Sosyal Medya

Ekonomistin hevesi, Memleket meselesi!

8 Kasım 2016

“Sosyal bilimler üstüne ne düşünürsünüz bilmem ama iktisadın mutlulukla bir ilgisi olmalı”.

Cemal Süreya’nın kahvaltı şiirini değiştirerek aktardığım bu satırı, yeni bir yerde yazmaya başlarken, yeni bir gruba sunum yaparken vb mutlaka başlangıç cümlesi olarak kullanırım. Çünkü diyeceğim günden güne değişir ya, varacağım hep bu cümledir…EKON464 dersini verirken de, uluslararası yatırımcılara sunum yaparken de, bir makale yazarken de…

İktisadın mutlulukla ilgisi olmalı çünkü içinde insan var. Bahsettiğim mutluluk elele tutuşup kırlarda koşmak değil sadece (elbet onu da dahil edebiliriz isteyen arkadaşlar için). Fakat her insanın birey olma hakkını, onurlu bir şekilde emeğini değerlendirmesini, bunun karşılığında karnını doyurabilmesini, geleceğini planlayabilmesini kapsayacak genel bir mutluluk çerçevesi makul olacaktır başlangıç için. İşte tam da bu nedenle bizler işten, üretmekten, üretileni paylaşmaktan, üretilenin fiyatından, o fiyattaki değişimden bahsederiz, bunlara kafa yorarız. Biraz daha havalı konuşmak istersek, enflasyon, istihdam, büyüme, çapraz kur da diyebiliriz bunlar yerine lakin sonuç değişmez. Merkez bankaları kurulur, piyasalar çalışır, iktisatçılar okur-yazar, düzen işte bu düzendir.

Sıklıkla bu düzenin içinde “insan” unutulur. Eeee ne de olsa piyasada bile işlemleri robotlara emanet etmeye başladık değil mi? Ama işte insan faktörünün azımsanması ve katı gerçekliğin tarafında olunması bazı analizlerin de sığlaşmasına neden oluyor,  “faydalı bilim” kavramının içi boşaltılıyor.

İLGİLİ HABERİktisat kitapları yeniden yazılıyor!İktisat kitapları yeniden yazılıyor!

Nesnelliği kaybetmeden “insanî” bir bakış açısı geliştirmenin önemini Isaiah Berlin’den bir alıntı ile paylaşayım*:

Almanya’da Nazi iktidarı sırasında olanları anlatmak için aşağıdaki cümlelerden hangisini kullanmak daha makul olur sizce?

  1. Ülke nüfusu azaldı
  2. Milyonlarca insan öldü
  3. Milyonlarca insan öldürüldü
  4. Milyonlarca insan katliama uğratıldı

Aslında bu dört cümle de olanı anlatıyor. Ancak bilgi değeri en yüksek olan son cümle daha kapsamlı bir açıklama yapıyor ve döneme tanıklık görevini, nesnelliği bozmadan yerine getiriyor.

Birinci ile dördüncü cümle arasındaki uçurum ne kadar da bariz! Hangisinin kayda geçtiği, milyonlarca insanın hayatına denk bir fark yaratıyor.

Peki bizde kayıtlara neler, nasıl geçiyor?

*TCMB enflasyon hedefini tutturamıyor

*Genç nüfusta işsizlik yüksek

*İnternetin kapatılmasına ünlü şarkıcı Demet Akalın isyan etti

*Büyüme üçüncü çeyrekte ikinci çeyrektekinden de zayıf olacak

*TL, ABD Doları’na karşı değer kaybetti ama aynı gün Güney Afrika ve Brezilya paraları da değer kaybetti (Ama arkadaşlar iyidir!)

Böyle söyleyince eksik kalıyor. Sorsak mı acaba niye tutmamış o enflasyon hedefi, neden yüksekmiş genç nüfusta işsizlik, büyümenin yavaşlayacağı belli değil miymiş de önlem alınmamış, kim kızdırmış Sayın Akalın’ı, ülkede neden kapanmış o fiberlere gelesice internet? Brezilya işine hiç girmiyorum!

Tespiti yapıp koşarak olay mahallini terk etmek yetmiyor, bu sorulara nesnel ve açıklayıcı yanıtlar vermek gerekiyor. İktisadın ve iktisatçının katkısı da burada ortaya çıkıyor. Bu bakış açısı aynı zamanda bütünsel bir yaklaşımı da zorunlu kılıyor. Memleket meseleleri de bunun içinde, borsa da, faiz de, genişleyen teori zemini de…

Velhasıl geniş bakmanın, doğru soruları sorup doğru yanıtları bulmakta ısrar etmenin tam zamanıdır. Size en “yakın” iktisatçıdan ısrarla isteyiniz!

*Bu örneği Hacettepe Üniversitesi’nden Profesör Dr. Hüseyin Özel Hocamızın İktisat ve Toplum Dergisi’nin 72. Sayısı için kaleme aldığı “Sosyal Bilimin İnsansızlaşması?” başlıklı makalesinden aktardım. İlgilenenler için yazının tamamına internet üzerinden erişim mümkün.

İLGİLİ HABERDünyayı değiştiren 10 etkili iktisatçıDünyayı değiştiren 10 etkili iktisatçı

Yorumlar

Banner

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları