Sosyal Medya

Ekonomi

İslami finansta ne kadar samimiyiz?

Sadece İslam dininde değil Yahudilik ve Hristyanlık dininde de faiz (riba – yüksek faiz diyelim de itiraz gelmesin) yasaktır. Kuran-ı…

İslami finansta ne kadar samimiyiz?

Sadece İslam dininde değil Yahudilik ve Hristyanlık dininde de faiz (riba – yüksek faiz diyelim de itiraz gelmesin) yasaktır.

Kuran-ı Kerim’de farklı ayetlerde geçmesine rağmen beni en çok etkileyen ayet Bakara suresi 275. ayettir. Bu ayetin tamamını burada yazmayacağım, fakat ayette geçen “faiz (riba) yiyenler şeytan çarpmış gibi kalkarlar” şeklindeki ifade beni ilk okuduğumda çok etkilemiştir.

İncil’de de faiz yasaktır, Tevrat’ta da. Tevrattaki yasak biraz daha ilginçtir, Yahudilerden faiz almak yasak ancak başka dinlere mensuplarından almak serbesttir. Bu biraz bana özellikle gençlik yıllarımda dikkatimi çeken Hanefi mezhebi fıkhında yer alan “Dar-ul Harp’te faiz alınması caizdir” şeklindeki yorumu hatırlatır hep. Bu yorum Kuran-ı Kerim kaynaklı değildir, böyle bir anlamda bir ayet bulunmuyor, ancak zayıf tabir edilen bir hadise dayanılarak bu yorum yapılmış sanıyorum..

Burada bir konuya da açıklık getirmek gerekiyor. Dar-ul Harp kelimesi Müslümanların yönetimde olmadığı ülke anlamında kullanılır ve bir zamanlar maalesef ülkemizi de bu şekilde değerlendiren müslümanlar mevcuttu. Bu bakış açısının temelinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran kadroların Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde kendilerini dindar olarak tanımlayan ancak dindar olmaktan ziyade cahil olan bazı müslümanlar dolayısıyla dine ve dindarlara mesafeli ve hatta itiraf edelim, zaman zaman düşmanca bakışı yatmaktaydı. Türkiye’de klasik manada bankacılık hep vardı ama islami bankacılık, islami enstrümanlar uzun süre gericilik kavramı çerçevesinde değerlendirildi. Konu bankacılık ile sınırlı değildi, dindarlar ve dindarlık ötekileştirildi, başörtüsü yasağı gibi anlamsız konular uzun süre gündemde kaldı toplumsal enerjimizi tüketti.

Osmanlı’nın son dönemlerinde din kisvesi altında “Din elden gidiyor” çığırtkanlığı Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra ilericilik modernlik çağdaşlık kavramları altında “Laiklik elden gidiyor” a döndü. Şu an yaşadığımız sıkıntılar da hep bu bakış açısının devamı. İktidar değişiyor ama basit ve toptancı bir bakışla karşı görüşten olanları devlete almama, devlet kademelerinde tutmama, barındırmama, yaşam alanlarını daraltma anlayışı doludizgin devam ediyor maalesef.

Konumuza dönecek olursak, özetle İslam’da genel anlamda faiz yasağı bulunuyor, ancak ülkemiz açısından değerlendirdiğimizde “dindar olarak kendini tanımlayan vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunda bu hassasiyet var mı?” diye soracak olursak bence cevap “evet” değil. Öyle olsa bugün katılım bankacılığı bankacılık sektörünün % 5’i civarında kalmazdı. Katılım bankacılığı kavramı 1980 sonrasında rahmetli Turgut Özal ile ülkemize kazandırıldı, konulan isim de “islami bankacılık” değil “katılım bankacılığı” şeklinde çok doğru tespit edildi, başlangıçta iyi başladı, ancak devamında aynı hızla ilerleme sağlanamadı. Katılım bankalarımız uzun süre personel kalitesi sorunu ile uğraştı. Sunulan ürünler kısıtlı kaldı. Diğer taraftan kendini dindar Müslüman olarak tanımlayan ve faiz yasağını dikkate alıp klasik bankacılıktan uzak kalanların bakış açısında da sakatlık var bana göre.

İLGİLİ HABEREkonomi bürokratları Kongre'de bir araya geldiEkonomi bürokratları Kongre’de bir araya geldi

Hacı hoca diye bilinen, görüntüde dindar Müslüman olan katılım bankası müşterileri ile ilgili anlatılanlar üzücü. Varsayalım bir yıllık katılım hesabı açıyor müşteri, görüntüye baksan son derece muhafazakar Müslüman, “muhtemel katılım payı şu kadar olacak” deniyor katılım bankacısı tarafından. Müşterinin cevabı çoğu zaman şu şekilde olabiliyor: “İyi ama A bankası (yani bildiğimiz banka) yıllık şu kadar faiz veriyor sizinki niye düşük?” “Madem faizle karşılaştırıyorsun git o zaman faize yatır, sen normal bankalarla karşılaştırıp yüksek kar payı istersen katılım bankası ne yapacak o da kredi verdiği zaman borçludan yüksek kar payı (faiz muadili) isteyecek. “Bu mu yani katılım bankacılığından anladığın?” diyesi geliyor insanın.

Tabi katılım bankaları konvansyonel bankalara göre daha düşük maliyetle borç veriyor mu ona da dikkat etmek gerekiyor. Aksi halde mudilerden düşük kar payı ile para toplayıp kredi kullanımlarında borçludan yüksek maliyet talep ederseniz iki ihtimal var; ya etkin çalışmıyorsunuz, katılım bankası olarak maliyetleriniz diğer bankalara göre daha yüksek, ya da mevduat kredi makası yüksek olduğundan daha yüksek kar elde ediyorsunuz.  Dolayısıyla katılım bankacılığının ülkemizde geldiği noktayı değerlendirirken buna da dikkat etmek gerekiyor elbette.

Kredi faizi ya da kredilerden talep edilen kar payı oranlarına baktığımda ben normal bankalar ile katılım bankaları arasında bariz bir fark göremedim ama Merkez Bankası web sitesinden kredi kartı gecikme faiz oranlarına baktığımda konvansiyonel bankaların tamamının aylık gecikme faiz oranlarının % 2,52 iken, dört adet katılım bankasından bir tanesinin gecikme faizinin aylık % 2,52, bir tanesinin aylık % 2,42, diğer ikisinin ise % 2,02 olduğunu gördüm. Dolayısıyla katılım bankaları borcunu ödeyemeyenlere, geciktirenlere biraz daha insaflı davranıyor gibi görünüyorlar, ancak Bakara Suresi 280. ayetini dikkat almalarını ve daha insaflı olmalarını beklerdim.

Katılım bankalarına asıl eleştirim kar payları konusunda olacak. Katılım bankalarının hangisine mevduat yapmak için giderseniz gidin, ya da web sitelerine bakın, şu tablo ile karşılaşacaksınız; paranız az ise size daha az kar payı, paranız çok ise daha çok kar payı teklif edilir. Örneğim 1000 TL’niz var ise bir yıllık mevduatınza % 8,5 kar payı size teklif edilirken, 100,000 TL’niz var ise % 9 kar payı teklif edilir. Yani zengin daha fazla kar payı alır, yoksul daha az kar payı alır. Bu mu acaba insanların dinden anladıkları? Nerede kaldı “financial inclusion” kavramı. Daha çok sayıda insanı sisteme mudi olarak bu politika ile mi dahil edeceğiz? Türkiye’de katılım bankacılığının ve islami enstrümanların gelişmemesinin başka sebepleri de var, onları da bir başka yazımda ele alacağım.

Selametle.

İLGİLİ HABERErdoğan'dan mesaj: Kredi yerine sermaye piyasasına yönelinErdoğan’dan mesaj: Kredi yerine sermaye piyasasına yönelin

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler