de her bürokrat teker teker fişleniyordu!

Hem de ne fişleme! Davada ismi geçen eskortlar, 40 yıllık istihbaratçıya taş çıkarak bilgi ve titizlikte tek tek her bürokratı fişliyordu. (Dava sırasında adı geçen bazı eskortların okuma-yazma dahi bilmediği ortaya çıkacaktı!) İşte bürokraside tasfiye için kullanılan ‘dâhiyane’ yol bu fişlemelerdi. Davada sanık olmasa da fişlemeler öyle dizayn edilmişti ki doğrudan bu kişilerin mesleki itibarlarını yok etmek amaçlanıyordu. Sadece mesleki itibarlarını mı? Aile ve sosyal hayatları da mahvedilecekti!

Şimdi uzunca bu düzmece fişlemelere yer vereceğim. Bu davaya konu olan insanların yaşadıklarını daha iyi anlamanıza yardımcı olacağını düşünüyorum.

MERKEZ BANKASI

Örneğin, bir Merkez Bankası çalışanı için (Fişlemelerde ismi geçenleri buraya tekrar yazıp bu kişilerin haksız ithamları yeniden hatırlamasını istemiyorum. Onun yerine X diyeceğim.  Yazım hataları ise bana ait değil. Doğrudan fişlemelerdeki gibi aldım) şunlar yazılmıştı:

Başdenetçi farklı tadlara bakmayı seviyor, elimde her çeşit fotosu olduğundan beni beslemek zorunda. MB Bilgi”

Bir başka Merkez Bankası çalışanı için ise kendisini kurumda zor durumda bırakmayı amaçlayan şu ifadelere yer verilmişti:

Müdür her gelişinde banka yönetimden dert yanar, onlara zarar olsun diye Merkez bankasından herşeyi verecek”

Her şeyi verecek! Sırf Banka yönetimine zarar vermek için hem de! Daha öncede belirttiğim gibi öyle ifadeler var ki amaç tam bir itibar cinayeti.

Belki daha da ağır benzer iki fişleme:

“ Şef- merkez bankasının baş pezevengi, kendi elinde bir şey yok ama getiremeyeceği adam da yok, bir verişe 1 adam yakar”

Ekonomist- uyuşturucu kullandığını bildiğimden yaptıramayacağım şey yok, merkez bankasından bir şey çıkmaz ama önemli arkadaşlarını getirmeye başladı (X gibi)”

“Yok artık yahu!” diyorsunuz öyle değil mi? Bir de şuna bakın:

Ekonomist yardımcısı – ayağı aksak ama zekası full kapasite, elime bir kez düştü, devamı gelecek. Merkez bankasını ağır aksakta olsa getirecek :)”

Davada devlete ait bazı gizli belgelerin çeteye getirildiği iddia ediliyordu. Şimdi şu fişlemedeki ‘gizli’ belgeye bakar mısınız:

“ Başdenetçi -YURTİÇİ VE YURTDIŞI YERLEŞİK TÜM KESİMLER MÜLKİYETİNDEKİ DEVLET BORÇLANMA SENETLERİ”

Yani Merkez Bankası tarafından her hafta Perşembe günü düzenli olarak açıklanan yabancıların DİBS pozisyonları ‘gizli’ belge olarak sızdırılmış!

HAZİNE’DE TİTİZ FİŞLEME!

Örgütün en çok hedef aldığı kurumlardan biride Hazine’ydi. Birçok üst düzey yetkili fişlenmişti.

“ Şube Müdürü- X  aracılığı ile ilişki kuruyor. Belge getirmeye başladı. Hazineci”

Eskort kadın öyle fişlemeler yapıyordu ki insan kaynakları uzmanı gibiydi:

Hazine Uzmanı – X aracılığı ile ilişki kuruyor. Geleceği parlak”

Sadece insan kaynakları mı?  Psikolojiden de anlıyordu:

“ HAZİNE UZMAN YARDIMCISI- Psikolojik sorunları var. Özel çalışma yapılması gerek.”

Hazine’yi de o kadar iyi biliyor ki stratejik öneme sahip belgeleri anlıyor:

“ HAZİNE KONTROLÖRÜ- İyi alıştı, çok düzenli ilişki kuruyor. Denetim biriminde stratejik bilgi getirmesi için”

DİĞER KURUMLAR

Bir iki örnek de BDDK’dan vermek gerekiyor.

“ BAŞKAN MÜŞAVİRİ- BDDK başkanı Tevfik Bilginin samimi arkadaşı ve aynı zamanda danışmanı. Kendisi üzerinden tevfik bilgin ve bankalar ile ilgili bir çok bilgiye ulaşılabilir.”

“DAİRE BAŞKANI –Banka denetim firmalarının kendi onayından geçtiğini söylüyor. Bu açıdan kullanılabilir. Milletvekili Sinan Aygünün yeğeniymiş. Bunun aracılığıyla Sinan Aygüne de ulaşılabilir. Bddk”

Şimdi aşağıda okuyacağınız fişlemeler yukarıda bahsettiğim ‘itibar cinayeti’ hakkında daha iyi örnekler olabilir:

SGK memur -Mutsuz bir adam bazen ilişki deli gibi gülme krizlerine giriyor. Bence biseksüel ama korkudan soramıyorum.sürekli erkek arkadaşlarından bahsedip duruyor.Hep anarşist takılıyor.sırf kininden dolayı rahatça kullanabiliriz.”

“ MASAK UZMANI –İlkinde fazla ümit vermese de zamanla çok ısınacağından eminim. Çalıştığı birim önemli. Daha fazla eğlenceyi hak ediyor.”

“ GELİRLER BAŞKONTROLÖRÜ –Zeki ama safça bir adam, çabuk gaza geliyor. Kişiliği oturmamış, ilgiye muhtaç, yanımızda çok mutlu olduğunu söylüyor. Biz istemesek de çantasında gizli belge eksik olmuyor.”

AĞIR BİLANÇO

Bilerek uzun tutulmuş bu kadar örnekten sonra şimdi bir an için yazıdan kafanızı kaldırın ve birkaç dakika düşünün: Bu suçlamalar ile karşılaşmış insanlar nasıl bir kabus yaşamıştır?

Mesele sadece mesleğini kaybetmekten öte öyle değil mi? Bütün hayatlarına kasteden bir saldırı. Nitekim, ne yazık ki bazı insanlar için böyle oldu. İşini, sağlığını ve ailesini kaybedenler oldu. Meslektaşlarına, ailelerine, arkadaşlarına ve daha kötüsü kulağı sağır gözleri kör savcı ve hakimlere anlatmaya çalıştılar kendilerini.

Sonuçta 357 sanıklı davaya binlerce kişinin ismi girdi. Yaklaşık 400 bürokrat, binlerce asker de dosyaya bu fişleme yoluyla eklendi.

Bazılarıyla davaların sürdüğü dönemlerde görüşme şansım olmuştu. Birçoğu, dava sürecinden umutsuzdu. Çalıştıkları kurumlardaki üstlerinin anlayışsızlığından yakınıyorlardı. Şimdi konuştuğumuzda “Nereden nereye” diyoruz.

Sonuçta, devlette liyakatın unutulduğu, bir dini cemaatin bütün sistemi ele geçirmek için rakip gördüğü herkesi sistemin dışına nasıl itmeye çalıştığını kısaca bu yazıda gördük. İlerleyen bölümlerde mağdurların söyleşileri ile resme daha yakından bakacağız.

Ama son olarak Merkez Bankası ve Hazine’de bu kumpas davasına ismi karıştırılan kişilerin isimlerini, dava öncesi ve sonrası pozisyonlarını paylaşayım.

tablo1
İlk 3 sıradakiler, görevden alınmalarının ardından açtıkları idari davaları kazanıp görevlerine geri döndüler, ancak aktif çalıştırılmadılar. 2. Sıradaki E.M.Göksu, süreli ekonomi müşavirliği görevinin bitiminde tekrar danışman yapıldı. 3. Sıradaki B.Deliorman, idari dava sonrası müdür yardımcılığına tekrar atandı. 2014 yılında Banka yapılanmasında müdür yardımcılıkları kaldırıldığından 1. Kadro dereceli uzmanlığa atandı.

4,5,6 ve 7. sıradakilere yakın zamana kadar iş verilmedi.

9,10 ve 11. Sıradakilerin birimleri değiştirilip, pasif işlerde çalıştırıldı.

tablo2

İzmir Askeri Casusluk Davası nedeniyle en büyük kıyım Hazine Müsteşarlığı’ndan uygulandı. Bir kişi memuriyetten çıkartıldı (Ömer Faruk Cenk), bir kişi meslek memurluğundan düz memurluğa düşürüldü (Selçuk Kırbaş) ve 6 kişiye de çeşitli disiplin cezaları uygulandı. Disiplin cezaları alanlardan mahkemeye gidenlerin tamamı bu cezaları iptal ettirdi. Memuriyetten çıkartılan ve meslek memurluğundan memuriyete düşürülen iki personel de görevlerine yine mahkeme kararlarıyla döndüler.

Devam edeceğiz…

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları