Atilla Yeşilada

2019:   Zincirleme şirket  iflasları yılı

30 Aralık 2018

Bu sene uzun uzun Yeni Yıl tahmini yapmaya hiç enerjim yok.  Soğan deposu baskınlarından bu yana içiyorum. Meşhum ihale hilelerinden sonra da mari-huananın legal olduğu ülkelere ziyaretler yapıyorum sık sık.  Bu arada YouTube’da  esrar alemi skeçi yaptığınız için evinizin basılıp gözaltına alınabildiğinizi biliyor muydunuz?  Ben inanamadım. CHP insan hakları raporuna göre 2017’de 8 milyon vatandaş hakkında adli takibat yapılmış. Yahu, devlet bu kadar potansiyel terörist varken, bir de nasıl YouTube’u denetliyor?  Bu nasıl bir yapay zekadır, nasıl bir kendi kendine öğrenen algoritmadır ellerindeki?  Huawei aslında bir Türk firması mıdır?

 

Yeni Yıl için iki tahminim var. Kötü haberi vereyim:

 

ÇOK ACI ÇEKECEKSİNİZ

 

Sonra iyi haberi

 

IMF  GELİP  SİZİ  KURTARACAK

 

Daha somut bir kehanet mi istiyorsunuz?  Şirketten kıdem tazminatı karşılığı avans almayı deneyin, çünkü 2019 Türkiye’de zincirleme şirket iflasları yılı olacak.  Böyle iddialı bir başlığı atmaktan çekindiğim için önce bu konuların gurusu Millet Gazetesi  yazarı değerli abim Sadullah Özcan’dan icazet aldım.

 

“Sanki kanuni açıklar fırsat bilinerek ekonomik güvensizlik körükleniyor.

Bir firmanın iflasını anlarız. Fakat banker olayı gibi, bankacılık olayı gibi bugünlerde kanuni boşluklar istismar edilerek konkordato müessesesi işlemeye başlamasını anlamıyorum. Resmi rakamlara göre bine yakın firma konkordato kararı aldırmış. Mahkemelere kaç firmanın başvurduğu ise bilinmiyor. Görülen o ki konkordato ile ilgili kanunlar istismar edilerek bugün algı ekonomisi olarak yaşadığımız sıkıntılar reel ekonomide geri dönülmez krizleri beraberinde getirecek.

Şu an konkordato kararı alan firmaların piyasaya olan borçlarının ödenmemesi üzerine asıl iflaslar başlamak üzere. Konkordato ilan eden firmaların ödemediği çekler ve ödemediği senetler birçok firmanın silsile yolu ile icraya düşmesi ve iflasına yol açacak. Üç-beş firma konkordato ile korumaya alınırken 10 binlerce firma iflasa sürüklenebilir. Danışlık dövüş silsilesi İşte o zaman algı ekonomisi ile yaşadığımız kriz reel ekonomimizi alt-üst edecek”.

 

Sadullah Abim, geleceği de öngörmüş, artık konkordato ilna etmek muhalif bir TV kanalı açmak, Alevi vatandaşın kaymakam olması, ya da KESK’li öğretmen bulmak kadar zor. Nedenini de SÖZCü’den Nedim Türkmen Abim anlatıyor:

 

“Her şeyden önce; Finansal Analiz Raporu yerine “Makul Güvence Veren Denetim Raporu” düzenleyecek bağımsız denetim şirketi bulamayacaklardır.

Mahkemelere verilmeyen sorumluluk denetim şirketlerine verilerek sistemin işlememesi sağlanmıştır. Bu tür bir raporun 3 aydan önce hazırlanamayacağı gerçeği, lisansı kaybetme olasılığı ile birlikte yıllarca sürecek tazminat davaları riskini bu şirketler almayacaklardır”.

Doğrudur, bağımsız denetim şirketleri ya gölgelerinden korkarlar, ya da çok büyük rüşvetler karşılığı Güney Afrika Cumhuriyeti ve Yunanistan gibi devletlerin boklarını yıkarlar.  İki kuruş para uğruna gidip Kastamonu’da Halis Vefa ve Mahdumları Sanayi, Ticaret, Internet, Yapay Zeka Çözümleri, Reklamcılık, ve Kargo Taşımacılığı AŞ Ltd’ye tenezzül etmezler.

 

Konkordatoyu hile amacıyla kullanan da vardır elbet, kim bilir ki?  Ama şimdi olacakları çözmek o kadar kolay ki?  İki tip şirket var. Birincisine ”A” tipi şirket diyoruz. Bunlar A-KP’den kartvizitli olup, bankalardan kredi ötelemesi temin edenler. Bir de “C” veya “H” tipi yani Beyaz ve/ya Güneydoğu’lu dağ Türklerine ait şirketler var ki, bunlar   büzük parçalasa hiç bir bankadan dirhem merhamet bulamaz. İflas edecekler.  Bu bir.

 

“A” tipi şirketler çoğunluktadır, iki. Bu yüzden banka bilançolarına ötelenmiş, yani, en az bir yıl  ne anapara ne de faiz ödemesi yapmayan kredi yığılacak. Yalan mı söylüyorum?  BDDK bile bir yıl içinde halen %4 civarında olan batık, pardon, sorunlu, pardon takipteki, pardon hafif arızalı kredilerin %6’ya çıkacağını teslim etti.

 

Tabii, BDDK’nın bu sonuca varırken yaptığı stres testi simulasyonunda hangi büyüme, faiz ve kur parametrelerini kullandığını bilmiyoruz. Zaten bilmen de gerekmez, pezevenk! Sen kendini vatandaş mı zannettin FÖŞ?  Biz öyle güçlü bir iktidarız ki, Yüce Meclis’te muhalefetin soru önergelerine bile tenezzül edip cevap vermeyiz. Senin kıytırık sorularınla mı uğraşacağız, alın içeri bu denyoyu.

 

BDDK ne kullandı bilmem, ben ne kullandığımı çok iyi biliyorum. Halen kanım dizel lokomotif motoruna enjekte edilmiş yakıt gibi 450 derecede fokurdarken, gözbebeklerim birbirlerine tokuşturup twerk yapıyor. Ama hesabım çok basit. En ağır kimyasal madde zehirlenmesinde dahi amigdalada 30 yıldır biriken zeka tortularını silmeyi beceremediğim dönemler vardır.

 

Şirketin gelir-giderini 3 temel unsura indirgeyebiliriz:

 

  • Patron ne kadar hortumlayacak?
  • Kaç metresi var?
  • AKP’yle papaz oldu mu? Halen ana binada kaç vergi müfettişi denetim yapıyor.

Şaka, şaka.

 

  • Döviz kuru: TL 12 ayda %20 değer kazanmazsa, F/X borçlu şirketlerin finansman gideri (faiz ödemesi) ve F/X finansal borç amortismanı için bilançoya yazdıkları karşılıklar anlamlı ölçüde düşmez.
  • Kredi faizleri: En az 10 puan daha düşecek, daha da önemlisi aşağıda gördüğünüz üzere Mart 2018’den bu yana aralıksız daralan kredi hacmi yeniden genişleyecek ki, şirket borcunu çevirsin, ya da geri ödesin.

  • Ciro: Eşittir nominal GSYİH. Enflasyon %17, reel daralma %3.5.  2019 ciro büyümesine %15 diyelim. 2018’de takriben ne ciro yapılmış?  %3 büyüme artı %20 enflasyon, %23. Ulan %23 ciro artışında çömleği yelden koruyamayan şirket, %15’te ne halt edecek?

Ama, karlılık, ya karlılık artarsa? Tabii, ben de ringe çıkıp dünya  şampiyonuna eşşek sudan gelinceye kadar mariz atarsam, karlılık da artar. Yatırım yok, teknoloji yok, üretim daralıyor, nasıl karlılık artacak?

 

19cu Yüzyılda İngiltere’de ilk modern sayılacak hastaneler inşa edildiğinde, ilk modern sayılacak hastane faciası da başgösterdi:  Hastane mikrobu.  Bir hastayla gelen mikrop antibiyotik ve dezenfektan icat olmadığı için tüm koğuşlara yayılır, toplu el morte del zorte olunurdu. Mejestenin Sağlık, Büyücülük ve Üst Akıl Yoluyla Osmanlı’yı Çökertme Bakanlığı dahice bir çare buldu:  Hayatta kalan bir kaç hastayı tahliye et ve tüm hastaneyi ateşe ver.

 

O günden bu yan tıp teknolojisi çok gelişti, ama aynı şeyi ekonomik yönetim teknolojisi için söyleyemem.  Hala “bebeği de yıkama suyuyla birlikte gidere döküyoruz”,  bu da bir İngiliz deyimidir. “Throwing the baby with the bath water”.

 

FÖŞ  ekonominin harbi halini anlattı 81 bin kişi seyredip beyin dumurlanması oldu. Siz de bu sabır testini  denemek istemez misiniz, linki burada.

 

SÖZCÜ FÖŞ’le röportaj yaptı

 

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları