Sosyal Medya

Türkiye neden gerçek demokrasi olmadı, olamıyor?

9 Ağustos 2016

Zinhar siyasi analiz yapacak değilim. Boyumdan büyük siyasi analizlere girmem. Ancak memlekette yapılan siyasi analiz ya da yorumlarda apaçık bir boşluk var: Ekonomi.

Türkiye’nin Batılı standartlarda bir demokrasiye neden sahip olamadığı konusunda sürekli atlanan bu konu, neler yapılması gerektiği konusunda da yanlış yollara savuruyor bence birçok yazarı. Batının kurumlarını almak bugüne kadar işe yaramadı, bundan sonra da yaramayacak.

Çünkü…

Sorun çok geniş boyutlu biliyorum. Ama şu hepimizin bildiği, sıkıcı ama gerekli hatırlatmayı yaparak başlayayım: Batı demokrasisi bir burjuva ürünüdür. Burjuvanın krallar ve soylulara karşı verdiği yüzyıllar süren mücadelenin bir sonucudur. İnatçı, cesur ve devrimcidir. Batılı bütün kurumlar, yasalar ve toplumsal uzlaşı yüzyıllarca süren bu mücadelenin izlerini taşır. İngiltere nispeten suhulet ile Fransa ise daha kanlı bir şekilde bu devrimini tamamlamış ardından bütün dünyaya ihraç etmeye başlamıştır.

Türk modernleşmesi ise farklı bir yol izledi. Bu elbette bir mecburiyetten kaynaklandı. Çünkü sistemi değiştirmek için bir halk ya da burjuva hareketi olmadı. Ufak tefek girişimler ise güçlü merkezi devletçe ezilmişti.

Nihayetin de Cumhuriyet, Batılı bir yönetim şeklini kurumsal ve yasal olarak alıp tatbik etmek mecburiyetindeydi. Bu yönüyle, Alman Bismarck ya da Japon Meiji devrimlerine benzerdi. Halk istemese de- çünkü bu yönde bir beklentisi yoktu- bu yapılar devşirildi ve uygulandı.

Batı’nın en temel unsuru burjuva da mecburen devlet eliyle yaratıldı. Devletle zengin olan ya da yine devlet eliyle yoksullaşan “asalak” bir burjuva sınıfı yaratıldı. Batı değerlerini ihraç ederek modernleşmeye çalışan birçok ülkede -ki bu İngiltere ve Fransa dışında neredeyse bütün dünyadır- bu sorun büyük ölçüde aşıldı. Ancak Türk burjuvazisi maalesef bu sorunu yıllarca aşamadı. Aradan 100 yılı aşkın süre geçmesine rağmen, -İttihat Terakki’nin milli burjuva yaratma sürecini de ekliyorum- Türk burjuvazisi üretken bir sınıf haline dönüşemedi. Daha doğrusu şöyle söylemeliyiz: Devlet olmadan üretmeyi beceremedi.

Şimdi Türkiye’deki iş dünyasına bakın. Çok az bir kesimi dışında hepsi -TÜSİAD dahil- Ankara’dan alınacak bir ihaleye, verilecek bir lisansa ya da yapılacak bir imar değişikliğine muhtaç. Bir tane dünya çapında marka olmuş, yenilikçi, küresel rekabete açık bir firmamız var mı? Yok çünkü gerçekte hiçbir zaman üretici bir sınıf haline dönüşmedi. Para kazanmanın daha kolay bir yolu hep vardı: Ankara’ya sırtını yaslamak!

İşin elbette bir diğer boyutu daha var: Batı’da olduğu gibi kurumsal yapı burjuvanin verdiği kavgalarla sağlam bir yasal zeminde kurulmadığı için varlığını kaybetmesi de Ankara’nın iki dudağı arasında.

Piyasa ekonomisinin temeli olan mülkiyet hakkını Türk burjuvazisi verdiği mücadele ile elde etmedi. Ve bunu koruyacak bir gücü de yok.

Kendisini dahi koruyacak bir gücü olmayan burjuvazinin demokrasiyi korumasını nasıl bekleyebilirsiniz?

O halde yapılan siyasi analizlere bir daha bakalım: Mülkiyet hakkı, kişi hak ve hürriyeti, ifade özgürlüğü, basın hakları gibi konulara “Türk burjuvazisinin durumu” açısından bakmadan yorum yapmak ne kadar zayıf kalıyor öyle değil mi?

Sahip olunan medya gücü Ankara’yı tehdit ya da Ankara’ya yaranmaktan başka ne için kullanıldı ya da kullanılıyor? Gerçekten basın ya da ifade özgürlüğü önemsendi mi hiç bir zaman?

En basit şöyle bakalım: TÜSİAD, ağzından düşürmediği bu Batılı kavramları en çok savunan medya organlarına ne kadar reklam veriyor? İyi bir gösterge değil mi?

Türkiye tarihi önce devletle zengin olan ve yine devletle yok olan bir burjuva mezarlığı gibidir.

Ve elbette FETÖ analizleri de böyle yapılmak zorunda. Türkiye’nin düzenini anlayan bu örgüt devleti ele geçirmek istedi. Çünkü devleti ele geçirmek aynı zamanda ekonomiyi ve sözde burjuvaziyi de ele geçirmekti. Nitekim öyle olmadı mı?

Anlı şanlı burjuva sınıfımız, bu örgütün her organizasyonuna sponsor olmadı mı?

Uzatmayayım; kendimizi kandırmayalım. Ankara’dan bağımsızlığını ilan etmeyen üretici bir burjuva sınıfı doğmadan Türkiye’de gerçek anlamda bir demokrasinin oluşması imkansızdır.

Şu halimizle daha çok Şangay Örgütü’ne yakışırız zaten!

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları