Güldem Atabay

ANALİZ: Enflasyonda “Ah bu gıda fiyatları” mı sadece?

4 Şubat 2019

Ocak ayı enflasyonu manşetler itibarıyla beklenenden çok farklı olarak açıklanmadı bu sabah. Antalya’da oluşan olumsuz hava şartlarının verdiği bilgi bir yana hükümetin geçtiğimiz iki haftadır marketler üzerinde gıda fiyatlarını kontrol çabalarını yoğunlaştırması gıda fiyatlarında sert bir artış beklentisi yaratmıştı.  Aylık %1,1 TÜFE enflasyonu bu nedenle beklenirken, açıklanan %1,06 ne çok fazla sürpriz oldu ancak ne de çok fazla olumlu algılandı.

Ocak ayı verisiyle beraber geçen yıl %25,4’e yükselen TÜFE enflasyonu 2018’i kapattığı %20,3 seviyesinden böylece Ocak sonu itibarıyla %20,35’le yerinde saymış oldu.

Gıda fiyatı tarafındaki aylık Ocak artışı %6,43 gibi muazzam bir seviye, ki ürün bazında bakıldığı zaman artışlar yüksek çift hanelere ulaşıyor.  Gıda fiyatlarındaki 12 aylık TÜFE enflasyonu ise %31’le yerel seçimler öncesi doğrudan herkes kadar AKP seçmeninin de canını oldukça yakıyor.

Mevsimsellik, sezon sonu, yılbaşı sonrası giyim tarafında yaşanan indirimler beklendiği üzere giyim ve ayakkabı fiyat enflasyonunu aylık %8 aşağıya çekmiş durumda; ki 12 aylık seviyesi yine de çift hanelerde ve %12,5.  Önümüzdeki aylarda yeni sezon ürünlerin, indirim kampanyalarının da bittiği ortamda ucuz bir çıkışla raflarda yerini almasını beklemek çok gerçekçi değil.

Ocak ayı enflasyonu içinde herhalde en süprizli gelişme, konut fiyatlarındaki %3,1’lik düşüş; 12 aylık seviyeyse %17’de.  Vergi indirimleri, destekli krediler, arz fazlası, talepteki zayıflık hepsi birleşince konut fiyatlarında gerilemenin artarak devam etmesi beklenmeli.  Hem de çok muhtemel 2019 senesi boyunca.  

Sağlık tarafında aylık enflasyon artışı %3,6 ile yıllık seviyeyi %18’e taşımakta.  Gıda fiyatları kadar sağlık tarafında yaşanan enflasyon da tüketici üzerinde, ya da seçmen üzerinde etkili.

Çekirdek enflasyondaki seyir gelecek ayların enflasyonu açısından çok önemli.  Liranın, bir çok gelişmekte olan para birimine paralel son dönemlerde kısmen de olsa değer artışı çekirdek enflasyon tarafında olumlu yansımalar yaratmakta.  Buna rağmen, C Endeksinin (enerji, gıda, alkolsüz içecekler, alkollü içecekler, tütün ve altın hariç TÜFE) aylık %0,04 ile değişmeden kalışı; yıllık seviyesinin de halen %19’da oluşu dikkat çekmeli.  Çekirdek enflasyon da geçen sonbaharda %24 ile zirve yapmıştı ve o zamandan bu yana gerileme eğiliminde.  Ancak kurun istikrar kazanması ve hatta kısmen de olsa değer kazanması ile birlikte çekirdek enflasyonun %19 civarında takılı kalması manşet enflasyonun önümüzdeki aylarda %13-15 aralığına hızla geri çekileceğini bekleyenler açısından uyarıcı nitelikte olmalı.  

Üretici fiyat enflasyonu ise yine TÜFE tarafında potansiyel yayılma gücü açısından dikkat çekici.  Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE), 2019 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre %0,45, bir önceki yılın aynı ayına göre %32,93 artmış durumda.  Ya da 2018 sene sonundaki %33,64’ten bir ufak kademe daha gerilemiş durumda.  Maliyet baskılarının yüksek seyri, olası bir talep canlanması halinde TÜFE tarafına yansıyacak olması açısından önemli.

Liranın istikrarı, Ocak son haftalarda değer kazanması bir yana imalat sanayi fiyat enflasyonun Ocak ayında %0,5 oluşu ve yıllık seviyenin hala %30’da oluşu enflasyon tarafındaki potansiyel tehlikenin hatırlatıcısı.  Zaten ana sanayi gruplarının detayı hikayeyi hemen elle tutulur hale getiriyor: Ara malı Ocak fiyat enflasyonu artışı %0,5 (yıllık %32,4); dayanıklı tüketim malı aylık %1 ve yıllık %24; sermaye malı üretimiyse aylık %1,9 fiyat enflasyonu ile yıllık %32,4’te.

O zaman enflasyonda süreç ne?

Aslında tam da bundan sonrası için enflasyon tarafında esas zorlu sürecin başladığını söylemek gerek.  Geçen yıl Ağustos ayında yaşanan kur krizi zirvesinin ardından alınan para ve maliye politikası önlemleri, vergi indirimleri, çeşitli sektörlere yönelik faiz teşvikleri ve tabi biraz da Fed’in dümeni daha sakin bir seyre kırmasıyla birlikte şanslı bir dış konjonktür, enflasyon tarafında %25’lerden öteye kontrolün kaybedilmesini engelledi.

Ancak, liranın olup olabilecek dip seviyelerinin dolara karşı 5,0-5,30 aralığında oluşu, enflasyondaki bu hızlı geri çekilmenin devamının gelemeyeceğinin habercisi.  Bozulan beklentiler, artan döviz mevduatı, politik belirsizlikler, ekonomik belirsizlikler, oluşan güven sorunu ve tabi tüm bunların birleşmesiyle yeniden yapışkan bir karaktere bürünen enflasyon liranın da hızla değer kazanamayacağı ortamda yüksek seviyelerde seyretmeye devam edecek.  Baz yılı etkisi, daha net bir ifadeyle geçen sene enflasyonun sıçrama yaptığı aylarda sergilenebilecek düşüşler hariç %18-20 aralığı bir süre kalıcı olarak gibi görünüyor.

Buna bir de erken bir faiz indirimi, yani 2019 ilk yarıda gerçekleşecek bir faiz indirimi de eklenirse, enflasyon tarafı öyle Ekim-Aralık 2018 döneminde olduğu kadar “kolay” aşağıya inmeyecek.  Tam aksine, asıl önümüzdeki aylarda ekonomi yönetiminde anlık çözümler yerine orta uzun vadeli bakış açısına sahip adımlar ihtiyaç duyulduğu netleştikçe, enflasyonla mücadele daha engebeli bir yola girmiş olacak.

O nedenle sene sonunda TÜFE enflasyonun %13’lere doğru varacağını söyleyebilmek, oldukça iyimser bir bakış açısı gerektiriyor.  Fed’in ya da diğer büyük merkez bankalarının politikalarında olası yumuşamalardan bağımsız olarak hem de.  Daha gerçekçi olan, TÜFE enflasyonun %18-20 aralığında yılın uzun bir kısmında yapışkan hale geldiğini izlemek olacak.

GA.

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları