Atilla Yeşilada

Ekonomide yol bitti

4 Nisan 2018

Orta okuldan arkadaşım arıyor, “Ulan ne kötümsersin, içimizi kararttın, biraz da iyi bir şeyler yaz!” Arkadaşım dünyanın bir çok ülkesinde yatırımları olan başarılı bir işinsanı, yazdıklarımı okumaktan vazgeçmekle alkole başlamak arasında zor bir tercih eşiğinde.

Arkadaşım D’den (gerçek ismi değildir) gelen bu ikaz beni çok şaşırttı. İlkin, nadan şahsiyetim yüzünden arkadaşım yoktur, olanlar da beni aramaz. İkincisi, ben kendimi dünyanın en iyimser insanı olarak tanımlıyorum. Her sabah neşeyle uyanır, Odin’e bana bu mesleği armağan ettiği için teşekkür eder ve gün boyunca da sakalar gibi şakıyarak işlerimi yaparım. Sizlere de satırlarımda aynı morali verdiğimi düşünüyordum, yanlış mı?

Hakikaten bir PollyAnna’yım ben, ispat edeyim.

• GalataSaray’ın şampiyon olacağına inanıyorum.
• Kış Olimpiyatları Uludağ’a çok yakışır, Olimpiyat Stadı zaten kendiliğinden dev bir buz pisti, buz hokeyi finalini heyecanla bekliyorum.
• Sabredin, seneye İstanbul Finans Merkezi olacak.
• Faizleri bir düşürsek, şu enflasyon belasından kurtulacağız.
• FETÖ’nün siyasi ayağı Kılıçdaroğlu, hiç bir AKP’li Hoca’nın 100 mil yakınına gitmedi.
• OHAL’i kaldırsak, Türkiye’de hemen darbe, deprem ve kıtlık olur.
• Rahmetli Aziz Nesin haksız, Türkler’in %70’i aptal değil..

Ayrıca göya %7.5 büyüyen bir ekonomide enflasyon %10’a sabitlenmiş, dış ticaret açığı son 3 ayda %63 genişlemiş, ama aşırı ısınma yoktur. Ancak Uludağ Volkanı patladığında aşırı ısınmaya karar verilir.

Türkiye’nin dış borcu da sorun değildir. Dünya bize ebediyen borç vermeye mükelleftir, yoksa onlara “ Ey, Pis Üst Akıl!” deriz, rezil olurlar.

Zaten dış borç artsa da, ihracat öyle bir patlama yapıyor ki, tez zamanda kolaycacık öderiz canım. Evet, size Döviz Sepeti bazında ihracatın seyrini göstereyim de aklınız dumura uğrasın:

İsmini vermeyeyim, belki YÖK kızar, çok değer verdiğim bir ekonometri hocam beni yine ismini vermeyeceğim bir Vakıf Üniversitesi’nde öğrencilere kesinlikle sizinle paylaşamayacağım bir konuda seminer vermeye çağırdı. Konuyla hiç ilgisi olmasa da, bir ara kendimden geçip bağırmışım: “Bir ekonomist için ‘yüksek faiz yüksek enflasyona neden olur’ tezine katılmak, Galileo’nun Engizisyon Mahkemesi zoruyla Güneş’in Dünya’nın etrafında döndüğünü kabul etmesine benzer” demişim.

Bugün enflasyon sonrasında yazılan raporları okuyorum da, valla güleyim mi, ağlayayım mı, bilemiyorum ya. Bu ülkede hala yıl sonunda tek haneli enflasyon hayali kuranlar var. ASLA tek haneye inmeyeceğini çok basit bir mantık eksersizi ile size ispatlayayım:

Farz edelim, TÜFE %9’a düştü, kur da istikrar kazandı. TCMB ne yapar?

a.) Enflasyon beklentileri %5’e düşünceye kadar sıkı para politikasından taviz verilmeyeceğini açıkça beyan eder.
b.) Saray’daki bir kişiyi arayıp “Abi, şimdi ne yapalım?” diye sorar.
c.) İlk PPK toplantısında faiz indirir.

Teorik olarak (a) doğrudur ve maalesef tüm ekonomistlerin de tahmin yaparken kullandıkları cevaptır. Halbuki Türkiye’nin gerçeği (b-c) şıkları arasındadır. Bakın size söylüyorum ya, Reiz fırsat bulduğu anda yalnız TCMB değil, tüm bankaları düşük faizle kredi vermeye “ikna edecek”.

Nasıl kur geçişkenliğini düşük hesap edersiniz, nasıl Saray’ın kafasındaki ekonomik modelin yanlış olduğunu çakan ekonomik aktörlerin zihninde oluşan fiyat katılığını göz ardı edersiniz, Kardeşim? (Katılık grafiği aşağıda, çekirdek gerilemiyor).

Bunları bir kenara bırakalım Gıda Komitesi her toplandığında, gıdaya zam geliyor. Enerjiye zam otomatiğe bağlandı adeta.

Şu yukardaki tabloya bakın, Yİ-ÜFE TÜFE’nin 3 puan üstünde, enflasyon nasıl düşer?

Hani yeri gelmişken, şu TUIK’in büyüme rakamlarına bir Odin’in kulu isyan etmedi bu ülkede be. Bir TEB Yatırım’ın araştırmasında büyümenin 3.5 puanının envanter birikiminden kaynaklandığı; bunun da ilerleyen aylarda üretimde yavaşlamaya neden olabileceği zikredildi.

N’ouyor, savaş mı var, kıtlık mı, nasıl büyümenin yarısı stok birikiminden gelir ya? Mart itibarıyla elektrik tüketimi SADECE %2.4 artıyorsa, faaliyet nasıl %7.5 artar. Aniden herkes hidrojen enerjisiyle mi çalışmaya başladı?

Niye bir tek Odin’in Evladı çıkıp da “Bu adamlar bu işi beceremedi, o stok birikimi değil, ödemeler dengesindeki net hata noksanın karşılığı, yani hesabı tutturamamışlar, öttüreyim gitsin bu veriye” deme cesaretini gösteremiyor?

Yahu büyüme %7.5 olsa, her ay 5 anket yaptıran AKP her gün yeni bir teşvik paketi, can suyu projesi hibe ve destek programı açıklar mı?

Zaten ekonomide temel sorun aşırı ısınma da değil. Özel sektörün yediği dayak ve azarlardan sonra artık kendi başına adım atacak mecali yitirmesi. Heyhat, bölgenin en dinamik iş kültürünü de ilk ve orta öğretim öğrencilerimiz gibi yönettik, yani zombileştirdik. Artık devletten ulufe almadan popolarını kıpırdatmıyorlar. Ekonomide gündem Sanayi 4.0, kaliteli işgücü yetiştirmek, borcu azaltmak ve rekabet gücü olmalı, değil mi? Ama ben işinsanlarının sadece devreden KDV iadesi, konutta KDV indirimi ve daha düşük faiz konuştuğunu görüyorum. Girişimci kültürünü dilenci kültürüne çevirdik eyvallah.

Vallahi hükümet çıkıp harbice, erkekçe “Baba, ben ekonomik büyüme verilerine inanmıyorum, benim seçmenim mutsuz, parasını verip bu ekonomiyi hızlandıracağım” dese, alkış tutacağım. Ekonomist diliyle, madem mali alanınız var, kullansanıza? Ama yok, teşvikler ve diğer ekonomiye güya can suyu verecekler kıyaklar bütçe harcaması yordamıyla yapılamaz, bunu devreden KDV iadesi fiyaskosunda gördük. KDV iadesinin bütçe açığını 3 yılda TL70 milyar artıracağını hesaplamak için uzay-bilimci olmak gerekmezdi, cayıldı. Niye harbiden harcayarak büyümeyi desteklemiyor devlet? Çünkü mali alan filan kalmadı arkadaşlar. Hazine’nin net borçlanma oranını %100’ün üstüne çektiğinizde, faizler anında fokurdamaya başlıyor.

Bakın enflasyon düşüyor, kredi hacmi durma noktasında ama mevduat faizleri ne durumda:

Mecburen “sen harca, ben öderim sonra” ayağıyla özel sektöre para harcatmaya çalışıyor kamu ve elinde patlıyor.

TL100 milyar süper-teşvikmiş, güldürmeyin beni. Sabit sermaye yatırımları faize hassastır, beklenen sermaye getirisine hassastır, ruh hali, siyasi ortam ve denetime (kurallara) hassastır. Sadece yatırım maliyeti tenzil edilerek yatırım artırılamaz. Bunu ispat etmek için de ekonomi kuramına ihtiyaç yok. Gider her hangi bir işinsanı ile konuşursunuz, size söyler. “OHAL kalkmadıkça, yatırım olmaz”.

Siz, değerli yatırımcı, BİST’te hangi şirket süper-teşvikten faydalanır diye aramayın, yabancı bu ülkede özel sektör servetinin AKP’ye ait olduğunu çözdü, ikiliyorlar. BİST ucuzdur ve hep ucuz kalacaktır.

Sizi bilmem ama bu makaleyi yazınca benim moralim düzeldi.

 

FÖŞ

Websitemdeki fevkalade videolara erişmek için tıklayın:

Atilla Yeşilada’dan finans semineri:  Global Finans Sistemi’nin Evrimi ve Türkiye ile Etkileşimi

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları