Sosyal Medya
**8*

Negatif Faiz Oranları: Nedir, Ne Değildir? (1)

7 Temmuz 2016

Ortaçağda Arap matematiğinden habersiz bir Avrupalıya negatif sayılardan bahsetseniz, şüphesiz size deliymişsiniz gibi bakardı: “Eksi 5 de ne demek yahu? Manyak mısın sen!” Negatif sayıların Avrupa matematiğine iyice yerleşmesinin 18. Yüzyılı bulduğu bile söylenir. Finans hesaplarında ise neredeyse hiç yer bulamadı… Zira bu finans denen “bilim”in temeli faiz olup, o da özünde borç verilen bir meblağ karşılığında ödenen ek paradır. Yani 1000 TL borç almışsan ve bir sene sonra 1050 TL ödüyorsan faiz de % 5’tir. Diyebilirsiniz ki “Bunu çocuklar bile bilir, bize bunu ne anlatıyorsun?”

Siz öyle sanın işte… Bi şey bildiğiniz yok! Ama üzülmeyin! Bugünlerde siz ben ve hâttâ bütün iktisatçı denen mahlûklar ve dahi bankacılar, eş düzeyde cahiliz.

Çok değil şundan 10 sene önce bir bankere “negatif nominal faiz” diye bir şeyden bahsetseniz adam size ortaçağ Avrupalısı tepkisi verirdi: “Manyak mısın sen? Negatif faiz mi olur!”
Gerçekten de akıl baliğ olmuş bir insan, zihnî muhakemesi hâlâ yerli yerinde ise, niye verdiğinden daha azını geri almak için borç para verir ki?

Fakat bu soruyu soran kişi herhalde dünyanın ne acayip bir yer olduğunu öğrenecek kadar yaşamamış olmalı… Hele de finans denen şeyin acayipliğinden iyice bihaber…

12 Trilyon Dolarlık Tutarındaki Tahviller Negatif Faiz Veriyor
Hadi biraz abarttık diyelim, tamam 12 trilyon değil… 1 hafta önce Fitch Ratings’in açıkladığı tam rakamı verelim o zaman… Küresel bazda negatif faiz veren tahvillerin miktarı 11 trilyon 700 milyar ABD Doları tutuyor. Toplam küresel tahvil tutarının 45 trilyon Dolara yaklaştığını düşündüğümüzde bu, ödediğinizden daha az para elde ettiğiniz tuhaf “yatırım” kağıtlarının hiç de azımsanacak bir boyutta olmadığını söyleyebiliriz. Üstelik negatif faizli bu kağıtlar azalacağına sürekli ve hızla artıyor. Aşağıdaki grafik durumu özetlemek için birebir. Sarı renkli alan negatif faizli kağıtlar, lacivertler “normal”, pozitif faizliler:

negative debt

 

Görüldüğü gibi daha 2014’ün son aylarında bile ortada negatif faiz diye bir şey yok mertebesindeyken, şimdi bir hastalık mikrobu gibi hızla yayılıyor. Yine Fitch reyting kuruluşunun çalışmasına göre 23 Haziran’daki referandumdan Brexit’in çıkması da bu hızlı yayılmayı iyice şiddetlendirdi. Yine de yayılma ondan önce de belirgindi. Öyle veya böyle sadece son 1 ayda bu anormal tahvillerin miktarı %12,5 arttı.
Araştırmanın ortaya koyduğu bir başka gerçek de şu: giderek daha uzun vadeli tahviller negatife, giderek daha hızlı biçimde dönüyor. Yedi yıl ve daha uzun vadeli tahviller şişe şişe 2,6 trilyon Dolara çıktı; ki bu rakam sadece 2 ay öncesinin neredeyse 2 misli demek… Yani denebilir ki negatif faizli bonoları alanlar bunu kısa vadeli, konjonktürel bir anomali olarak görüp, katlanmayı tercih etmiyor; onlarla uzun bir dönemi geçirmeye istekli…

maturiti son

 

Görüldüğü gibi koyu mavi renkli 1 yıldan az vadeli negatif faizli tahvil miktarı yerinde sayarken asıl ciddi artış açık mavi renkli 7 yıl ve üstü vadelilerde yaşanıyor. Normal şartlarda taşıdıkları risk dolayısıyla uzun vadeli tahvillerin kısa vadelilere göre daha yüksek faiz vermesi normaldir. Fakat bazı ülkeler söz konusu olduğunda tahvil dünyasının bu en yüksekteki kısmı da negatife döndü; yani bir anlamda giderek yükselen su sonunda ağız ve burnu da geçti… Durumun en güzel örneğini aşağıdaki mukayeseli getiri eğrileri tablosu verebilir:

yield curves DB_0

 

Görüldüğü gibi İsviçre, hem kendi tarihinde hem de dünya tarihinde tüm vadelerin negatife battığı ilk ülke oldu. İnsanlar 48 yıl vadeli İsviçre devlet tahvillerini negatif faizle almayı kabul ediyor. Japonya’nın- toplam negatif tahvil piyasasının üçte ikisini (7,9 trilyon dolar) oluşturan dev- sadece en uzun vadeli tahvili (2056 yılı) ‘0’dan o da sadece 6 baz puan (Yani % 1’in bile ancak % 6’sı =% 0,06= 0,0006) yukarıda işlem görüyor; o da şimdilik. Alman Bund tahvilleri ise özellikle Brexit referandumundan sonra boğazına kadar eksiye batmış; en uzun süreli 30 yıllık tahvilleri Haziran sonu itibarıyla ancak 42 baz puan getiriyor.

Özetle bu negatif getirili tahvil fenomeni, öyle küçük bir sapma veya anomali değil, bütün dünya finansını etkileyecek bir “gelişme”… Elbette bunun Türkiye gibi ülkelere olumlu ve olumsuz pek çok etkisi var. Bir zamanlar, 2005 yılı sonunda Birikim Dergisi’nde ilk kez ABD’deki mortgage piyasasındaki spekülasyonu yazdığımda, sanırım dergi editörleri bile “Bu konu da nereden çıktı, hiç mi Türkiye’yi ilgilendirecek bir konu yoktu” diye düşünmüş olmalı. Halbuki o yazıda ABD’deki mortgage piyasasındaki türev ürünleri balonunun patlamak üzere olduğunu ve bunun bütün dünyayı etkileyecek çok şiddetli bir finansal krize dönüşebileceğini ileri sürmüştüm. Tabii, böyle bir krizin Türkiye’yi de çok şiddetle vuracağının altını çizerek… Şimdi de görünüşte “Aman yahu bize ne, Türkiye’nin derdi mi bu?” diyenler olacağını tahmin ediyorum. Ama kazın ayağı öyle değil… Niye öyle değil, gelin onu da bir sonraki yazıda anlatalım.

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları