Sosyal Medya

Keynes Türkiye’de hayata döndü!

9 Eylül 2016

Dünya ekonomisi 1929 krizinin darbesiyle sarsılırken ve bir türlü toparlanamazken İngiliz İktisatçı John Maynard Keynes, derde deva üzerinde çalışıyordu.

Klasik iktisat görüşünün aksine, fiyat düşüşlerine rağmen talep artmıyor, her arz kendi talebini yaratmıyordu.

İktisat teorisi krize karşı çaresiz kalmıştı.

Keynes’in fikri ise basitti: Piyasa kendi kendine dengeye gelemiyor ve toplam talep artmıyordu. Buna karşı devlet harcamaları ve yatırımları ile ekonomiye müdahale etmeliydi. İç talep canlandırılmalıydı.

Bu politika, sıkıntıya giren bir çok ekonomide sıklıkla uygulanmaya başlandı.

Görünen o ki aynı sıkıntılara çare olsun diye bugünde Türkiye’de!

Büyüme yılın ikinci çeyreğinde yüzde 3,1 oldu. Alt kalemlere bakıldığında uzun yılladır değişmeyen tek bir hikaye var: Türkiye tüketim ve kamu harcamaları ile büyüyor.

İki kalemde Türkiye büyümesinin itici gücü durumunda.

Önce artan kamu harcamalarına biraz daha detaylı bakmak istedim.

Gelin Keynesyen ekonomimize bir göz atalım:

Bir kere kamu yatırım ve tüketim harcamaları, küresel krizden yani 2009’un ikinci çeyreğinden bu yana en sert artışını gösterdi. Yıllık artış hızı yüzde 15,9. İlk iki çeyrek ortalaması yüzde 13,4 ile patlamış durumda.

Aşağıdaki grafik son yıllardaki hızlı artış oranlarını gösteriyor.

kamuharcama

Peki büyümeye katkısı ne oldu?

Yüzde 3,1’lik büyümenin 1,95 puanı kamu harcamalarından geldi. Başka bir ifadeyle kamu büyümeye katkı yapmamış olsa Türkiye yüzde 1 civarında büyüyebilecektir. Aynı mantıkla ilk iki çeyreğe bakarsak daha çarpıcı bir tablo ortaya çıkıyor. Ortalama büyüme ilk iki çeyrek yüzde 3,9 oldu. Bunun 3,2 puanı ise kamu harcamalarından geldi. Yine aynı mantıkla, kamu harcamasa Türkiye iki çeyrekte sadece yüzde 0,7 büyümüş olacaktı.

Aşağıdaki grafikte ise çeyrekler bazında kamu harcamalarının büyümeye katkısını görüyorsunuz. 2015’in üçüncü çeyreğinden itibaren kamunun büyümeye ciddi katkı yapmaya başlaması dikkat çekiyor.

katki

Kamu harcamaları milli gelir içindeki payı yüzde 10 civarında. En büyük pay ise yaklaşık yüzde 70 ile hanehalkının harcamalarında.

Dolayısıyla bu iki önemli kalemdeki artışlar büyümeyi hızla yukarı itebiliyor.

Ancak buna sağlık bir büyüme diyemiyoruz.

Çünkü, yatırım yapmıyoruz, yatırım yaparak ürettiğimizi daha fazla dışarı satarak (ihracat) zenginleşmiyoruz. Bu durumda cepten yiyerek harcayıp büyüyoruz.

Örneğin ekonominin en önemli, sağlıklı ve kalıcı motoru yatırımlar artmıyor. 2015’te eksi olan özel sektör yatırımları, bu yılın iki çeyreğinde de eksi.

Bu trend maalesef uzun süredir devam ediyor. Yatırım ve ihracatla büyüyemedikçe bu kez kamu harcamalarında gaza basmak zorunda kalıyoruz.

Sonuçta akılda tutmakta fayda var: Keynes bir ülkeye girdiyse, o ülkede sıkıntı var demektir!

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları