Sosyal Medya

Piyasalar

Dolarizasyonun önlenmesi adımları olumlu, altın meselesi ise karışık

Ülkemiz ekonomisinin Dolar ile dansı devam ediyor. Twitter’da  “DöviziniTürkiyeİçinBoz” etiketi geçenlerde bir ara ilk sıraya çıkmıştı. Bu olayın hemen ardından…

Dolarizasyonun önlenmesi adımları olumlu, altın meselesi ise karışık

Ülkemiz ekonomisinin Dolar ile dansı devam ediyor. Twitter’da  “DöviziniTürkiyeİçinBoz” etiketi geçenlerde bir ara ilk sıraya çıkmıştı. Bu olayın hemen ardından Sayın Cumhurbaşkanımızdan ve diğer siyasilerden gelen “ticari hayatta Türk Lirası kullanılması” çağrılarına kamu kurumlarından da destekler geldi, eski çalıştığım kurum Borsa İstanbul dahil olmak üzere bazı kuruluşlar dövizlerini bozdurduklarını, bazı kamu kurumları da bundan böyle ihale vb. işlemlerde Türk Lirası kullanacaklarını medya aracılığı ile duyurdular. Devlet millet el ele vatandaşın da katkısıyla kurlardaki hareket şimdilik dizginlenmiş görüntüsü veriyor, ancak ortalık henüz durulmuş değil, ekonomide atılan her adım dikkatli atılmak zorunda.

Ben demiştim demek istemiyorum ama tarihe not düşmek açısından 15 Ekim 2016 tarihli “Yüksek Kur Değirmenine Devlet de su taşıyor” başlıklı yazımı hatırlatayım. Çok şükür bahsi geçen yazımda gündeme getirdiğim Türk Lirasının daha cazip hale getirilmesi konusundaki tedbirler daha da kapsamlı olarak siyasetin de gündemine geldi. Diğer yazılarımın da dikkatli okunmasını öneriyorum, mesela kredi kartlarındaki gecikme faizi ve akdi faizleri gündeme getirdiğim yazımı takiben sanıyorum 1 ay kadar sonra bu konuda düzenleme geldi. Buradan bir daha iddialı bir şekilde ifade edeyim, altın ile ilgili bir yazımda 1 kg lık külçe altınların da zorunlu karşılık olarak kabul edilmesini önermiştim,  bekleyin muhtemelen bu konuda da gelişme olacak.

İLGİLİ HABERYüksek kur değirmenine devlet de su taşıyorYüksek kur değirmenine devlet de su taşıyor

Kurlarla ilgili analizimize geri dönecek olursak, salt bu adımları atmak Türk Lirasının değer kaybetmesini engellemeye yeterli değil kanaatimce. Ülke olarak ürettiğimizden daha fazlasını tüketiyoruz, dış ticaret açığımız var, cari açığımız malum, kısaca yurtdışından para girişine ihtiyacımız var. İçerideki tüketim büyümenin motoru ama diğer taraftan da yüksek cari açığın da önemli nedenlerinden biri. Çözmemiz gereken asıl problem bu;  tüketim talebini karşılamak için daha iyi yöntemlerle verimliliği arttırarak daha fazla üretip, katma değeri yüksek, markalı ürünlerimizi küresel ölçekte satmalıyız. Bu da kısa vadede olacak bir şey değil, yıllarca bu hedefe dönük planlı programlı çalışma yapmak gerekiyor,  mucizevi çözümler yok maalesef. Ancak bu konuda gösterilecek güçlü bir politik tavır kısa vadede de döviz piyasasına son derece olumlu etki yapar.

Şimdi bu yazıda değinmek istediğim bir diğer konu daha var; o da hiç itirazım olmayan dövizi boz TL’ye geç kampanyası yanında altın alınması yönündeki söylem. Vatandaşa altın al demenin ekonomiye önemli bir faydası olacağını düşünmüyorum. Türk Lirasının kaynağı banknot matbaası, peki altının kaynağı neresi? Türkiye’de çıkan altın hepi topu 30 ton civarında, dolayısıyla vatandaş dövizi bozdurup altın aldığında altın nereden gelecek? Yurtdışından. Altın hangi para birimi ile işlem görüyor? Amerikan Doları. Yani vatandaşa altın satacak olan tacir Dolar ile yurtdışından altın alıp ithal edecek. Sonuç? Cari açık büyüyecek, bunu gerçekten istediğimize emin miyiz? Altın alıp biriktirmenin, hele bu birikim yastık altındaysa ne faydası var ekonomiye bir düşünün. Altın finansal sisteme girse, örneğin Borsa İstanbul saklama kasasında tutulsa ödünç işlemlerine konu olur, bankalara altın mevduatı yapılsa bankacılık sisteminin daha fazla kredi vermesi sağlanabilir belki, ancak altın mevduatı ya da altın cinsinden ödünç işlemleri TL cinsi krediye ya da yatırıma ne kadar döner, finansal risk yönetimi bakış açısıyla o da büyük soru işareti benim açımdan.

Mesele rezerv para birimi olarak itibar edilen Amerikan Doları ve Euro yerine altını daha ön plana çıkararak küresel ölçekte ve mümkünse İSEDAK üye ülkeleri ile birlikte mücadele etmekse bu çabaları bir ölçüde anlamak mümkün, ama vatandaşın altın almasının buna ne kadar katkısı olur ben çok anlayamıyorum. Diğer taraftan daha radikal bir kararla, geçmişte bazı dönemlerde küresel ölçekte uygulanan altın standardı ülkemizde ve/veya ISEDAK ülkeleri ile işbirliği ile denenmek isteniyorsa bu konuda dikkatli olunmasını öneririm, çünkü altın standardı sisteminde şu anki parasal sisteme kıyasla kamunun hareket alanı daha kısıtlı, bunu bilelim. Birazcık internette gezinirseniz altın standardı uygulanan dönemlerde özellikle resesyon ve işsizlik problemi ile karşılaşıldığını, 1933 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde tasarruf amaçlı altın alım satımının yasaklandığını, ellerinde altın olanların bunları Dolara çevirmekle yükümlü tutuldukları gibi dehşet örnekler görürsünüz.

Diğer taraftan İslam dininde de altın ve gümüş biriktirmenin yasaklanmış olduğunu da hatırlamakta ve bu yasakta bir hikmet olduğunu düşünmekte fayda görüyorum. Benim Sayın Cumurbaşkanımızdan  beklentim şöyle bir çağrı yapması idi:  “Vatandaş Dövizi bozdur TL’ye geç, TL’ni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin borçlanma araçlarına, Türk şirketlerine yatır. Ey Hazine Müsteşarlığı sen de hep klasik faizli tahvil bono gibi enstrümanlar satacağına, vatandaşa gelir ortaklığı senedi, sukuk vb. alternatiif ve yüksek getirili (yüksek faizli demiyorum) enstrümanlar sun, devam eden altyapı projeleri var,  bunları çoğu dış kaynaklı yabancı fonlama ile yapacağımıza vatandaşlarımızdan alacağımız bu türden kaynaklarla yapalım. Türkiye büyüdükçe, gelirler arttıkça tasarruf eden vatandaşın da geliri, getirisi artsın.”

Özetle, tasarrufu olan vatandaşlarımızı TL’ye ve TL cinsi varlıklara çekmeliyiz. TL ile yatırım yapan, TL ile tasarruf eden vatandaşın faiz dışında cazip alternatiflerle yüksek getiri elde etmesini sağlamalıyız. Tasarruf edene yüksek getiri sağlanması hiç kötü bir şey değildir. Dişinden tırnağından arttırıp tasarruf edene yüksek getiri vermezsek tasarruf eğilimi giderek düşer, tasarruflar düşerse yatırımlar yapılamaz, sürdürülebilir büyüme sağlanamaz. Mevcut düşünce kalıplarımızı sorgulamazsak içinde  bulunduğumuz kısır döngü devam edip duracak maalesef.

İLGİLİ HABERDarphane'den daha fazlasını bekliyoruz!Darphane’den daha fazlasını bekliyoruz!

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler