Güldem Atabay Şanlı

Kabus yeniden mi: Önceliğimiz faizleri indirmek ve dolayısıyla…!

5 Temmuz 2018

FÖŞ daha bu sabah uyarmıştı; “Türkiye’nin bir faiz sorunu var ve yüksek reel faiz ekonomiye ağır hasar verecek.”

Yankısı hemen yakında son başbakan olarak tarihe geçecek Binali Yıldırım’dan geldi: “Faizleri aşağı indirmek, dolayısıyla enflasyonu da aşağı çekmek ana önceliklerin başında geliyor. Bunun için tedbirler alacağız”.

Enflasyona karşı tedbir alınacağını duymak çok hoş; ancak cümlenin içindeki nedensellik bağlantısı yine oldukça sorunlu.  “Önceliğimiz faizleri indirmek ve dolayısıyla enflasyonu indirmek” dendiği zaman Nisan-Mayıs döneminde yaşanan liradaki erimenin bir benzerini görmemek işten değil!

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faizin enflasyona neden olduğu ekonomik gerçeklere ters düşen inancı artık az buçuk piyasa takip eden herkesin malumu.  Lira’da üç ayda yüzde 20’ye yakın değer kaybı olunca da nasıl alelacele 500 baz puan artırılarak liranın seçim öncesi istikrara kavuşturulmasının çabalandığı da üstelik hafızalarda taze.  Binali Yıldırım’ın da bu faiz artışına Erdoğan’ı iknada aracı olduğu basına yansımıştı.

Şimdi, Haziran ayında yıllık TÜFE enflasyonunun yüzde 15,39’a fırlamasını 500 baz puan artışa dolayısıyla bağlayacak ise yeni AKP yönetimi ve bu mantıkla önlem alacaksa vay halimize.

Bir yandan Meclis Başkanlığı’na göz kırpan Binali Yıldırım’ın Anadolu Ajansı Editör Masası Özel’de gündeme ilişkin sözlerini Dünya Gazetesi’nden alıntılayarak bakalım:

Yıldırım yaptığı açıklamada, Türkiye’nin mutlaka üretim, istihdam, ihracat ekseninde büyümesini sürdürmesi gerektiğini belirterek, “Yap-işlet-devret modellerini, dış kaynağı daha çok kullanacağız. Buradan artan kısımları da sosyal projelere harcayacağız. Bundan sonra yapılması gereken, milletin verdiği bu krediyle ülkemizin önündeki sorunları çözmektir” dedi.

“Öncelik faiz ve enflasyonu aşağı çekmek”

“Para politikaları ile ilgili taahhütlerimiz ile kaynaklarımızın dengelenerek yönetilmesi lazım, bu dönemde en fazla ona dikkat edeceğiz” ifadelerini kullanan Yıldırım, “Faizleri aşağı indirmek, dolayısıyla enflasyonu da aşağı çekmek ana önceliklerin başında geliyor. Bunun için tedbirler alacağız” diye konuştu. Yıldırım, yerli ve yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yatırım yapmak için iştahlı olduklarını belirtti. Yıldırım, kamunun da kendi içinde tasarrufa gideceğini dile getirerek, “Böylece kaynak ihtiyacını daha da azaltmış olacağız” ifadesini kullandı.”

Faiz nasıl iner? Enflasyon nasıl düşer? 

Faizleri yarın sabah Türkiye’nin özerk merkez bankasına kapalı kapılar ardında talimat vererek indirmek gayet mümkün. Hemen ardından ilk tepki liranın dolar karşısında 6’ya doğru yürüyüşüne tanık oluruz.  Tabi hemen enflasyonun da liranın değer kaybı maliyet baskıları nedeniyle yüzde 30-40 aralığına uçtuğunu çiğdem çitleyerek izleriz. İmalat sanayinde kullanılan hammaddenin yüzde 60-70 civarının ithal olduğunu eklersek belki neden-sonuç ilişkisi daha anlamlı hale gelir.

Büyüme, daha çok daha şişkin büyüme hedef olduğuna göre ve bu da iktidarın kafasında ancak düşük faiz ortamında olabileceğine göre bu kararda ısrar edilmesini beklemek mümkün.

O zaman da dış borç yükü altında ezilen birçok özel sektör şirketinin, KOBİ’nin kapılarına kilit vurduklarına domino taşları gibi dizi dizi devrildiklerini izlemeye başlarız.  Asya Krizi’ni yaşayanlar hatırlar; hemen yabancı şirketler gelir Türkiye’nin zaten sorunlu üretim kapasitesi bir gecede yerli ve milli olmaktan çıkar.  Artık, Katarlılar mı, Ruslar mı yoksa Çinliler mi gelir, onu zaman gösterir.   İşsizlik patlar, ekonomi eksi büyür hem de düşük faiz, yüksek enflasyon ortamında.

Bu bir korkunç senaryo.  Şu ufacık “dolayısıyla” kelimesinin akla getirdiği, gerçekleşmesini hiç ama hiç istemeyeceğimiz bir kara senaryo.

Peki enflasyon ve dolayısıyla faiz nasıl düşer?

Önce bir dünyadaki değişen finansal ortam ve buna bağlı ekonomik koşullarla yüzleşirsiniz.

Gıda enflasyonunuz dünya ortalamasının kat be kat üstündeyse önce akıl kullanarak retorikten kaçarak en azından-en azından bir tarım politikası oluşturursunuz.  İthalat bugün kısa yol, yarın imkansız olabilir.  Gıda zinciri üzerinde akıllı çalışmalar yaparsınız,  katma değeri üreticiye dönük akıtacak bir yol açarsınız ve tabi destekleme, planlama, su yönetimi gibi konularda biraz kafa yorarsınız.  Sonra uygularsınız.

Para-maliye politikalarını uyumlu; seçim öncesi delice israfa yönelik değil; makroekonomik dengesizliklere karşı savaşacak bir hale getirisiniz. Seçimden önce, bayram seyrandan önce deli gibi para basıp enflasyon zaten yüzde 12 üzerindeyken piyasaya sürmezsiniz.

Kamu kaynaklarını havuzlar etrafında toplanan partili yakınların her birine nema aktaracak şekilde yol, inşaat, yol inşaat harcamazsınız.  Şeffaf ihaleler dönemine geri dönersiniz.  Özel sektörle beraber çalışmalar yapar katma değer yaratacak öncelikli alanlar, iller seçersiniz.  Eğitim, eğitim ve yine eğitime yöneltirsiniz.

İmalat sanayinde, ihracat sektöründe rekabet, ürün kalitesi, ürün çeşitliliği, yaratabilmek adına kanunlardan başlayıp, hemen her mikro alanda çağın gereklerini yakalayabilmek adına partili akrabalara değil işin uzmanlarına çalışmalar yaptırır hayata geçirirsiniz.

Demokratik kaliteyi hedeflersiniz. Kapitalizmin tek adam rejimlerinde yatırım için gelmeyeceği iddiası inandırıcı değil; ancak Türkiye’nin petrol geliri olmadığı ölçüde tek adam rejiminin ekonomi yönetimi su kaynatmaya başlayınca doğal olarak bir kaçış söz konusu.

Bu listeye daha eklemek gerekli ancak son 10 senedir yazılan çizilenler ve AKP iktidarı tarafından yapılmayanlar aynı olduğu için, insana gına geliyor artık tekrar tekrar yazmaktan. Merak edenler hemen çok sevgili Mahfi Eğilmez’in bloguna gidip detaylı bir çok makalesine göz atıp feyiz alabilir.

Pazartesi günü  OHAL kalkacak, Cumhurbaşkanı Erdoğan süper güçleriyle yemin ederek bayrağı yeniden alacak ve pek de işlevi olmayacak gibi duran yeni Kabine açıklanacak.  Devlet ve kamunun düzeni sil baştan yeniden inşa edilecek.  Bu arada da ekonomik sorunlar denizinde sular her birimizin boğazından yukarı doğru gitmeye devam edecek.

Dolayısıyla, umutlu bir bekleyiş içinde olanlara hayatta kolaylıklar dilemek gerek.

GA.

 

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları