Sosyal Medya

Ekonomi

Acil önlem gerekiyor: TV’lerden kredi pazarlaması yapılıyor

Önlem alınması gerekiyor, acilen. Uydu üzerinden yayın yapan bazı televizyon kanallarındaki reklamlar akıllara zarar. Ekrana 20 tane hareketli resim getiriliyor,…

Acil önlem gerekiyor: TV’lerden kredi pazarlaması yapılıyor

Önlem alınması gerekiyor, acilen. Uydu üzerinden yayın yapan bazı televizyon kanallarındaki reklamlar akıllara zarar. Ekrana 20 tane hareketli resim getiriliyor, bunlardan farklı olanı bulana ödül veriliyor.

Aranan numara 0888 ile başlıyor dakikası 20 TL olan bu hatlardan arayanlar iki dakikalık süre ile sınırlı olmak üzere bağlanıp hangi iki resim farklı sorusuna cevap vermeye başlıyorlar.  “Bul karayı al parayı” derlerdi eskiden sokak aralarında kumar oynatanlar, bu reklamların hiç farkı yok kumardan. Bağlanan vatandaşlardan gelen cevaplar korkutucu derecede yanlış. İlk bakışta anlaşılabilecek kadar kolay olan farklı resimleri bilmeyenler son derece fazla. Bu hatları arayan vatandaşlar son derece cahiller demek ki. Bu hatları kaç kişi arıyor, arananlar ne kadar bekletiliyor, kimler bağlanıyor, özellikle bilmeyenler mi ekrana getiriliyor, bilenler özellikle mi telefona bağlanmıyor bunların denetlenmesi gerekiyor, yapıldığını sanmıyorum.

Şimdi bir yeni bir furya daha başladı ya da benim dikkatimi yeni çekti. Yine uydu vasıtasıyla seyredilen televizyon kanallarındaki reklamlarda vatandaşa kredi verileceği söyleniyor. Arayın 1 (bir) dakikada ya da 2 dakikada krediniz hazır, kefil yok, koşul yok deniyor. Öğrenci olup olmama, çalışıyor olup olmama, ya da bankalara borcu olup olmama durumuna bakılmadığı, T.C. vatandaşı olan ve 18 yaşından büyük herkese kredi verildiği iddia ediliyor.

Bazı kanallarda 30 bazılarında 50 bin liraya kadar kredi verileceği şeklinde reklamlar dönüyor. Tahmin edeceğimiz üzere bu kredileri almak için 0888 ile başlayan telefon numaralarını aramak gerekiyor, bunların da dakikası 20 TL. Bu adamlar koşulsuz krediyi çalışmayan hiç geliri olmayan kişilere babalarının hayrına mı veriyorlar? Türkiye’nin en düşük faizi olduğu iddia ediliyor ama ekrandan faiz oranı telaffuz edilmiyor, dosya masrafı kesinti vs. yok deniyor, vatandaşa “gel gel” yapılıyor. Türkiye’de kredi verme yetkisi olan kurumlar özel izin ya da lisans alıyor ve denetleniyor diye biliyoruz, bu kredileri verenlerin denetlendiğini ben hiç sanmıyorum. Çaresiz vatandaş, işsizler, geliri olmayanlar ya da öğrenciler bu krediyi alınca nasıl ödeyecekler, ödeyemezlerse ne olacak, yazık değil mi Allah aşkına?

Devlet istediği zaman istediği kanalı uydudan çıkarabiliyor, en son FETÖ soruşturması dolayısıyla gördük yaşadık. Peki bu reklamları yapan kanallara neden yaptırım uygulanmıyor? Mesele sigara yasağına gelince reklamlar yasak, ama bu türden kumar, izinsiz kredilendirme olunca reklamlar serbest. Vatandaş akıllı olsun uymasın bu reklamlara diyorsanız o zaman lütfen kumarhane yasağını kaldırın isteyen gider, istemeyen gitmez. Sigara reklamları da serbest olsun madem.

Bu ülkede Kemal Sunal filmleri boşuna bu kadar seyredilmiyormuş demek ki. Sistem o kadar denetimsiz, vatandaş o kadar sahipsiz ki, ancak filmlerde olabilecek türden kahramanlara ihtiyaç duyuluyor, devletin sağlayamadığı düzeni bir kahraman kendi mahallesinde ve çoğu zaman akıllara ziyan şansı sayesinde sağlayabiliyor.

Yıllar geçti maalesef düzen pek değişmedi. Bazı konularda devletin demir yumruğu hemen hissedilirken, bazı konularda tamamen kendi kaderine terk edilmiş bir yapı var. Denetlenen kurumlar da öyle bir sıkı denetleniyor ki adeta nefes alma imkanı bırakılmıyor. Bunun en güzel örneği sermaye piyasamız.

Halka açılan şirketlerin bir kısmı halka açıldığına pişman, aracılık sektörüne yatırım yapanlar pişman, para kazanamıyorlar, aşırı regülasyon kişileri ve kurumları canından bezdiriyor. Sermaye piyasasında vatandaşa bir ürün sunulması halinde karmaşık bürokrasi ve maliyetlerle karşılaşılırken, buna benzer uygulamalar sermaye piyasası dışında rahatça yatırımcılara ulaşabiliyor. Küçük birikimlerle kollektif havuzlar vasıtasıyla ev almayı sağlayan sistemler pazarlanıyor, ama bir gayrimenkul sertifikası ihracına kimse yanaşmıyor, çünkü şirketler sermaye piyasasına girmekten korkuyorlar. Güneş panellerini tek tek yatırımcılara pazarlıyorlar,  bir panel şu kadar yıl şu kadar gelir sağlar deniyor, süt ineklerini tek tek yatırımcılara pazarlıyorlar, ineğin parasını yatırımcıdan alıp onun yerine ineğe bakıp sütünü satıp geliri bölüşen sistemler, kira garantili gayrimenkul satışları yapılıyor ama ne hikmetse kimsenin aklına bunları sukuk şeklinde yapılandırıp yatırımcıya satmak gelmiyor. Sermaye Piyasamız elbette gelişmez bu kafayla devam edersek. Piyasanın gelişmemesini bürokrasinin çok da dert ettiğini sanmıyorum,  dert edilseydi harekete geçiliridi, şimdiye kadar bu olmadı. Oysa etkin kullanılabilse ekonomiye önemli kaynak sağlanabilecek bir alan(dı) sermaye piyasası.

 

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler