Sosyal Medya

Ekonomi

Borsa İstanbul’a dair kısa bir hikayem ve bazı önerilerim

Epey uzun yıllar çalıştım Borsa İstanbul’da, çekirdekten yetiştik tabir yerindeyse. Bildiğiniz gibi bu sene Temmuz başı gibi karşılıklı el sıkışıp…

Borsa İstanbul’a dair kısa bir hikayem ve bazı önerilerim

Epey uzun yıllar çalıştım Borsa İstanbul’da, çekirdekten yetiştik tabir yerindeyse. Bildiğiniz gibi bu sene Temmuz başı gibi karşılıklı el sıkışıp ayrıldık ben ve diğer iki genel müdür yardımcısı arkadaşlarımla birlikte. Piyasa genelde belki de benden de çok diğer iki arkadaşımı tanır. Bir tanesi Hisse Senetleri Piyasası’nın duayeni Aydın Seyman, diğeri de son dönem Kotasyon, Pazarlama Satış ve İş Geliştirme birimlerinden sorumlu genel müdür yardımcısı arkadaşımız Mustafa Kemal Yılmaz. Bizim ayrılışımız demeyeyim, diğer iki isim adına konuşmayayım ama benim ayrılışım bu sene Nisan ayı başında atanan yeni Yönetim Kurulu ve Genel Müdürün kendi ekipleri ile çalışma isteğinden kaynaklanan bir ayrılıktı. Ne yazık ki bu ayrılışın hemen ardından 15 Temmuz’da o meş’um darbe girişimi yaşandı, her şey birbirine karıştı, kim neden ayrıldı bilinmez oldu. Biz neden ayrıldığımızı biliyoruz da bunu anlatması kolay olmuyor maalesef soranlara. Bu arada gerek Yönetim Kurulu Başkanı gerekse de Genel Müdür ile medeni ilişkimiz ve irtibatımız da hep devam etti ayrıldıktan sonra.

Geçen hafta Borsa İstanbul İstinye kampüsünde Borsa İstanbul Takasbank ve MKK personelinin de katıldığı bir etkinlikte bana, Aydın Seyman’a ve Mustafa Kemal Yılmaz’a görevden ayrılmamız nedeniyle birer plaket verildi, bu vesile ile Borsa İstanbul’daki arkadaşlarımızla tekrar hasret giderdik. “Mahkeme kadıya mülk değil” derler bilirsiniz.

Bizler de her zaman bu sözün anlamını idrak etmiş olarak görevlerimizi elimizden gelenin en iyi şekliyle yerine getirmeye çalıştık, zamanı gelince de düzgün bir şekilde ayrıldık çok şükür. Araya giren bir dolu olay nedeniyle biraz gecikmiş de olsa hizmetlerimiz dolayısıyla hayırla anılmak ve hatıra kabilinden plaket almak güzeldi, emeği geçenlere teşekkür ediyorum buradan tekrar.

Diğer taraftan, her ne kadar ayrılmış olsam da yine de Borsa İstanbul için faydalı olacağına inandığım bazı önerilerimi paylaşmak istiyorum. Altın konusundan başlayayım. Malum “Dövizini boz Türk Lirasına geç” kampanyası var bir süredir. Bunun bir ayağında da vatandaşa “dövizi boz altın al” dendi hatırlarsanız.

TL’ye geçilmesine itirazım yok ama altın alınması tavsiyesine ilişkin çekincelerimi paylaşmıştım, ancak madem böyle bir siyasi irade oluştu, o zaman altının yastık altına gitmesini önlemek konusunda Borsa İstanbul’a da görev düşüyor bana göre. Borsa İstanbul’da saklama hizmeti sadece aracı kurumlara, yatırım fonlarına değil, aynı zamanda gerçek kişi yatırımcılara da verilmekte. Bunun reklamının yapılmasında, dövizini altına çeviren gerçek kişi yatırımcıların standart altın alımına ve alınan altınların Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası üyeleri vasıtasıyla saklanmasına yönlendirilmesinde fayda var. Yatırımcılar ne kadar farkında bilemiyorum ama Borsa İstanbul son derece güvenli bir saklama hizmeti sunuyor ve altınlar “aynen” saklanabiliyor, yani hangi rafinerinin hangi seri nolu altınını teslim ettiyseniz geri talep ettiğinizde aynısını veriyor Borsa İstanbul. Bu hizmet önemli, yatırımcıya duyurulmasında fayda var, bu hizmetin bir sonraki ayağı da İslam ülkeleri altın borsa ve saklama hizmetlerinin entegrasyonu olacak. Borsa İstanbul’a bu işin pazarlamasına daha fazla zaman ayırmasını öneriyorum.

 

İLGİLİ HABERDüşük faiz-Yüksek kur politikasının getirdiği fırsatlarDüşük faiz-Yüksek kur politikasının getirdiği fırsatlar

İkinci konu Borsa İstanbul’da işlem gören özel sektör tahvillerindeki likidite konusu.  Borsa İstanbul web sitesinden piyasa bazında günlük bültenlere ulaşılabiliyor. Baktığınızda devlet tahvili ve hazine bonolarında işlemler olduğunu görebiliyorsunuz ama özel sektör tahvillerinde, kira sertifikalarında genelde çok az işlem oluyor.Buradaki likiditenin artması lazım. Özellikle şirketlerimiz için bankalardan kredi alma yoluyla finansmana önemli bir alternatif olan tahvil, bono ya da sukuk şeklinde ihraçların likiditesi sağlanmazsa bu enstrümanlara yatırımcı ilgisi olmuyor, ya da bunu tersini savunan önerme de doğru, yatırımcı ilgisi olmazsa likidite de sağlanamıyor.

Borsa İstanbul’a bu konuda iki önerim var. Birincisi Borçlanma Araçları yüzeysel ve derinlikli veri yayın ücretlerinin düşürülmesini hatta yüzeysel veri yayınının (Düzey 1) tamamen ücretsiz verilmesini değerlendirmelerini öneriyorum.  Ayrıca yine bu kapsamda Borsa İstanbul’a ilgili mevzuat gereği bildirilmesi zorunlu olan borsa dışı işlemlerin haftalık bazda anlaşılabilir bir şekilde düzenlenerek yayımlanması çok faydalı olacaktır. İkinci önerim de son EKK sonrası açıklanan önlem paketine Borsa İstanbul’daki özel sektör borçlanma araçlarının dahil edilmesi konusunda Borsa yönetiminin Hükümet nezdinde girişimde bulunması. Banka kredilerine Kredi Garanti Fonu kefaleti şemsiyesini sağlayan devletimiz, tamamen değil ama kısmen de olsa özel sektör borçlanma araçları için benzer teşvik tedbirleri alabilir. Böylece yatırımcı ilgisi de artar.

İLGİLİ HABERDarphane'den daha fazlasını bekliyoruz!Darphane’den daha fazlasını bekliyoruz!

Üçüncü konu da döviz piyasası hakkında olacak. Borsa İstanbul bu konuda iki farklı yol izleyebilir. LME türü vade yapısıyla her gün vadesi gelen döviz vadeli işlem sözleşmelerini işleme açabilir, böylece spot döviz piyasasının replike eden bir piyasa yatırımcılara sunulmuş olur. İkinci yol ise doğrudan döviz spot piyasasının Borsa İstanbul bünyesinde açılması. Böylece spot döviz piyasası daha şeffaf hale gelir, kim ne yapıyor daha kolay takip edilir. Bu konuda şimdiki genel müdür olan Osman Saraç’ın İstanbul Altın Borsası’nın başındayken çalıştığını biliyorum, dolayısıyla konunun yabancısı değil, tekrar düşünmelerini tavsiye ederim.  Bu arada son olarak değinmek istediğim bir şey daha var. Borsa İstanbul sanki görsel medyayı fazla kullanmıyor, örneğin döviz piyasasında son dönemde yaşanan oynaklık esnasında VİOP’ta bildiğim kadarıyla hem vadeli işlem sözleşmelerinde hem de opsiyon sözleşmelerinde işlem hacimlerinde rekorlar kırıldı, bunun daha fazla duyurulmasının yatırımcı ilgisinin çekilmesinde ve şirketler tarafında kur riski yönetimi konusunda farkındalığın artmasında bence çok faydası olur.

Yazımı hafta sonu İstanbul”da gerçekleşen hain terör saldırısında hayatlarını kaybeden güvenlik görevlilerimize ve vatandaşlarımıza Allah”tan rahmet, geride kalan kederli ailelerine ve sevdiklerine başsağlığı dileklerimle bitirmek istiyorum. Allah ülkemizin, bu ülkede yaşayan tüm dürüst ve düzgün insanların yar ve yardımcısı olsun.

İLGİLİ HABERBorsa İstanbul'da havuz problemleriBorsa İstanbul’da havuz problemleri

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler