Sosyal Medya

Ekonomi

Kör Havuz nedir?

Uzunca bir süredir bir “kör havuz” tartışmasıdır devam ediyor. Borsa İstanbul’da çalışırken bu konudaki görüşlerimizi Yönetim Kurulu Başkanları, Yönetim Kurulu…

Kör Havuz nedir?

Uzunca bir süredir bir “kör havuz” tartışmasıdır devam ediyor. Borsa İstanbul’da çalışırken bu konudaki görüşlerimizi Yönetim Kurulu Başkanları, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Genel Müdürler ile paylaşmıştık, şimdi artık Borsa’da çalışmıyorum müsaadenizle bu konuya açıklık getireyim.

Kör havuz tabiri İngilizce “dark pool” tabirinin Türkçeleşmiş hali… Aslında birebir tercüme edersek karanlık havuz demek. Şimdi basit şekilde anlatabilmek için fiziksel olarak bir havuz düşünmenizi istiyorum. Bir yüzme havuzu düşünün, suyunu da temiz ve berrak olarak hayal edin. Bu havuza baktığınızda havuzun derinliği konusunda bir fikriniz hemen oluşur değil mi?

Havuzun suyu son derece kirli ve adeta çamur gibi olsa ya da karanlık bir ortamda havuza baksanız ve dibini görmezseniz işte bu “karanlık ya da kör havuz” olarak adlandırılabilir. Bu türden dibi belli olmayan içinde ne olduğu belli olmayan havuzlara girmek, ya da atlamak son derece tehlikelidir. Dolayısıyla karanlık havuz ya da kör havuz, derinliği konusunda bilgi sahibi olmadığınız havuzdur diyebiliriz.

Şimdi borsalarda işlem gören şirket hisse senetlerinin piyasasının derinliğinden ne anlıyoruz ona bakalım. Borsa İstanbul başta olmak üzere gelişmiş ve gelişmekte olan borsaların büyük çoğunluğunda en iyi alış en iyi satış fiyatları ile daha alt ve daha üst fiyat kademelerinde bekleyen emir sayıları ve miktarları yatırımcıya verilir. Bu veri, derinlik verisi olarak adlandırılır. Yani buradan hareketle şunu bir defa daha söylemek lazım: Taraf bilgilerini vermeyen piyasalar ve borsalar kör havuz değildir, çünkü her fiyat kademesinde bekleyen emir toplamları, yani derinlik bilgisi verilmektedir.

Kör havuz eleştirilerini yapanlar her fiyat kademesinde kimlerin alıcı, kimlerin satıcı olduğu bilgisinin verilmemesine tabir yerindeyse kafayı takmış durumdalar. Tekrar ifade edeyim; bu bilgi normalde birçok borsada yatırımcılara verilmemektedir. Çünkü bu türden bilginin alım satım kararlarını yanıltıcı bir şekilde etkilemesi, piyasayı bozucu etkisi olabileceği büyük alıcı ve satıcıları piyasadan uzaklaştırabileceği düşünülmektedir. Ayrıca etkin işleyen piyasalarda hisse senedini kimin aldığının ya da sattığının fiyat oluşumunda etkisi olmadığı kabul edilir.Ancak piyasaların etkin işlediği de ispatlanmış bir teorem değildir, bir kuramdan ibarettir bunu belirtmek lazım.

Size başımdan yakın zamanda başımdan geçen bir olayı anlatayım. Elektronik ürünler satan mağazalarda bazen dikkatinizi çekmiştir.  Spesifik bir ürün için fiyat verilir ve stok bilgisi de verilir, şu kadar fiyat şu kadar adet satılacak denir. Bazı firmalar ise bu bilgiyi vermez. Çok ünlü (ismini tahmin edersiniz hemen) bir firmanın dizüstü (laptop) bilgisayarını almaya mağazaya gittim.  “Stokta yok yarın gelir” dediler, ertesi gün sabah gittim. “Geldi mi?” diye sordum olumlu cevap aldım. “Bu saatte almayayım akşam alayım” diye düşündüm ama stok biter mi diye de bir soru aklıma geldi. “Kaç tane geldi bugün size ya da stokta kaç tane var” dediğimde bu bilgiyi paylaşmadıklarını sadece müşteriler sorduğu anda stok durumuna bakıp var ya da yok dediklerini söylediler. Dolayısıyla bu işin tek doğrusu yok, bu bir pazarlama taktiği. Bir borsa taraf bilgisini vermez başka bir borsa verir; bir borsa derinlik bilgisi vermez sadece en iyi alış ve satı bilgisini verir; başka bir borsa derinlik bilgisini verir. Tamamen farklı segment müşterilerine hitap etmenin taktikleridir bunlar ve her biri kendi içinde son derece tutarlıdır.

Peki başlangıçta taraf bilgilerini İMKB’de ve ardından Borsa İstanbul’da neden veriyorduk onu da kendi zaviyemden anlatayım kısaca. Bizler Borsa’da çalışmaya başladığımızda elektronik alım satım sistemi yoktu. O zaman alış ve satış emirleri beyaz tahtalara yazılırdı emirlerin kime ait olduğunun bilinmesi için de her üyeye tahsis edilen “üç harfli” kodlar kullanılırdı, bunlar tahtaya yazıldığında haliyle herkes tarafından görülürdü. Elektronik sisteme geçtiğimizde o zamanki İMKB çalışanları olarak  bu durumu olduğu gibi elektronik ortama taşıdık. Ancak daha sonra bu bilginin kirli ya da yanıltıcı olabileceği kanaati bizde yerleşmeye başladı.

Diyelim ABC kodlu bir aracı kurum alışa emirler yazıyor. Bunun anlamı ne olabilir? ABC menkul değerler çoğunlukla yabancı yatırımcılarla çalışıyor şeklinde bir bilgi var elimizde varsayalım, peki bu emirleri veren yabancı yatırımcı mı? Ya yerli yatırımcının birisi özellikle yabancı gibi görünmek için gidip ABC’de hesap açmışsa? Bu yatırımcı büyük yatırımcı mı? Küçük yatırımcı mı? Bu emirleri veren bir tane yatırımcı mı birden fazla yatırımcı mı? Kurumsal mı bireysel mi? İnsider (o şirketi herkesten daha iyi bilen orada çalışan ya da bir yakını orada çalışan) mı değil mi? Bu açıdan bakıldığında ve dünya uygulamalarını da incelediğimizde ulaştığımız sonuç taraf bilgisinin açıklanmamasının daha doğru olacağı şeklindeydi.

Taraf bilgisinin açıklanması tamamen yanlıştır, zararlıdır demek de çok iddialı bir önerme olur. Bunu da asla iddia edemem. Bu işin tek doğrusu var mı, ya da ulaştığımız sonuç yüzde yüz doğru sonuç mu elbette tartışılır ama sermaye piyasamızın tek ve en büyük sorunu kör havuz sorunu değildir bana göre. Bu kadar yıldır işin içinde olan birisi olarak size rahatlıkla sermaye piyasalarımızın geliş(e)memesinin çok daha başka sebepleri olduğunu söyleyebilirim. Bu konuya bundan sonraki yazılarımda değineceğim inşallah.

 

Yorumlar

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler