Güldem Atabay

Ekonomide ”müjdeli haber” rüzgarları fırtına mı getirecek?

9 Ocak 2019

Yerel seçimler yaklaşıp da ekonomik şartlar AKP’nin oy tabanında öfke yaratmaya devam ederken, hükümet kanadından “müjdeli haber” başlığı altında dört koldan teşvikler açıklanıyor.

Sadece bu sabah Sayın Bakan Albayrak’tan TCMB’nin nisan ayında Hazine’ye devredeceği kârın 37 milyar TL olduğunu ve tam da seçim öncesine yetişecek şekilde önemli kısmının ocak ayında devreye gireceğini öğrendik.  Nisanda gelecek para ocakta gelmiş de ne olmuş yani diye düşünmek mümkün.

İki açıdan sorunlu bir adım.

Bir kere yine “ben yaptım oldu” ile merkez bankası karı hazineye zamanından çok önce, politik nedenlerle aktarılmakta. Türkiye ekonomisinin yönetim biçimi olarak çok şey anlatıyor. Diğeri de, seçimlerde zorlaşan ekonomik şartlar nedeniyle muhtemelen oy kaybı yaşayan AKP’nin zar zor yarattığı kaynakları nasıl da mali disiplini göz ardı eden şekilde “oy toplamak” üzere dağıtma aşamasında olduğunun başka bir habercisi.

Evet ekonomide durgunluk can yakıcı boyutta; ancak hedefsiz, sonrasını düşünmeden atılan adımların ileride daha büyük maliyetleri olacak Türkiye ekonomisine.

Geçtiğimiz özellikle son beş yılda hesapsızca atılan adımların bugün yaşadığımız maliyeti gibi.

Seçim sonrası Türkiye ekonomisini daha kolay günler beklemiyor.  Geçen yıl yaşanan derin kur krizinin etkileri yıkılan domino taşları gibi 2019’da her sektörü teker teker etkilerken ilk yarıda sert bir daralma yaratacak.  Yılın ikinci yarısındaysa büyüme yeniden artıya dönse de kimsenin hayatını kolaylaştırmayacak şekilde cılız kalacak.

“Cari işlemler açığı yıl sonu (2018) itibariyle 20 küsur milyar dolarlarda gerçekleşecek. (Cari açık/GSYH) YEP’te söylediğimiz yüzde 4,7 oranının çok daha altında yüzde 3,0’lerde yılı tamamlamayı bekliyoruz.”

Sayın Albayrak’ın bu hesabı, 2018 son çeyrekte başlayan ekonomik daralmanın ne denli “dengelenmeden” uzak, sert gerçekleştiğinin ilanı zaten.

Bunun anlamı da harcamalar artarken, gelir tarafında önemli düşüşler olacağı.  Enflasyon kontrolden çıkmış, Türkiye ekonomisi savrulurken 2019’u kurtarmak için mali disiplin sözü ile çıpalanan geleceğimiz yine sallantıda açıkça.

Tam da işte bunları düşünürken, bir de kredi kartlarını ödeyemeyenler için uzun vadeli kredi imkanının Ziraat Bankası üzerinden geleceğini öğreniyoruz.  Böylece bir yandan kredi kartı taksit imkanı 48 aydan 60 aya efektif olarak yükseltilmiş oluyor.

Ama asıl önemlisi neden Ziraat Bankası’nın bu şekilde kullanıldığı.  Kredi kartı borcunun toplamı 130 milyar liranın üzerinde.  Ziraat Bankası bu kadar büyük bir yükü neden üstleniyor; üstlenmek zorunda bırakılıyor? Varlık Fonu altına alınan Ziraat’ın politik nedenlerle oluşturulan görev zararlarının neye ulaşacağını görebilecek miyiz mesela?

Halkbank, esnaf ve sanatkarlara yılın ilk 3 ayında 10 milyar TL, yılın tamamında ise toplam 22 milyar TL kredi desteği verecek. Kredi kullandırımları bugün itibariyle başladı..

Yeni bir KOBİ destek paketi ayrıca yolda.

Personel sayısı 500’ün altında olan işletmelere 150 TL, 500 üstü için de 100TL devlet desteği verileceğini de okuyoruz.

Halkbank, bugün itibarıyla yine devlet destekli faizle esnaf ve sanatkarlara yılın ilk 3 ayında 10 milyar TL, yılın tamamında ise toplam 22 milyar TL kredi desteği verecek. Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde yapılan tüketim amaçlı vergi indirimleri ve yine kamu bankalarına yüklenerek yapılan konut sektörü kredi desteklerini de atlamayalım.

Rüzgar eken firtına biçer demişler. Geçen sene bu deneyimin ne kadar gerçek olduğunu gördük.  Şimdi zaten fırtına içindeyken hükümetin ektiği bu yeni rüzgarların hayırlara vesile olmasını dilmekten gayrı yapılacak, uyarıları yazmak ve gelişmeleri izlemek sadece.

 

GA.

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları