Atilla Yeşilada

Bizim sanayi niye batmaya mahkum?

13 Haziran 2018

Dün bizim Euro-bond’ların eş vadede ABD DİBS’e faiz makası 400 baz puanı aşarken, 5 yıllı CDS fiyatları 300 baz puana yaklaştı, 2 yıllık DİBS getirisi de %19’a. BusinessHT’ye göre, kredi faizleri son 2 haftada 4 puan sıçradı. Eh, tabii böylesine hain ve AKP düşmanı lobiler tarafından manipüle edilen bir faiz ortamında sanayici batmaya mahkum. “Ben doğarken ölmüşüm” ve “Mezarımı taştan oyun” namelerini terennüm etmezlerse yuh olsun onlara. RTE de haklı, finansman böyle pahalı olunca, sanayici yatırım yapamıyor, yüksek teknoloji üretimiyor. Di mi?

Alakası yok. Bunların hepsi palavra. Türk sanayi patronajın şirkete sermaye koymaması, çalışanına doğru dürüst ücret ödememesi ve hükümetin yalanlarını kendine bayrak edinerek yan gelip yatması yüzünden batıyor. “FÖŞ Abi, biraz ağır olmadı mı ya?” “Cık”, “hafif bile oldu, çünkü bunları FÖŞ değil, ISO-500 raporunu sunan değerli büyüğüm ISO Başkanı Erdal Bahçıvan söylüyor”. “FÖŞ Abi, Erdal Bey öyle şeyler söylemez ya”. “Tabii, dan diye lafı koymuyor, ama satır aralarını okuyunca, bizi batıranın tembellik, vizyonsuzluk ve kötü yönetim olduğu öylesine belli ki”.

ISO-500 verilerine göre, 2017 Noel gibi geçmiş, kuruluşların cirosu %33, karı %40 artmış.

Bir parantez açayım, nedense ISO-500 böylesine karlı da BİST’e kote şirketler kan ağlamışlar. Bakalım, onların son bir yılı nasıl geçmiş (1Ç-1Ç, Ak Yatırım Raporu): BIST şirketlerinin yıllık bazda net kârlarına bakıldığında %11,67 büyüme görülüyor. Yıllık kâr artışı mali kesim şirketlerinde %16,2 ve mali kesim dışı şirketlerde %3,5 oldu. Diğer taraftan, mali kesim dışı şirketlerin yıllık bazda toplam cirosu %19,7 büyüme gösterirken, toplam VAFÖK’ü ise %28,3 büyüdü”.

Ya sadece molozlar halka açılıyor, ya da halka açılan kar gizliyor, belki de yalnız batmaya mahkum firmalar halka açılıyor. Bilemem, ama bu kıyaslamada bir terslik olduğu kesin.

Erdal Abi her sanayici gibi, finansman giderlerinden yakınıyor: “Sanayi firmaları 2017 yılında elde ettikleri faaliyet karının daha düşük bir bölümünü finansman giderlerine ayırmıştır. Buna rağmen sanayinin mevcut mali yapısı içinde faiz ve kur dalgalanmaları sanayi sektöründe karlılığı ve sermaye birikimini etkilemeye devam etmektedir.

2017 yılında daha uygun mali koşulları yaratma başarısını gösteren sanayicilerimizin maalesef finansman cenderesinden hala kurtulamadığını görmekteyiz. Son yıllardaki en iyi senesinde bile sanayicilerimiz, faaliyet karının yarısını finansman gideri olarak kaybetmeye devam etmiştir”.

İşte, beni satır aralarını okumaya teşvik eden bu cümleler oldu. Çünkü, yine aynı sunumda bir paragraf öncesinde şu cümleler yer alıyor:

“Finansman giderleri 2017 yılında yüzde 21,3 oranında artarak 29 milyar TL’den 35,2 milyar TL’ye yükselmiştir. Finansman giderlerinin net satışlara oranı yüzde 5,2’den yüzde 4,8’e gerilese bile görüldüğü gibi sanayici esas faaliyetinden kazandığının yarısını finansman gideri olarak ödemeye devam etmektedir”.

Yav, finansman giderinin net satışa oranı %5’in altında. Faiz indirsen ne olur, indirmesen ne olur. Sen kar edemiyorsan, başka nedenleri var—göstereceğim hepsini.

Peki ISO-500’e göre sorun ne? Erdal Abi’ye soralım: “500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nda toplam borçların payı 2017 yılında 1 puan daha artarak yüzde 62,9’a yükselirken, özkaynakların payı ise yüzde 37,1’e gerilemiştir”.

Güzel Abim, senin üyen şirketine sermaye koymuyorsa, tabi finansman giderinden dayak yersin.

Bak, yine ISO tarafından yapılan 1000 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun Sermaye Maliyeti Analizi Raporunda hatanı kabul etmişin zaten:

1000 Büyük Sanayi Kuruluşu sermaye yapısında ortalama %41 ile mali borç taşımaktadır, ideal maliyetler için ise optimal sermayeyi medyan %30 seviyesine çekmesi gerekmektedir. Sermaye yapısının ideal seviyeye gelmesi durumunda ise bütün firmalar için ortalama %1,5 olan ekonomik kârlılık seviyesinin 1 puan artarak %2,5’e yükseldiği görülmektedir”.

“FÖŞ Abi, ayıp ettin ya, garibin sanayici parayı nerden bulacak? Baksana, hepsi birer birer kredi ötelemeye gidiyor”. Valla, bu kredi ötelemeye gidenlere bakıyorum da, büyük hissedarın şahsi serveti Fortune 500 listesindeki yerini değiştirmiyor. Şirket 8 milyar dolar borç yapılandırır, patronun 2-3 milyar doları var. Bu “zengin patron, fakir şirket modeli” değildir de nedir, kardeşim?

Sermaye koyma, düşük kar edince de finansman giderini bahane et. Paran yoksa, verimsiz varlıklarını sat, ya da yabancı ortak bul. Geçen hafta M&A yapan bir dizi yabancı dostumla görüşme fırsatı buldum. Yabancı alıcı, ama yerli satmıyor. ”Benim malım kıymetli” havasında. F/K, bugüne indirgenmiş nakit akımı, dünyada muadillerini satış fiyatını filan önüne koyuyorsun, “I-ıh” diyor “Ben şu kadar para koydum, satarken daha fazlasını isterim”. Ben de dün 10 yıllık arabama galeri fiyatı istedim, güldürler.

Sanayici daha iyi kazanabilir mi? Hem de nasıl! Önce, çalıştırdığı elemana geçinecek ücret ödemeyi öğrensin. Net kar %40 artmış ama işçinin ücretine bu olmuş:

Sen adamı karın tokluğuna çalıştır, sonra verimlilik bekle. Erdal Abi, bu arada sizin 500 firma Sevgili Başkanım RTE’nin istihdam seferberliğine katılmadı mı ya? Çünkü nerdeyse hiç ek istihdam yapmamışınız? Artış %1.7.

O da bir şey değil, AR-GE’ye de para harcamamışsınız.

Abi sana bir şey söyleyeyim mi, tanıtım ajansını değiştir. Ben olsam bu tabloyu sunuma koydurmazdım, çünkü ihanet vesikası gibi ya. Senin 500 dev kuruluşunun AR-GE gideri satışların yüzde 0.5’i kadarsa KOBİ ne yapsın?

Ha, o harcamayı yapan da “kahraman 254’ler”. Yani, Türkiye’nin 500 dev sanayi kuruluşunun yarısı AR-GE’ye bir kör kuruş harcamamış!!!

Odin Aşkına, Erdal Abi, harbi konuşalım. Senin sorunun faizlerin yüksekliği mi, üyelerinin pamuk ellerini cebine atıp bir tek araştırmacı dahi çalıştırmaması mı? Şahsına değil, her gün yüzbinlerce lira harcayıp Sanayi 4.0 arama konferansları, düşünce seansları düzenleyen değerli üyelerine soruyorum: Siz hakkaten Türkiye’nin yüksek teknoloji toplumu olacağına inanıyor musunuz?   Yoksa dostlar alışverişte görsün diye laf ebeliğine mi soyundunuz?

Ha, bir de şu yüksek teknoloji hamlesi bit eniği kadar yol alamamış son 3 yılda. Halen bu tür ürünlerin katma değerde payı %3.5.

İstihdam yok, işçiye köle maaşı, AR-GE yok, teknolojiye yatırım yok, şirkete sermaye yok…Tek bir sorun var: Faizler yüksek! Hani nasıl derler Amerikalılar, “you tell that to my pointy cap” (sen onu külahıma anlat)

 

FÖŞ’ün dünya basınında yer alan tarihe geçmeye aday yorumları websitemde:

 

http://atillayesilada.com/basin/

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları