Sosyal Medya

Ekonomi

Kurumsal alt yapı çöktüğünde politika üretmek imkansızlaşıyor

Kurumsal altyapı çöktüğünde politika üretmek imkansızlaşıyor. Türkiye’nin para politikası ile ilgili olarak son yıllarda yaşadığı tecrübe bu tespitin rahatça yapılabilmesini…

Kurumsal alt yapı çöktüğünde politika üretmek imkansızlaşıyor

Kurumsal altyapı çöktüğünde politika üretmek imkansızlaşıyor. Türkiye’nin para politikası ile ilgili olarak son yıllarda yaşadığı tecrübe bu tespitin rahatça yapılabilmesini sağlıyor.

TCMB’nin piyasa üzerindeki yönlendirici etkisi yok olma noktasına gelmiş durumda. Bir önceki başkan döneminin zayıf ya da kötü iletişim politikaları ile başlayan etkinsizleşme süreci yeni başkanla beraber bugüne kadar gördüğümüz zirve noktasına ulaştı. Siyasetin ekonominin en temel kurallarını hiçe sayan yaklaşımlarıyla TCMB üzerinde oluşturduğu baskı, “para otoritesi” konumunda olması gereken bir kurumun otorite olma özelliğini sonlandırdı. Piyasa, TCMB yerine siyasi söylemlere odaklanıyor. Siyasetin yanlış tespitlerle ortaya koyduğu söylemler Türkiye ekonomisine kan kaybettiriyor.

Ekonomi politikası üretmek için ekonomiye ilişkin değişkenler tek tek ele alınır. Bu değişkenlerin arasındaki doğru ve ters yönlü ilişkiler matematiksel modellerle irdelenir. Hem para, hem de maliye politikasının değişkenleri arasındaki denge noktası temel ekonomik hedefler doğrultusunda sağlanmaya çalışılır. Hedefleri belirleyen seçilmiş hükümettir. Fakat, hedeflere ulaşılması için hükümetin dışında yer alan ve siyasetten uzak durması gereken kurumlar da vardır. Bu kurumların varlığı, ekonomi politikasının doğru ve kesintisiz çalışması için sigorta görevi görür.

TCMB, hem doğru, hem de kesintisiz ekonomi politikası uygulamasının çok önemli bir parçası olma işlevini yitirdi. Oysa, ekonomik değişkenlere ilişkin veri tabanı ile bilimsel ve matematiksel olarak sağlam gerekçeleri olan para politikası uygulamalarını hayata geçirebilen bir kurum olma özelliğine sahipti bir zamanlar. Zengin veri tabanının varlığına rağmen yanlış tercihlerle yanlış para politikası uygulanması söz konusu olabilir. Ancak bugün, böyle bir tartışma yapabileceğimiz, politikaların doğruluğunu ya da yanlışlığını sorgulayabileceğimiz bir durumda değiliz. TCMB’yi değerlendirmeye dahi almanın gereksiz olduğu bir yerdeyiz bugün. Yine de, kendisine aldırtılan ya da kendisinin zar zor aldığı ya da alamadığı kararlar piyasayı çok önemli bir boyutta etkiliyor.

Türkiye’nin kur cephesinde yaşadığı kriz esas olarak bir yönetim krizinin yansımasıdır. Kur cephesinde sınırlı olmak üzere bir kur krizi yaşadığımızı söyleyebiliriz. Kelimeleri dikkatli kullanmak gerekiyor. Bugün için bir ekonomik kriz yok. Henüz yok daha doğrusu. Fakat, kur cephesindeki krizin genel bir ekonomik krize dönüşebileceğine dair endişeler var. Tüketici ve üretici güvenini ölçen endeksler olası bir krizin ön göstergeleri olabilmektedir. Bu endekslerin verdiği mesajlarla doğru politika uygulamalarına yönelmek mümkün olabilir. Tabii, bu verileri dikkate almak niyetindeyseniz. Veri okumadan, yapılandırılmış ve arkasında matematik olan politikalara gözünüzü kapatarak şahsi dilek ve temennilerinizle ekonomi politikası gibi son derece teknik bir konuya müdahale etmeye kalkarsanız ekonomik krizi davet edersiniz.

Henüz kriz noktasında değiliz ama olasılığını giderek arttırıyoruz. Yönetsel bir kriz ekonomik bir krize rahatlıkla dönüşebilir. Yakın tarihte bunun örnekleri var.

Türkiye ekonomisi, yapısı itibariyle köhnemiş bir durumda. Çok esaslı bir modernizasyon projesine yıllardır ihtiyacı var. Yani, reformun en önemli gündem maddesi olması gerekiyor. Fakat, buyurun konuşalım reformları mümkünse.

Hafta içinde gelen ÖTV oranları değişiklikleri, köhnemiş yapının ve zayıf vergi tabanının bir sonucudur. Reform yapamayınca, dolaylı vergilere yüklenmek zorunda kalırsınız. Vergi adaletini de bir kenara koyarsınız böylece.

Basit değil ama çok temel şeyleri konuşarak, tartışarak zamanımızı ve enerjimizi pek çok başka konuda olduğu gibi boşa harcamıyor muyuz?

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler