Sosyal Medya
**8*

Çin işkencesi

8 Kasım 2016

Trump kazanırsa,  Çin borsalarında yeni bir panik atak bekliyorum. Ardından da Çin ve ABD arasında sıkı bir ticaret savaşı başlar. Bir çok okurum beni Trump konusunda karamsarlıkla suçluyor. Ne de olsa, her aday bir takım seçim vaatlerinde bulunur, sonra unutulur gider. Ya  da Kongre izin vermez. Bu görüşe bir takım romantik ve iyimser uzmanlar da katılıyor. Hatta, bazıları bu iyimserliği yatırım tavsiyesi vermeye kadar götürüyor. “Bu iş Brexit gibi olacak, Trump kazanırsa, satış dalgasında alım yapın”.  Hadi canım sizde, dünya trendlerini biraz izleyin yahu. Batı’lı ülkelerde küreselleşmeye karşı akıl almaz bir tepki var. Trump sokağın da desteğiyle bal gibi Çin ve Meksika’ya gümrük vergisi salabilir. En azından bir yıl bunun savaşı verilir ve Gelişmekte Olan Piyasalar’da (GOP, Ülkeler = GOÜ) büyük çalkantı yaşanır.

İLGİLİ HABERAtilla Yeşilada'nın yorumlarıyla Atilla Yeşilada’nın yorumlarıyla “FBI rallisi”

Ama, Clinton kazansa dahi, Çin işkencesi bitti diyemem.  Aksine, Çin’de ekonominin bir kez daha yavaşlaması, eğer Fed 2017 yılında da faiz artırımlarına devam ederse, çok sert depremlere maruz kalması söz konusu olacak. Çin’i takip etmeyen GOP’u, GOP’u takip etmeyen de Türkiye piyasalarını çözemez. Siz yine okumayın bu makaleyi.

Bugün Çin’in Ekim dış ticaret performansını gördük. İhracat dolar bazında Y/Y %7.3, ithalat ise %1.9 gerilemiş. Tabii, yatırımcılar bu felaket rakamlara hiç kasmadı, ne de olsa, ihracat ve ithalatta daralma hızı yavaşlıyordu. Çin ekonomisi istikrarı yakalamıştı. Bundan sonra da düze çıkacaktı. Hani Çin uzmanı değilim, itiraf ederim. Ama milyarlarca dolar Çin’e yatırım yapan angutların ekonomiyi biraz daha yakından tetkik etmesini dilerim doğrusu.

İLGİLİ HABERÇin ihracatında düşüş 7. ayına girdiÇin ihracatında düşüş 7. ayına girdi

Çin’de ekonominin istikrar kazanması akıl almaz bir kredi genişlemesi sayesinde elde edildi. Beijing, göya yeni bir kalkınma modeline geçiş yapıyor. Ülkeyi süsleyen dev sanayi KİT’leri yerine çevreye duyarlı, hizmetlere ve hanehalkı tüketimine ağırlık veren bir büyüme modeli olacak bu. Ama, fiiliyatta bu geçiş gerçekleşmiyor, çünkü çelik üreten işçiyi alıp restoranda garson olarak, ya da kreşde çocuk bakıcısı  olarak çalıştıramıyorsunuz. Sonuçta, basıyorsunuz kredi pompasına. Bu kredinin büyük bölümü yerel idarelerin komutasında olan bankalar tarafından yine yerel idarelere politik yararlar sağlayan fakat artık ekonomiye hiçbir katkısı kalmayan o ucube KİT’lere gidiyor. Dinamik ve atılgan, teknoloji adaptasyonuna açık, emek yoğun özel sektör yine finansmana aç, yine büyümeden payını alamıyor.  Son beş yılda Çin’de bir ünite çıktı üretmek için kullanılan kredi miktarı iki misline tırmandı.  Yani, Çin aslında “bas bas paraları Leyla’ya”  modeli uyguluyor.

Bir pürüz daha var Çin’in büyümesinde. Kredi arzını ne kadar seçilmiş hedeflere yöneltseniz de, bir kısmı kabın kenarlarından taşıp spekülatif mecralara yöneliyor. Geçen sene borsa balonu şişti, sonra patladı. Bu sene moda emlak. Bazı kentlerde fiyatlar bir yılda %40 arttı. Son aylarda işin içine gölge bankacılık sistemi de karıştı, zaten ne zaman bir spekülasyon olsa, bu Odin’in cezası gölge bankacılık muhakkak yırtık şorttan çıkar gibi arz-ı endam eyler. Konut almak için asgari ödemeye parası yetmeyen aç gözlü Çinliler’e kısa vadeli kredi açıyorlar.  Böylece risk tüm sisteme yayılıyor. Vebalı hastayla korunmasız sex yapmak gibi.

Şimdi biraz bu kredi furyasını  niceliksel perspektife oturtayım size (Sanki çok anlarım ya, ama votka sağolsun, bunun da hakkından geliriz). Bank of International Settlement’se göre, Çin’in kredi büyümesi uzun vadeli trendini %30 aşmış durumda. BIS’in diğer ülkelerde yaptığı çalışmalara göre, uzun vadeli trendden %10 şaşma dahi ilerleyen 3 yılda yoğun stres ya da finansal kriz anlamını taşıyor. Son günlerde  çok tartışılan “the Rise and Fall of Nations” adlı kitabın yazarı Ruchir Sharma’ya göre (Bu kitap da Piketty’ninkiyle birlikte en çok satılıp en az okunan kitaplar listesine girmeye aday, ulan söyleyecek bir lafın varsa 500 kelimede söyle, yoksa film yap di mi, kimin vakti var ya?)   Çin’de özel sektör borcu/GSYIH rasyosu 2009’dan bu yana 40 puandan fazla arttı. Başka örneklerde bu denli hızlı artış gösteren ülkelerde bir sonraki beş yılda milli gelir %50 oranında yavaşladı. Türkiye’ye ders olsun, çünkü bizde aynı oranda artış var. Wow..uçuyorum şimdi..gülücük..gülücük..gülücük!!!!

Halen Çin’de kredi yoğunluğu (tamamen popomdan uydurdum bu terimi) ABD’nin eşik altı ipotek krizi öncesi günlerine erişmiş vaziyette. Diğer araştırmacılar ise bankacılık sisteminde 7 trilyon dolarcık batık kredi tespit ediyor. Bunların piyasa değeri 4 trilyon kadar düşük olabilir, yani bankacılık sistemine en az 3 trilyon  ya da GSYIH’nı %60’sı kadar ek kaynak en-jek-si-yo-nu gerekecek.

Merak etmeyin, benden duymaya çok alıştığınız “Çin battı batacak” feryatlarına girişmeyeceğim. Çin batmaz, Türkiye’de batmaz. Ama Çin dünyanın zar-zor alıştığı %6.5 büyüme temposunu da sürdüremez, çünkü bu Çin için düşük sayılacak tempo dahi ekonomide çok kuvvetli kaynak dağılımı bozukluğu ve spekülatif balonlara yol açıyor. Çin jet hızında bıçak sırtında yol alan bir patenciye benziyor, her an belini kırabilir. Tek çare de yavaşlamak.

Zaten, Beijing yavaşlamak istemese de, Fed faiz artırınca, yavaşlamak zorunda kalacak, çünkü Türkiye’de yaşanacağı gibi, ABD faizleri yükselirken, Çin parasını devalue edemez, PBoC parasal gevşeme program uygulayamaz, sınırları ne kadar kontrol etseniz de para kaçmaya başlar. Zaten bu yıl bile “yurtdışı yatırımlar” kolposu altında sıkı para kaçışı var.

Bunlar niye önemli, ben Çin yemeği hastası mıyım? Evet, ama mesele o değil. Mesele, GOP’un bu sen hayvan gibi ralli yapmasının temel nedenlerinden biri Çin ekonomisinin hasta yatağından kalktığı algısıydı. Bu algıyı teyid edemem. Büyüme toparlandı, doğru, ama maliyeti çok ağır oldu. Büyümeyi 3 çeyrek boyunca %6.5’ın üstüne taşımak, ekonomide akıl almaz bir emlak balonu yarattı. Beijing şimdi bununla savaşırken, ister istemez ekonomi fren yapacak ve emtialara talebi düşürecek. Halen Trump-Clinton sidik yarışı ile meşgul olan yatırımcılar bu basit gerçeği göremiyor.

Ben gördüm, çünkü ben FÖŞ’üm. Foşurt diye yazarım!

FÖŞ

Facebook sayfalarımı ziyaret edin

https://www.facebook.com/ayesilada

Twitter: @AtillaYesilada1

 

Yorumlar

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları