Sosyal Medya
**8*

İnsana değil, kolona-kirişe yatırım mevzusu

13 Aralık 2016

Malumunuz PISA sonuçlarına göre Türkiye’nin karnesinin kırıklarla dolu olması, geçen hafta gündemde epey yer tuttu. Detaylı yazmaya zaman olmadı ancak tartışmaya bir ucundan da olsa katkıda bulunmak için ben de sosyal medya hesabımdan bu konuda bir grafik paylaştım.

Grafik o kadar ilgi çekti ki, benim gündemi takip etmek ve öğrencilerimle haberleşmek için kullandığım mütevazi Twitter hesabımın alışık olmadığı bir hareketlilik yarattı. Birkaç gün sonra da Sayın Asaf Savaş Akat Hocamızın bu grafikle ilgili bir sorusu oldu. Hem hocamızın katkısına cevaben hem de konuyu derinleştirmek adına bu yazıyı yazmak istedim.

İşe, bir anda popüler iktisat figürü olan benim malum grafiği paylaşmakla başlayayım (Grafik 1.1). Aşağıdaki grafik, inşaat ve eğitim sektörlerinin Türkiye’nin GSYH’si içerisindeki % payını gösteriyor. Hesabı yaparken 1998 bazlı sabit GSYH dizisini kullanıyorum.

Kaynak: TÜİK, Yazarın kendi hesaplamaları

Kaynak: TÜİK, Yazarın kendi hesaplamaları

Bu grafiği ilk kez 2013’ün sonunda kullanmıştım. O tarihten bu yana gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında yaptığım hemen hemen her sunumda yer aldı. Sadece bir iktisatçı olarak değil bir vatandaş olarak da durumumuzu çok güzel özetlediğini düşünüyorum. Türkçe sunumlarda bu grafik için hep aynı başlığı kullanırım: İnsana değil, kolona kirişe yatırım. Sosyal medyada da yazdığım aşağı yukarı buydu: İnsana değil kolona kirişe yatırım yaparsan, PISA sonuçlarına şaşırmayacaksın.

Dediğim aynıyla vaki…

Asaf Hocamız, Twitter’dan bana gönderdiği mesajda, grafiği bu kez cari fiyatlarla çiziyor (Grafik 1.2) ve “Cari fiyatlarla eğilim ters yönde: inşaat azalıyor, eğitim artıyor. Gerçeği hangisi yansıtıyor?” diye soruyor. Çok yerinde bir soru.

Kaynak: TÜİK

Kaynak: TÜİK

İki grafik de doğru elbet ve bir noktaya kadar da aynı şeyi gösteriyor. Benim grafiğimde de eğitimin payında sınırlı olmakla birlikte bir artış, inşaatın payında ise bir azalış olduğu görülüyor. Ancak benim işaret etmek istediğim aslında bu değil.

İki noktanın altını çizerek devam edeyim:

  1. İki grafik arasındaki temel fark birinin sabit diğerinin cari seriyi kullanıyor olmasından kaynaklanıyor. Ben, sabit seriyi kullanarak fiyat etkisini dışlıyorum. Sektörlerin fiyatlandırma kuvvetlerinin farklı olmasının, cari rakamlar kullanıldığında anlamaya çalıştığım durumu gölgeleyebileceğini düşünerek bu tercihi yaptım. Benzer maliyet kalemlerine sahip olmayan sektörler kıyaslanırken, bu yaklaşımın daha sağlıklı olduğunu düşündüğümü de eklemeliyim. Ancak bu tabi genel geçer bir durum değil, bir tercih.
  2. Grafiğin amacı sadece bahsi geçen sektörlerin GSYH içindeki payını göstermek değil. Temel amaç, yıllar içerisinde bu iki sektörün payındaki gelişimin birbirine göre durumunu göstermek. Nitekim birinci grafikte görüldüğü üzere, bazı yıllarda neredeyse birbiri ile ters hareket eden bir görüntü var. İktisatçı olarak “korelasyon, nedensellik göstergesi değildir” ilkesini hatırlatarak, görüntünün ilginçliğine vurgu yapmayı bir borç bilirim.

Bu arada malumunuz TÜİK ulusal hesaplamalarda güncelleme yaptı. Aşağıda yer alan Grafik 1.3, cari fiyatlarla hesaplanmış yeni GSYH serisi içerisinde inşaat sektörü ile eğitim sektörünün payı arasındaki farkı gösteriyor. Sonuç: Son üç yılda aradaki fark, inşaat sektörü lehine zirve yapıyor.

Kaynak: TÜİK

Kaynak: TÜİK

Bol grafikli, uzun bir yazı oldu…Toparlayayım: Grafik 1.1, Türkiye’nin kaynak dağılımında tercihlerini ne yönde kullandığını gösteriyor. Büyümenin mimarlarından kabul edilen inşaat yatırımları, aynı zamanda büyümenin nimetlerinden yararlanıyor. Buna karşın eğitim yatırımları, yüksek büyüme yıllarında payını arttırma konusunda geride kalıyor.

Ülkenin geleceğini, tercihleri belirler. Yanlış tercihlere saplanmış bir büyüme resmi, giderek cendereye dönüşen zoraki bir büyüme modeli oluverir. Eğitimdeki bu kırık karneyle Türkiye dünyanın teknoloji üretim üssü ya da katma değer yaratma cenneti olmayı beklemiyordur herhalde. Nitekim istihdamın sektörel dağılımını gösteren Grafik 1.4, imalat sanayi istihdamındaki gerilemeye karşın inşaat sanayindeki istihdamın arttığını gösteriyor. İnşaat sektöründe brüt reel ücretlerin 2014’te %5,8, 2015’te %4 düştüğünü hatırlatırsak, kazanın çok sınırlı bir zümre olduğu görülecektir.

Kaynak: Hazine Müsteşarlığı

Kaynak: Hazine Müsteşarlığı

TÜSİAD’ın bir toplantısında aktarıldığı üzere OECD verilerine göre Türkiye’de yetişkinlerin %46’sının okuma becerilerinin zayıf olması, gidilecek çok yol olduğunu gösteriyor. Toplumda %46’nın okuma becerisinin zayıf olması, %46 ile %54 arasında iletişimi koparır, toplumda kutuplaşma yaratır. Vahşi bir terör saldırısının ardından ölenlere üzülmekte bile birleşemeyen bir toplum, bu tarz kutuplaşmaların eseridir.

“Gerekirse ceketimi satar, yine de çocuğumu okuturum”dan, “gerekirse kredi çeker, evi alırım, çocuğumun güvencesi, kira geliri olsun” noktasına yürüyen bir toplumda, konuşulacak çok şey vardır. İstemem kimse çocuğunu okutmak için ceketini satsın. İstemem, kız çocukları ailelerinin tek şans olarak gördüğü yurtlarda yanarak can versin. İstemem aileler, çocuklarının geleceğini kitaplarda değil tuğla yığınlarında arasın.

İsterim ki kişinin kaliteli eğitim hakkı devletin güvencesinde olsun. İsterim ki, öğretmenlerimize onurlu bir hayat, öğrencilerimize kaliteli eğitim sağlansın. Kolon, kiriş, site, havuz, yerden ısıtma, yazlık, kışlık, otoyol, megaproje, Çeşme-İzmir arası 3 saat!?! vs eyvallah tabi ama isterim ki geleceğimiz yatırım diye alıp fiyatının artmasını beklediğimiz evlerde değil çocuklarımızın ellerinde olsun…manzarası kapanmasın, karanlık odası olmasın, içeriye güneş girsin yahu!

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları