Mert Yılmaz

Artık Aksiyon Zamanı

24 Eylül 2018

Piyasa oyuncularının uzun süredir merakla beklediği Orta Vadeli Program (OVP) yeni adı ile Yeni Ekonomi Programı açıklandı. Genel hatları ile rasyonel, ayakları yere basan bir program olduğunu söylemek mümkün. İçinde bulunduğumuz bu sıkıntılı süreçten çıkabilmemiz için öncelikle sorunları doğru tespit etmemiz ve ona göre çözümler üretmemiz gerekiyor. Üretim konusunda bir dönüşüme ihtiyaç olduğunun altının net biçimde çizilmiş olmasını önemsiyorum. Yakın gelecekte Türkiye daha az büyüyen ve ne yazık ki daha yüksek oranda işsizlik ile yaşayacak bir ülke olacak.

Program detaylarına ilişkin kendi adıma iki büyük, bir küçük soru işaretim var.

Birincisi; daha önce %1.5 olacağı açıklanan Bütçe Açığı neden 2019 yılı için %1.8? Bu arada %2.3 seviyesinde seyreden bütçe açığının bir sorun yaratmadığını ancak elimizde kalan tek çıpa olan mali disipline daha sıkı sarılmamız gerektiği görüşündeyim.

İkincisi; 2020 ve 2021 yıllarında Türkiye, cari açığını %2.7 ve %2.6’ya indirebilecek mi?

Son olarak da vergi gelirlerinde 2019 yılında %20 artış öngörülüyor. Ekonomideki yavaşlamanın kabul edildiği bir yılda nasıl olacak da vergi gelirlerinde enflasyon hedefinin bile üzerinde bir artış gerçekleşecek? Türkiye’nin toplam vergi gelirlerinin %67’si dolaylı vergilerden elde ediliyor. Korkarım ki; dolaylı vergilerde ciddi artışlar yaşanması ve bunların da hepimizim cebini biraz daha yakması muhtemel.

Özetle; 13 Eylül’de TCMB üzerine düşeni fazlası ile yaptı ve topu ekonomi yönetimine attı. Ekonomi yönetimi de merakla beklenen OVP’yi açıkladı ve açıklanan programın genel hatları piyasa beklentilerini karşıladığını söylemek mümkün. Ancak yerli ve yabancı yatırımcı bu noktadan sonra aksiyon görmek istiyor. Bakan Albayrak’ın yeni haftada açıklanacağını belirttiği yol haritası merakla bekleniyor.

Şimdi bankacılık sistemindeki sorunlu kredilerin (NPL) ne yapılacağı, bu soruna nasıl bir çözüm üretileceği ve reel kesimin borç yapılandırması konusunda nelerin yapılacağını görmek istiyor. Bu iki konu da çok önemli. Bu konular gündeme geldiğine göre sorunun farkında olunduğunu görüyoruz. Bundan sonra yapılması gereken bütün paydaşların bir masa etrafında toplanarak en optimal çözümün ortaya konması ve bunun en doğru iletişim ile piyasalar ile paylaşılmasıdır. Piyasalar bu iki konuda ikna olurlarsa TL varlıklarda değerlenmenin hız kazanması beklenebilir.

Borç yapılandırması konusunda kendi açımdan önemli gördüğüm bir noktayı da paylaşmak isterim. Reel sektör için gerekli çalışmaların çok şeffaf ve doğru yöntemlerle yapılması gerekli. Kurtarılmasına rağmen ilerleyen dönemlerde Türkiye ekonomisine katkı sağlayamayacak şirketlerin de kurtarılması bugünkü riskin ileri bir tarihe finansal risk olarak ötelenmesinden başka bir işe yaramayacaktır.

Zor bir sürecin içinde olduğumuz çok net. Hepimizin az konuşup, çok çalışmamız lazım. İçinde bulunduğumuz günlerde kimseye bir katkı sağlamayacak tartışmalar uzak durulması gerektiğini belirtmekte fayda var.

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları