Sosyal Medya

Ekonomi

Ekonomi yol ayrımına mı geldi?

Yazının başlığını hem dünya, hem de Türkiye için düşünerek bir değerlendirme yapmak zorunda olduğumuz günlere ilerliyoruz. Bazı önemli gelişmeler yeni…

Ekonomi yol ayrımına mı geldi?

Yazının başlığını hem dünya, hem de Türkiye için düşünerek bir değerlendirme yapmak zorunda olduğumuz günlere ilerliyoruz. Bazı önemli gelişmeler yeni dönüm noktalarını ifade eden potansiyel değişimlere işaret ediyor.

2008 krizinden bu yana merkez bankaları krizi sonlandıracak kurumlar olarak görüldü ve siyaset cephesi merkez bankalarına reformlar ve maliye politikalarının kullanımı açısından pek yardımcı olmadı. Gelişmiş ülkelerin merkez bankaları faiz oranlarını ya sıfır ya da negatif düzeylere çektiler ve tahvil alım programlarına yöneldiler. Amaç, büyümeye ivme kazandırmak ve sağlıksız bir deflasyonist süreci sonlandırmaktı.

2016 yılının son çeyreği itibariyle gelinen noktada, sıfır veya negatif faizli ortamın ve tahvil alım programlarının belli bir süre için iş görmüş olduğu tespiti yapılabilir. Ancak, hedeflenen büyüme ve enflasyon seviyelerine özellikle Euro Bölgesi ve Japonya’da ulaşılamamış olduğu için bir para politikası stratejisi değişikliğinin gerekli olduğu konuşulmakta.

İLGİLİ HABERGundlach'tan tahvil yorumu: Faiz asla artmaz diyorlarsa, bilin ki artmak üzeredirGundlach’tan tahvil yorumu: Faiz asla artmaz diyorlarsa, bilin ki artmak üzeredir

Japon Merkez Bankası (BoJ), geçtiğimiz günlerde önemli bir karar alarak parasal tabanı hedefleyen para politikası uygulamasını bırakarak getiri eğrisi hedeflemesine yöneldi. Japonya, sürdürülebilir bir büyüme patikasına bir türlü oturamıyor. Enflasyonda, yıllık %2 hedefinin çok uzağında. 2016 yılının 3. çeyreğinde ılımlı bir büyüme ortaya koyması bekleniyor ama Ağustos ayı enflasyonu eksi %0.5 olarak gerçekleşti. Son 6 ayda düzenli olarak negatif bölgede seyrediyor. Bu durum, hane halkı harcamalarını dizginliyor ve tüketici enflasyonunu %2’lik hedef seviyesine taşıyamıyor.

BoJ’un strateji değişikliği kararı sonrasında tartışmalar Euro Bölgesi üzerinde yoğunlaştı. Negatif faizlerin hüküm sürdüğü Euro Bölgesi’nde Avrupa Merkez Bankası (ECB) aynı zamanda tahvil alım programı yürütüyor. Programın resmi olarak ilan edilmiş vadesi 2017 yılının Mart ayı. ECB başkanı Draghi, henüz Mart 2017’nin ötesine sarkacak bir tahvil alımı programı açıklamadı. Gerekirse programın uzatılacağını dile getiriyor. Fakat, diğer yandan tahvil alım programının sonlandırılması konusu bu hafta içinde tartışılmaya başlandı.

İLGİLİ HABERAvrupa Merkez Bankası'nın şakası yokAvrupa Merkez Bankası’nın şakası yok

ECB, Euro Bölgesi’nin negatif bölgede seyreden enflasyon oranını Eylül ayı itibariyle yıllık bazda %0.4 seviyesine yükseltmeyi başardı. Bu oran, Haziran 2014’ten bu yana kaydedilmiş en yüksek oran. Her ne kadar Euro Bölgesi için de hedeflenen yıllık %2’lik enflasyon oranına ulaşılamamışsa da tahvil alım programının somut sonuçlarından söz edebilmek mümkün. Fakat, uygulanan para politikasının artık faydadan çok zarar verdiği görüşü oluşmaya başladı. Nitekim, 2016’nın ikinci çeyreğinde yıllık bazlı büyüme sadece %0.3 düzeyinde. Yani, büyüme yok denebilecek bir seviyede ve bir türlü ayağa kalkmıyor. Ayrıca, enflasyonda olumlu bir gelişme görüldüyse de hala %2’den çok uzak bir düzeyde.

Kişisel görüşüm, ECB’nin tahvil alım programından önce negatif faiz ortamından kurtulması gerekliliği yönündedir. Ne negatif faiz ortamı, ne de tahvil alım programı kalıcı para politikası uygulamaları olamaz. Ancak, Euro Bölgesi ekonomisini düzelmekten uzak tutan temel unsurun öncelikli olarak negatif faiz uygulaması olduğu kanısındayım. Bu yorum, elbette ki sadece para politikasının tartışıldığı sınırlar dahilinde geçerlidir. Çok daha temel sorun, Euro Bölgesi’nin ve daha geniş bir düzlemde Avrupa Birliği’nin siyasi anlamda birlik olamadan parasal birlik yaratmış olmasıdır. Bu sorunun çözümü de ancak yapısal reformlarla mümkündür ki Avrupa’da yapısal çözüm ortaya koyacak irade yok. Güçlü lider imajına sahip Merkel Almanya’nın 2017 seçimlerinden mağlubiyetle çıkacak gibi gözüküyor.

İLGİLİ HABERBugünlerde mutlaka kulak kabartmanız gereken 10 karamsar yorumBugünlerde mutlaka kulak kabartmanız gereken 10 karamsar yorum

BoJ ve ECB’den sonra Fed’in de dönüm noktası nitelikli bir hamlesi Aralık ayına işaret ediyor: faiz artırımı. Ancak, Fed üyeleri 2017’de 3 kez faiz indirimi öngörüsünde bulunurken, şimdi 2 kez öngörüsünde bulunuyorlar. Yani, Aralık’ta faiz artabilir ama sonrasında arka arkaya faiz indirimleri olamayacak.

ABD ekonomisi dünyanın pek çok ekonomisine karşı göreceli olarak üstün. İkinci çeyrekte %1.4 oranında büyümüş ve Ağustos ayı itibariyle yıllık %1.1 seviyesinde olan bir enflasyonu var. Fakat, tüketim ve sanayi üretimi rakamları dönem dönem inişli çıkışlı grafikler izliyor. ABD yeni bir faiz artırımına hazır mı? %2’lik bir büyüme ve enflasyon hedefi kriter alınacak olursa, aslında değil. Fakat, Fed’in 2016 başında işaret ettiği 4 kezlik faiz artırımı öngörüsü düşünüldüğünde, sadece itibar için bir faiz artırımının gerçekleşme olasılığı giderek artıyor. Artışın 0.25 puanın üzerinde olması beklenmiyor.

Küresel boyuttaki diğer bir dönüm noktası nitelikli gelişme petrol fiyatlarıyla ilgili olabilecektir. OPEC’in Kasım ayında gerçekleştireceği toplantıdan arz kısıntısıyla ilgili bir anlaşma çıkacak olursa, uzun süredir bir hayli düşüş göstermiş düzeylerde seyreden petrol fiyatlarının artması söz konusu olacaktır. Kasım’daki toplantı öncesinde ortaya çıkan spekülasyonlarla Brent petrolün 12 Eylül’de $46.45/varil seviyesinde olan fiyatı bugünlerde $52/varil seviyesinin üzerine çıkmış durumda.

İLGİLİ HABEROPEC üretimi gerçekten kısabilecek mi?OPEC üretimi gerçekten kısabilecek mi?

Dünyadaki önemli gelişmeler ışığında Türkiye için de kritik sayılabilecek bir sürece giriyoruz. Fed, olası bir faiz artırımının sinyalini verdiğinden bu yana gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde zayıflama meydana geldi. MSCI gelişmekte olan ülke para birimleri endeksi üç gündür düşüş gösteriyor. 6 Ekim itibariyle, ABD’deki işsizlik maaşı başvuruları verisinin 249,000 kişi ile son 40 yılın en iyi verisi olarak ortaya çıkması gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerindeki baskıyı Fed’in faiz artırımı olasılığının güçlenmesi düşüncesiyle artırdı.

Türk Lirası, Moody’s tarafından yapılan not indirimi sonrasında değer kaybına uğradı. Ancak, ilerleyen günlerde bu değer kaybının tamamını not indirimine bağlayabilmek Fed’in faiz artırma olasılığının güçlendiği bir ortamda pek makul gözükmüyor. Moody’s tarafından 24 Eylül’de gerçekleştirilen not indiriminin etkilerini yabancı sermaye giriş-çıkışları verilerinden izleyeceğiz. Piyasalarda, aynı yönlü etkiler bazen birbirleriyle yakın dönemlere denk geliyor. Bu nedenle, ortaya çıkan sonuçların nedenlerinin hangi şiddette nereden geldiğini daha sonra açıklanan verilerle anlamaya çalışıyoruz.

Şimdi, önümüzdeki günlere odaklandığımızda, Fitch tarafından gerçekleştirilmesi muhtemel bir not indiriminin potansiyel olarak olumsuz etkilerini de hesaba katmak durumundayız. Ancak, Fitch’in ne zaman bir not açıklaması yapacağını bilemiyoruz.

Yabancı yatırımcının gözünde Türkiye için kolay olmayan bir son çeyrek yaşanacağı olasılığı kuvvetleniyor. OHAL’in uzatılması, Moody’s tarafından gerçekleştirilen ve Fitch tarafından da gerçekleştirilebilecek bir not indirimi, Fed’in tüm gelişmekte olan ülkelerin para birimlerini değersizleştirecek faiz artırımı beklentisinin kuvvetlenmesi Türkiye için risk algısını artırıyor. Ayrıca, petrol fiyatlarının artması da Türkiye’ye ilişkin dış kaynaklı kırılganlık endişelerini körüklüyor. 2017 bütçe çalışmalarının başladığı bugünlerde şirketler için kur ve faiz öngörüleri ortaya koymak pek kolay olmuyor.

Kısaca, dünya dönüm noktası nitelikli bazısüreçlerin içindeyken ya da içine girmek üzereyken Türkiye’nin de hassas süreçlere girme olasılığı yükselmiş bulunuyor.

Dolar/Türk Lirası kuru şimdilik 3.05’te.

İLGİLİ HABERBill Gross: Merkez bankaları ekonomiyi kumarhaneye çevirdiBill Gross: Merkez bankaları ekonomiyi kumarhaneye çevirdi

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler