Tufan Cömert’in PUSULASI:  “Sabırlı” Fed ne demek, dolar için ne anlama gelir?

Fed FOMC toplantısı sonrasında yayınlanan açıklama metninde ve Fed Başkanı Powell’ın konuşmasında yinelenen bir sözcük vardı: “Sabır”. Bu sözcük ve…
19:212 Şubat 2019
Tufan Cömert’in PUSULASI:  “Sabırlı” Fed ne demek, dolar için ne anlama gelir?
Fed FOMC toplantısı sonrasında yayınlanan açıklama metninde ve Fed Başkanı Powell’ın konuşmasında yinelenen bir sözcük vardı: “Sabır”. Bu sözcük ve…

Fed FOMC toplantısı sonrasında yayınlanan açıklama metninde ve Fed Başkanı Powell’ın konuşmasında yinelenen bir sözcük vardı: “Sabır”. Bu sözcük ve türevleri dün gece itibarı ile 2019 için yatırım ortamını ciddi anlamda değiştirdiler. Bu sabah bu anlamda daha farklı bir dünyaya uyandık. Şimdi soru cevaplarla bundan sonrasına bakalım.

 

Tufan Bey, dünya değişti diyorsunuz da değişen ne ki? Fed faiz artırmaktan vaz mı geçti sanki?

Aslında hayır. Fed faiz artırımı için kapıyı açık bırakıyor ama bu konuda artık çıta çok yukarıda. Hatırlarsak, 2018 sonunda Fed üyelerinin 2019 için ortalama beklentisi 2 adet faiz artışı daha yapılacağı yönündeydi. Piyasa beklentisi ise sıfır adet faiz artırımı idi.

Şimdi Fed bir anda dönemiyor söylediğinden, ama “bundan sonraki faiz artırımları konusunda sabırlı olacağım” dediği zaman anlamamız gereken çok gerekmedikçe yeni bir faiz artışından kaçınılacağı.

Madem piyasa bunu fiyatlıyordu, burada yeni bir şey yok ki heyecanlanalım?

Var. Asıl konu da bu zaten: Fed, 2019 için her ay $50 mlr tutarındaki menkul kıymeti itfa edeceğini söylemişti. Bunun Türkçesi Fed bilançosunun bu yıl toplamda $600 mlr küçüleceği idi. İşte dün Fed bu konuda da esnek olabileceğini söyledi.

 

Ama bilançoyu küçültmekten vazgeçtim demiyor ki, ufak bir cümle eklemiş sadece. Bu neden bu kadar önemli olsun?

Doğru, vazgeçtim demiyor. Diyemez de, zira bunu demesi için gerekli bir ortam yok. Zaten esneklik ile ne kastedildiği de belli değil.

Aylık $50 mlr değil de $40 mlr küçültmeye de karar verebilir ileride, ya da bir ay durup, sonraki ay devam edebilir. Fakat önemli olan şu: Biz sene başında piyasalardan bu yıl Fed eliyle $600 mlr likidite çekilecek, bu risk iştahını olumsuz etkiler demiş miydik? Şimdi rakamın bundan daha az olacağını anlıyoruz, demek ki kaygı seviyemiz de daha az olmalı. Bu da risk iştahında ilave bir artış demek.

İyi de iki ay içinde ne değişti? Koskoca Fed ekonomiyi okuyamıyor mu?

 

Sıkıntılı bir konu bu. Fed’i bu konuda eleştirenlerin bir kısmı, Fed’in Başkan Trump’ın baskısına boyun eğdiğini, artık merkez bankası bağımsızlığının ortadan kalktığını söylüyorlar. Diğer kısım ise dünya ekonomisindeki sorun sinyallerinin aylardır ortada olduğunu, bunların sadece az daha görünür olduğunu, Fed’in bu konuda inatçı davrandığını söylüyorlar.

Her iki eleştiri de haklı olabilir; neticede hem Trump’ın tarzını biliyoruz, hem de “Fed piyasaları ve ekonomiyi harika tahmin eder” önermesinin doğru olmadığını 2008-2009 krizi öncesine bakarak ispatlayabiliyoruz.

 

Varsayalım ki Fed tamamen ekonomik gelişmeler nedeniyle faiz artırımında ve bilanço daraltma programında geri adım attı. Bunlar neler, bilmediğimiz bir şey mi oluyor?

 

Açıklamalara bakarsak, hayır. Fed’in geri adım atmasında etkili olan sebepler küresel büyümede yavaşlama emarelerinin belirginleşmesi, Brexit riski, ticaret savaşlarının etkisi ve ABD’de enflasyon konusunda herhangi bir tehlike görülmemesi. Buna belki ABD’de siyasi inatlaşma sonucunda hükümet harcamalarının dondurulduğu (government shutdown) dönemin olumsuz etkisi de eklenebilir. Bunlar bilindik riskler, evet. Fed üyeleri bu riskleri daha önce yeterince ciddiye almadıklarını fark etmiş olabilirler tabi.

Nitekim piyasa bunlara bakıp “faiz artırımı olmaz” diyordu.

 

Tamam, her şey göründüğü gibi diyelim. Neden dünya değişti, hala anlamadım. Bugünden sonra dünyada her şey daha mı güzel olacak, niye seviniyoruz?

 

Bu olaylar bizi iki kanaldan olumlu etkileyecek: Öncelikle artan (ya da yeniden dengelenen diyelim) risk iştahı ile getiri arayışı güçlenecek, riskli varlıklara ve ülkelere para akışı artacak. Elbette bu 2013 öncesinde olduğu gibi kulaklarımızdan dolar fışkıracak anlamına gelmiyor, ama en azından Türk mali piyasalarında daha düşük kur seviyesi, daha düşük faizler ve daha yüksek bir borsa endeksi beklememiz gerekir.

 

İkinci kanal ise dünyada faiz seviyesinin ABD kaynaklı olarak artmamasının borçlanma  maliyetlerinin de artmaması anlamına gelmesi. Yani Türkiye’nin dış borçlanma maliyeti artmayacak (artarsa bu dış değil, iç sebeplerden olacak). Bu da dış finansman ile ilgili kaygıların azalması demek.

 

Yani Türkiye daha çok borçlanacak. Zaten dış borcumuz yüksek, azalmak bir yana artacak ve bundan mutlu mu olacağız? Bu iddia ettiğinizin tam tersi bir hava yaratıp bir tur not düşüşü daha getirmez mi?

 

Bizdeki mesele öncelikle borçluluk seviyesi değil. Bu borçların ne kadarının, hangi maliyet ile çevrileceği. Hem, içeride kredi talebi yavaş seyrettiği için bankaların ve yatırım harcamaları da azaldığı için reel sektörün ek bir borçlanmaya gitmesi anlamlı değil. Not meselesine gelince, işin önemli bir kısmının siyasi olduğunu zaten biliyoruz. ABD ile ilişkiler iyi kötü bir zemine oturdu, Türk ekonomisi korkulduğu gibi bir sert iniş ile karşı karşıya değil ve dünkü gelişmeler sonrasında Türkiye’ye olan ilginin artması söz konusu olacak. Not artırımı için belki erken, ama not görünümü konusunda olumlu adımlar bekleyebiliriz.

O zaman dolar sat diyorsunuz yani?

Adım adım gidelim: Dolarınız varsa 5.20 altında 5.13 hedefe girer, bu seviye altında dolar (ve diğer bilumum döviz pozisyonu) taşımamak lazım. O seviyelerde gene bir durum değerlendirmesi yaparız.

 

Ee, ne yapacağız TL’de kalıp? Borsa zaten uçtu gitti, buradan hisse mi alınır?

Alınır. Faizler hem küresel risk iştahı, hem TCMB’nin sıkı duruşu, hem de Hazine operasyonları ile düşüyor. Sadece tahvil faizinden değil, mevduat ve kredi faizlerinden de bahsediyorum. Faizin düştüğü yerde hisse ve gayrimenkul piyasası hareketlenir.

Gayrimenkul bizim dışımızda bir konu, ancak sektörde ciddi bir stok birikimi de olduğu dikkate alınırsa ancak çok uzun vadeli yatırım olarak bakılabilir buraya. Hisse piyasasında ise hala çok ucuz olan bankalara, döviz açık pozisyonu olan şirketlere ve tüketici harcamalarına/büyümeye duyarlı sektörlere bakabilirsiniz. BIST100 endeksinde kısa vadede 107-108 bine doğru hareket sürecek gibi görünüyor.

 

Borsa riskli, şöyle sağlam ama getirisi yüksek bir şey yok mu önereceğiniz? Altın olmaz mı? Ya da Bitcoin?

 

Borsa riskli de mevduat risksiz mi? %22’den bir aylık bağladınız, vade sonunda baktınız ki yeni mevduat oranı %19. Hesabınız şaşmadı mı bu durumda? Hisse piyasasının oynaklığı yüksektir, evet ama getiri potansiyeli de yüksektir. Altına gelince, dikkat etmek gerek. 2019 strateji raporumuzda her portföyde mutlaka altın olmalı, ancak bunu muazzam bir getiri beklediğimiz için değil, risk yönetimi çerçevesinde öneriyoruz demiştik. Bakın bu kadar olay oldu, dünya değişti, altın ons fiyatında hepi topu %3’lük bir getiriden bahsediyoruz. Tamam, hala potansiyeli var (sene sonu beklentimiz $1,350), ama o kadar. Bir de “sağlam, ama getirisi yüksek” tanımı ile Bitcoin’i aynı cümlede mi kullandınız siz demin? Şaka değil mi?

 

Tamam, Bitcoin olmaz, anladık. Etherium olmaz mı?

İyi günler dilerim.

 

Tufan Cömert, Koordinator

Arastirma ve Yatirim Danismanligi, Garanti Yatırım

 

 

 

 

Yorumlar

Son güncelleme: 19:212 Şubat 2019
Paylaş Tweet