Sosyal Medya

Ekonomi

ABD büyümesi ve Fed

ABD’de başkanlık seçiminin tarihi 8 Kasım. Bundan 10 gün öncesine kadar Clinton için %50, Trump için %38 olarak ifade edilen…

ABD büyümesi ve Fed

ABD’de başkanlık seçiminin tarihi 8 Kasım. Bundan 10 gün öncesine kadar Clinton için %50, Trump için %38 olarak ifade edilen oy oranları son günlerde Trump lehine gelişti. Clinton, dışişleri bakanlığı yaptığı dönemdeki resmi yazışmalarını hükümete ait sunucular değil, kişisel sunucular üzerinden gerçekleştirdiği için başı dertten kurtulmuyor. Kendisine duyulan güven, yeni iddialarla sarsılıyor. Bu nedenle, Clinton’un kesin olarak görülen başkanlığı son günlerde bir soru işaretine dönüşmeye başladı. Sonuçları göreceğiz. Biz, işin ekonomi boyutuna bakalım.

Fed’in faiz artırımını başkanlık seçimleri öncesinde yapmayacağı yönündeki görüşler doğruydu. Para politikası tarafından seçim sonuçlarını etkileyebilecek bir hamle gelmeyeceği beklentisi gerçekçiydi. Bu nedenle, faiz artırımının büyük olasılıkla Aralık ayında gerçekleşeceği beklentileri güç kazandı. ABD’nin 3. çeyreğe ait büyüme verisi de bu beklentinin temelini sağlamlaştırdı.

ABD’nin 3. çeyrekteki büyüme oranı yıllık bazda %2.9 oldu. 3. çeyrek, son 1 yılda %2 oranını geçen ilk çeyrek olma özelliğine sahip. Ancak, bu oranın kalıcı olacağı fikrini taşıyamıyorum. Zira, ABD ekonomisinin büyüklüğünün hemen hemen %70’lik bir bölümü tüketici harcamalarından oluşuyor ve 3. çeyrekteki tüketici harcamaları artışı %2.1 oldu. Oysa, 2. çeyrekteki artış oranı %4.3 idi.

ABD ekonomisinin göreceli olarak güçlü olan 3. çeyrek büyümesinin arkasında temel olarak ihracat ve stok yatırımı artışı bulunuyor. İhracat, 2. çeyrekte yıllık bazda %10 gibi önemli bir sıçrama gerçekleştirdi. Bu güçlü artışın sebebinin Aralık 2015’ten Mayıs 2016’ya kadar genel bir eğilim ile zayıflayan ABD Doları’nın olma olasılığı güçlü gözüküyor. Bu süreçte zayıflayan ABD Doları, ihracat üzerindeki güçlü etkilerini Temmuz-Eylül 2016 aralığındaki 3. çeyreğe yansıtmış gözüküyor. ABD Doları, 30 Kasım 2015’te Euro’ya karşı 1.0565 olan değerini 2 Mayıs 2016’da 1.1534 seviyesine kadar kaybetmiş. Ayrıca, geçici olarak bazı tarımsal ürün taleplerinin de ABD’nin ihracatındaki artışı desteklediği verisi de var. Kur etkisi ve geçici görünen talep artışı ile ihracat çok önemli bir ivme kazanmış.
Mayıs 2016’dan itibaren geçen süreçte, yine genel bir trend olarak ABD Doları’nın değer kazandığını görüyoruz. Elbette ki son bir kaç gün içinde Trump’ın seçimleri kazanma olasılığının artmasıyla ortaya çıkan risklerin yarattığı ABD Doları’nın değer kaybını genel bir trend etkisi olarak göremeyiz. Ancak, genel trendin ABD Doları’nda güçlenme ifade ediyor olması ihracatın önümüzdeki süreçte büyümeye aynı derecede olumlu etki yapabileceğini düşündürmüyor.

Büyüme ile birlikte, enflasyon için önemli olan ücret artışlarının 3. çeyrekte %2.4 seviyesinde bir artış kaydettiği görüldü. Ücret artışları oranı geçen yılın aynı döneminde %2.5 düzeyinde idi. Ücret artışları, neredeyse tüm gelişmiş ekonomiler için bir hedef kriteri haline gelmiş %2’lik enflasyon oranına beklendiği kadar katkı sunmuyor. Bunun nedeni, ABD’deki işgücü piyasasının 2000’lerin başlarından ve özellikle 2008 krizinden itibaren yaşadığı yapı değişikliği. Daimi işlerden geçici ve tam zamanlı işlerden yarı zamanlı işlere büyük bir kayma yaşadı ABD işgücü piyasası. ABD’nin tarihinin en uzun büyüme trendi yaşadığı bir döneminde, enflasyon cephesinde ücret artışlarından kaynaklanan desteği görememesi büyük ölçüde bu yapı değişikliğine dayanıyor. İşgücü arz ve talebinin şekli 1990’lar ile kıyaslandığında bambaşka bir görünüme bürünmüş durumda.
Güçlü büyümenin geçici olduğuna yönelik yorumlarım, ABD Doları’nın değeriyle ilgili değişim ve uluslararası talepteki artışın geçici olduğunu biliyor olmamızdan kaynaklanıyor. Ancak, bu büyüme verisinin Demokrat bir başkan iktidarda olduğu için Demokrat Clinton’a destek vermiş olduğu kesin.

Clinton seçimi kaybederse, bu ekonomik verinin desteğini dışişleri bakanlığı yaptığı dönemdeki e-posta mesajları yüzünden kullanamamış olacak.
Geçici de olsa, güçlü büyüme verisinin Fed’in faiz kararı üzerindeki etkisi de büyük olacaktır. Mevcut büyüme ve enflasyon seviyesi bir faiz artırımını çok da haklı çıkarmıyor. Fakat, para politikasının en önemli aracı neredeyse kullanılamaz durumda. Faizi bir politika aracı olarak kullanabilmek için faizin yükselmesi gerekiyor. Fed, yılın başında 2016 için 4 adet faiz artırımı öngörmüştü. Benim öngörüm 2 adet olacağı yönündeydi. Yani, tarihteki pek çok krizden çıkış gücüne göre, mevcut çıkış sürecinin daha yavaş olacağını düşünüyordum. Aralık’ta faiz artırımı gerçekleşirse, benim muhafazakar tahminim dahi olumlu bir beklenti olarak kalacak.
ABD’nin kriz sonrasındaki toparlanma süreci, tarihinin en uzun büyüme sürecine işaret ediyor ama göreceli olarak zayıf verilerle gerçekleşiyor bu süreç. Buna rağmen, faizde 0.25 puanlık bir artış gerçekleştirilmesinin uygun olacağını düşünüyorum. Fed’in kararının Aralık’ta artış yönünde olacağını tahmin ediyorum. Ancak, bir sonraki artış için yine uzun bir bekleme sürecine girileceği kanısındayım.

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler