Sosyal Medya

Ekonomi

Hazine reel sektör kredilerine kefil oluyor iyi de…

Sayın Başbakan Yardımcımız Mehmet Şimşek’in hafta sonu açıklamaları oldu bu yönde. Paraanaliz’de okudum haberi Pazar akşamı ve hemen bu yazıyı yazmak istedim geç…

Hazine reel sektör kredilerine kefil oluyor iyi de…

Sayın Başbakan Yardımcımız Mehmet Şimşek’in hafta sonu açıklamaları oldu bu yönde. Paraanaliz’de okudum haberi Pazar akşamı ve hemen bu yazıyı yazmak istedim geç olmadan Hazine Müsteşarlığı’nı ve Sayın Şimşek’i uyarmak için. Israrla yazmaya devam edeceğim, düzenlemeler yapılırken sermaye piyasası, Borsa İstanbul ve aracı kurumlar adeta yok sayılıyor, çok yazık. Haberden kısa bir alıntı yapıyorum aşağıda:

“Şimşek, Hazine garantörlüğünde krediyle finansmana erişimdeki sıkıntıların giderileceğini, bankaların da kredi maliyetlerinin düşürüleceğini bildirdi. Şimşek şöyle devam etti : Hazine kefaletinin kredi teminatı olarak gösterilmesi krediyi arz eden bankanın daha az sermaye karşılığı ayırmasına ve kurumun daha etkin bir likidite ve sermaye yapısına sahip olmasına neden olacaktır. KOBİ ve ihracatçıların finansman sıkıntısının giderilmesini amaçlayan sistem ile bankaların kredi hacmi artacak ve düşen kredi maliyetleri, bankaların karlılıklarını artıracaktır.”

İLGİLİ HABERYeni dönem: Hazine reel sektöre kefil oluyorYeni dönem: Hazine reel sektöre kefil oluyor

Sayın Bakanım söylediğiniz şeyler olumlu elbette ama bu şirketler illa kredi mi almalı, hiç bono tahvil veya sukuk benzeri borçlanma aracı ihraç etmeyi düşünmezler mi ne dersiniz? Bana göre yapılması düşünülen Hazine kefaleti düzenlemesi yanlış değil, ancak eksik. Banka kredi verirken devlet kefil oluyor da şirket tahvil, bono sukuk vb. borçlanma aracı çıkarırken niye kefil olmuyor. Tamamen bankacılık sistemine dayanan büyüme modelinden lütfen vazgeçelim artık, biraz da sermaye piyasasının gelişmesine odaklanalım.

Şirketler tahvil ve bono çıkarsınlar, sermaye piyasasından borçlansınlar. Bireysel ve kurumsal yatırımcılar bu enstrümanlardan alsın, yaygın bir şekilde portföylerde yer alsın. Devlet gerekirse kefalet karşılığında özel sektör borçlanma araçları ihracından belirli bir yüzde komisyon ya da tescil ücreti dahi alabilir, buna dahi itirazım yok. Hazine garantisi sadece yurtiçi ihraçlar için uygulanabileceği gibi yurtdışı ihraçlar için de uygulanabilir, böylece şirketlerimiz yurtdışından da doğrudan sermaye piyasaları vasıtasıyla borçlanabilirler. Dolayısıyla yapılacak düzenlemeye muhakkak özel sektör tahvilleri, bonoları ve sukuklar dahil edilmelidir. Böylece hareket alanları oldukça daralan ve foreks işlemleri dışından neredeyse hiç kar etmeyen aracılık sektörü de nefes almış olacak.

Büyümeyi tamamen bankacılık kesimi üzerinde kredi yoluyla yapmanın sakıncalarına da dikkat çekmek isterim. Bankaların mevduatları çoğunlukla kısa vadeli… Mevduatlarda bir çekilme ya da azalma olduğunda, bir banka ya da bazı bankalar kredileri geri çağırırlarsa şirketler zor durumda kalmazlar mı? Kendisi mali açıdan sıkıntılı olmayan ancak kredi aldığı bankanın problemi yüzünden kredisi geri çağrılan şirketler mali açıdan olumsuz etkilenebilirler buna dikkat edilmeli. Diğer taraftan bir şirket tahvil çıkararak örneğin bir yıllığına borçlanmış olsa kredinin geri çağrılması gibi bir durum asla yaşanmayacak çünkü yatırımcılar eğer paraya dönmek isterlerse bunu ikinci el piyasada ellerindeki tahvil ya da bonoları satarak yapabilecekler şirkete başvurup “verdiğim borcu geri öde” diyemeyecekler, bu önemli bir rahatlık şirketler için.

Avrupa Birliği’nin 2020 yılına kadar olan planları içinde Birlik şirketlerinin uzun vadeli finansmanının rekabet gücü açısından önemli olduğu bankaların uzun vadeli finansman konusunda yeterince etkin olmadığından hareketle sermaye piyasaları üzerinden uzun vadeli finansmanın önem kazanacağı ifadesi yer alıyor, buna da dikkatinizi çekmek isterim.

Ayrıca hızla büyümekte olan emeklilik fonlarımız var, bunlar sadece devlet kağıtları mı alsın sadece mevduat mı yapsın özel sektör borçlanma araçları almasınlar mı, bunlar için enstrüman lazım değil mi. Bir çarpıcı açıklama da bu yıl Haziran ayında ISO 500 raporu açıklanırken Başkan Erdal Bahçıvan’dan geldi.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, sanayicinin bin bir emekle oluşturduğu faaliyet karının büyük bölümünün finansman giderine gittiğini söyledi ve ekledi: Finansman giderleri bir önceki yıla göre yüzde 75.1 arttı. Sanayici elde ettiği 44 milyar liralık karın 28 milyar lirasını, bir başka ifadeyle yüzde 63.4’ünü finansman gideri olarak kaybediyor. Halka açık sanayi kuruluşları açısından bu oran dünyada ortalama yüzde 16. Başka bir deyişle Türkiye’yi dünyadan farklı kılan, borçluluk oranları değil, borçlanmanın maliyeti.

Sanayicinin dişiyle tırnağıyla, Ar-Ge ve yatırım yaparak, istihdam yaratarak, risk alarak kazandığı paranın neredeyse üçte ikisi finansmana gidiyor. Bu kabul edilebilir, sürdürülebilir bir durum değildir. Finansman giderlerinin faaliyet karına oranı dünya ortalamalarına göre oldukça yüksek. Bu da gösteriyor ki Türkiye’deki finans sisteminin bu şekilde yürümesi imkansız. Sanayici böylesine yüksek bir finansman yükü ile mücadele ederken finans dünyasının en önemli kurumları olan bankalar da mutsuz. Böyle bir modelle sanayinin çarklarının sağlıklı olarak dönmesi çok kolay görünmüyor.

Bir düşünün bakalım borçlanma maliyeti neden yüksek. Doğrudan sermaye piyasasından fon sağlamak kolay olsaydı yine bu kadar yüksek olur muydu? Hele hele ihraç edilen özel sektör borçlanma araçlarına Hazine kefaletli olsaydı. Borsa İstanbul Borçlanma Araçları Piyasası bültenine bakın Hazine kağıtları getirisi yıllık % 8,5 civarında, özel sektör borçlanma araçları yıllık getirisi % 10 civarında. Bir de bakın herhangi bir bankanın web sitesinden ticari kredi faizlerine ne demek istediğimi anlarsınız. Bankalarımız ekonomik büyüme şirketlerimizin finansmanı açısından son derece önemli işlevler görüyor, elbette para kazanacaklar, büyüyecekler ama şirketlerimiz açısından biraz da farklı finansman yollarını düşünmekte, desteklemekte fayda yok mu? Ne dersiniz?

İLGİLİ HABERTürkiye'de döviz ve altın neden yastık altında?Türkiye’de döviz ve altın neden yastık altında?

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler