Sosyal Medya

Ekonomi

Taksi ekonomisi: Kanayan bir yara

Sanıyorum üç gün kadar önce TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in “197 milyon adet 1 kuruş nerede?” şeklinde bir açıklaması gazetelerde…

Taksi ekonomisi: Kanayan bir yara

Sanıyorum üç gün kadar önce TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in “197 milyon adet 1 kuruş nerede?” şeklinde bir açıklaması gazetelerde ve internet medyasında yer aldı.

Palandöken özetle,“marketlerde kuruş üzerinden fiyatlama yapıldığından ancak para üstü olarak vatandaşa kuruş şeklinde para üstü verilmediğinden” bahsetti. Bence asıl sorun marketlerde değil taksilerde.

İstanbul’da oturan ve benim gibi sık sık taksiye binenler bu durumu çok iyi bilirler. Taksiye binip para üstü olarak kuruş cinsinden bozuk para ben bugüne kadar almadım, alamadım. Alan varsa nasıl alıyor bir zahmet bu yazının altında yer alan “yorumlar” kısmına yazsınlar ben de öğreneyim.

Türkiye’de maalesef taksi müşterisi hep zengin ve paralı diye algılanıyor. “Yok kardeşim zengin değilim ama minibüste de sıkış tepiş gitmek istemiyorum”. Acıbadem’den binip Üsküdar’a geçip sonra Marmaray’a ya da motora biniyor ve Avrupa yakasına geçiyorum işim olduğu zamanlar. Araba kullanmak istemiyorum, trafikten ve trafikte insanlıktan çıkmış, hak yiyen, korna çalan yurdum insanından hazzetmiyorum.

Gel gör ki taksi kullanınca da başka sorunlar çıkıyor. Mesela 8 lira 60 kuruş tuttu diyelim taksi ücreti, 10 TL verirsen para üstü olarak 1 TL aldığın zaman şükredeceksin, zenginsin ya taksiye onun için bindin!  “Hangi hakla para üstü 40 kuruşu gariban taksiciden istiyorsun kardeşim!”, bakış açısı bu maalesef. Avrupa ülkelerinin çoğunda taksiye binenler bilir, paranızın üstünü kuruşuna kadar alırsınız, üç beş kuruş para üstü bıraktığınızda taksiciler teşekkür eder, bizde öyle değil adeta para üstü almamak taksi müşterisinin görevi olmuş.

Taksiler ve taksicilerin problemleri para üstü olarak kuruş verilmemesi ile sınırlı değil. Son zamanlarda sıkça karşılaşmaya başladım. Başıma sık sık gelmeye başlayınca taksiye biner binmez taksimetreye takılıyor hemen gözüm. Çünkü taksimetre daha önceki yolcudan kalan tutardan devam edebiliyor. Şoföre söyleyince “a abi unuttum kusura bakma” sözüyle karşılaşıyorsunuz. Ben biraz şüphelenmeye başladım sanki bu işten, taksi müşterilerine dikkatli olmalarını tavsiye ederim.

Taksiye binerken dikkat edilmesi gereken bir başka konu da verdiğiniz paranın üstünü taksicinin verememesi konusu. Mesela taksiye bindiniz 15 TL tuttu, çıkarıp 50 TL ya da 100 TL verseniz taksici “abi daha yeni çıktım bozuk param yok” diyebiliyor.  Onun için her taksiye bindiğimde kontrol ediyorum yeterince bozukluk var mı yanımda diye. Bu nasıl esnaflık Allah aşkına, niye yeterince para üstü verebilecek para yok taksicilerde? Çünkü çoğu şoför olarak köle düzeninde çalışıyor ve her gün işe sıfır TL ile başlıyorlar neredeyse.

Taksiye binersiniz hava sıcaktır, klima kapalıdır, arabanın içi ter kokusu dolmuştur, klimayı açabilir misiniz diye sorsanız “ulan ne hanım evladısın” şeklinde ters bir bakışın ardından klima açılır. Ya da klimanın havası kaçmıştır tamirciye götürecektir onun için açamaz kusura kalmasındır artık müşteri. Taksiye binersin gideceğin yerin ismini söylersin senden tarif bekler taksi şoförü. Bilmiyordur çünkü İstanbul’u, navigasyon cihazı da yoktur, telefondan da haritaya bakmaz çünkü internet paketi yoktur ya da kısıtlıdır senin için harcayamaz. Bindiğiniz zaman sigara içiyordur bazıları, söndür demeye diliniz varmaz adamın tersine denk gelirsiniz lüzumsuz yere canınız sıkılır.

Taksiler ve taksicilik kanayan yaradır bu memlekette. Birkaç yıl öce İstanbul Büyükşehir Belediyesi “taksi plakası almayı bizzat şoför olarak çalışma” şartına bağladı ama bu karar problemi çözmeye yetmedi. Elinde yüzlerce plaka olan gerçek ve tüzel kişiler var, onlar hala plaka piyasasını kontrol ediyorlar.

İstanbul’da en son ne zaman taksi plakası ihalesi yapıldı hatırlayan var mı? Benim hatırladığım kadarıyla en son 1987’de yapıldı plaka ihalesi ve o tarihten bu yana İstanbul’un nüfusundaki artışı düşünün şimdi. Doğal olarak mevcut plaka sayısı artmayınca bu durum plaka fiyatlarına da yansıyor, aynı Borsa gibi. Bir hisse senedi arzı kısıtlıysa, tahtası yeterince derin olmaz ve spekülatörlerin manipülatörlerin elinde oyuncak olur, taksi plakaları da bence bu durumda.  Elbette taksi plakası sahipleri özellikle de bizzat direksiyon başında iseler ya da kendisi emekli olmuş oğlu kardeşi vs. çalışıyorsa sahip olduğu plaka da değerlensin ama bu değer artışının çoğu şoför esnafına yaradığını ben düşünmüyorum.

Yüzlerce plakası olan ve  bir kısmı da tefecilik yapan kişilerin elinde toplanan plakalara aylıkçı günlükçü yüksek kiralar ödeyen ve bunu müşteriden çıkarmaya çalışan taksi şoförlerinin durumu çok üzücü. Bir de her gün gözümüzün önünde bu insanlar. Elbette kurallara uyan işini düzgün yapan ama sayılarının az olduğunu gözlemlediğim plaka sahipleri ve şoförleri tenzih ederim ama araçlar kırık, dökük, pis, çıkma yedek parça ve lastik kullanan, aynı zamanda şoförleri de yıkık dökük bezmiş, kaybedecek bir şeyi olmayan,  neredeyse boğaz tokluğuna çalışan bu insanların kullandığı araçlara biniyoruz, kendimizin ve sevdiklerimizin canını emanet ediyoruz.

Çözüm bence şudur: Belediye çok sıkı bir eğitim yapmalı eğitimden geçen, hem şehri bilen hem de müşteriye iyi davranmayı öğrenen,  aynı zamanda az buçuk dil bilen ve yapılacak sınavı geçen taksicilere sırf kendi kullanımlarına tahsisli plaka kiralamalı. Bu plakalar devredilebilir olmamalı, şoförler sıkı denetlenmeli üst üste hata yapanların (buna bozuk para bulundurmamak da dahil olmalı) lisansları askıya alınmalı ya da iptal edilmeli ki bunlar müşteriye düzgün davransın. Bu konu bir ara düşünüldü hatta “mavi taksi” şeklinde gündeme geldi ama taksi plakası sahipleri ne yapıp ettiler, politikacılara da ulaştılar ve bu girişim engellendi. Plaka kiralanması uygulamasının aynı zamanda şu anki plaka kiralarını da daha makul seviyeye getireceğini düşünüyorum, böylece şoförlere kalan para miktarı biraz daha artar ve dolayısıyla kaybedecek bir şeyleri olduğundan işlerine daha sıkı sarılır daha dikkatli olurlar.

Elbette plaka sahiplerinin özellikle tek plakası olan ve ondan para kazanan esnafın fazla zarar etmemesi gözetilmeli, ama bu işe el atmazsak boğaz tokluğuna çalışan şoförlerin derinden çektikleri “ah” ların altında kalırız bunu da unutmayalım.

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler