Yeni haftada yatırımcılar küresel piyasalarda hangi 5 temayı takip edecek?

Küresel piyasalarda yeni haftanın dikkat çekici 5 teması ne olacak?
17:1915 Nisan 2018
Yeni haftada yatırımcılar küresel piyasalarda hangi 5 temayı takip edecek?
Küresel piyasalarda yeni haftanın dikkat çekici 5 teması ne olacak?

Geçtiğimiz hafta son bir kaç haftada olduğu gibi yine Çin-ABD arasındaki ticari gerginliklerde gelgitler yaşanırken Rusya-ABD arasında Suriye konusundaki gerilimin beklenmedik bir hızla tırmanması gelişen ülkelerde bir nebze daha sınırlı olsa da tüm küresel piyasalarda kendini hissettirdi ve satış baskısı yarattı.

Geçtiğimiz haftayı böyle kapatmışken, yeni haftada yatırımcı ve traderların gündemini meşgul edecek olan beş büyük temayı sıralayan Reuters yine ilk iki sıraya geçtiğimiz haftadan taşıdığımız konuları koymuş.

İlk 5 içerisinde 4. sırada yer alan HIBOR oranına dair hikayeye bakıldığında, bizim de içeride Lira’nın sert değer kaybı ile birlikte çok tartıştığımız “Merkez müdahale edecek mi?” sorusu akıllara geliyor. Son 6 ayda belirgin bir değer kaybı yaşayan Hong Kong dolarına destek olmak için HIBOR oranına müdahale eden Hong Kong Monetary Authority‘nin aksiyonu ne kadar yeterli oldu gelecek hafta gözlemlenecek.

1. Rus ruleti

Yatırımcılar, yeni ABD yaptırımları ve Suriye üzerindeki gerginliklerin artmasıyla birlikte, önümüzdeki hafta Rusya radarında yeni bir gezinti için kemerlerini sıkıca bağlıyorlar.

Ruble, 2016’dan bu yana görülmeyen seviyelere düştükten sonra haftanın sonuna doğru bir miktar toparlanırken, Rusya Eurobondları da hafta ortasına kadar neredeyse 50 baz puan düşüş kaydedip daha sonra kısmen de olsa toparlanmayı başarmıştı.

Ancak Rus milletvekilleri, yaptırımlara misilleme olarak yasaklanabilecek ABD ithalatının bir listesini hazırlıyorlar ve Moskova, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a saldırmak konusunda Batı’yı uyardı. Bu durumda sene başından beri yatırımcıların en popüler yatırımlarından olan Rusya’da durumun kötüleşeceğinden ve piyasalarda yeni bir satışa neden olacağından korkuluyor.

Bu arada döviz opsiyonu piyasaları da ruble için önümüzdeki günlerde daha fazla problem öngörmekte.

2. Hazine sandığı

Çin’in elinde tuttuğu ABD Hazine tahvillerini azaltıp azaltmadığı, küresel piyasalarda süregelen bir soru ve dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticari gerilimin artması, sorunun yatırımcıların zihninde giderek artmakta olduğu anlamına geliyor. ABD Hazinesi’nin Pazartesi günü uluslararası sermaye akışları hakkındaki son raporu, iki aylık gecikme de olsa kusurlu olsa da bir cevap verecektir.

Aslında Çin gerçekten de tuttuğu ABD Hazine tahvillerini kırpıyor. Eldeki son veri olan Ocak ayındaki rakamlara göre Ağustos ayındaki yaklaşık 1,2 trilyon dolardan yaklaşık 1,17 trilyon ABD dolarına düşülmüş durumda, ki yine de en büyük yabancı yatırımcı konumundalar.

Daha güncel bir veri kümesi ise, Çin’in elindeki bu varlıkları azalttığına yönelik endişenin yersiz olabileceğini düşündürüyor. Yabancı merkez bankalarının Fed’de sakladıkları ABD doları cinsinden varlıklarını ölçen Fed’in haftalık “saklama sahipleri” verileri Mart ayı ortasında yüksek bir rekor kırdı ve Perşembe günü açıklanan son rakamlar bu seviyenin çok az altındaydı.

Çin’in Hazine tahvili birikimlerini arttırmaya başladığı on yıl öncesinden beri bu saklama sahipleri verisi ile Çin’in tahvil varlığı arasında hayli yüksek bir korelasyon bulunmakta.

3. Nisan yağmurları

IMF ve Dünya Bankası Bahar toplantıları önümüzdeki hafta, ABD-Çin ticaret savaşının güçlü bir 2017’den sonra zaten bir ivme kaybedecek bir dünya ekonomisine zarar vereceği endişeleri arasında başlayacak.

Finansal piyasalar son haftalarda Trump yönetimi ve Çin arasında onlarca milyar dolar değerinde olan ticarete yönelik gümrük vergileriyle tehdit edildi. Uygulandığında, bunlar büyük ölçüde dünya büyümesine zarar verecek ve tüketici fiyatlarını artıracaktır.

IMF başkanı Christine Lagarde, Şubat ayında küresel ekonominin geniş tabanlı bir büyüme sergilediğini, ancak ticaret anlaşmazlıkları, para politikalarında normalleşme ve teknolojik değişim risklerinin artmasıyla birlikte manzaraların değiştiğini söyledi.

Ayrıca, büyük ekonomilerde ekonomik büyümenin de teklemeye başladığı görülmekte. Çin’in Mart ayı ihracatında beklenmedik bir şekilde bir önceki yıla göre% 2,7 düşüş yaşandı ki bu, Şubat 2017’den bu yana görülen ilk düşüş ve fabrika çıkışı enflasyonu 17 ayın en düşük seviyesine geriledi. Şubat ayında Almanya’nın ihracatı da beklenmedik bir şekilde düştü ve Citigroup’un G10 ekonomileri için ekonomik sürpriz endeksi 2017 ortasından bu yana en düşük seviyesine geriledi.

4. Müdahale ederseniz lanetlenir misiniz?

Hong Kong Monetary Authority (HKMA), sonunda bu hafta çıpalı parasını savunmak için müdahale etti. Hong Kong doları, altı ay süren istikrarlı düşüş ve üst bandı tehdit eden birkaç hafta geçirdikten sonra, ABD Doları karşısındaki bandın en zayıf noktası olan 7.85 seviyesine ulaştı (izin verilen bant, 7.7500 -7.8500)

HKMA, para birimi girişiminin bir parçası olarak müdahale etmek zorunda kalıyor, ancak parasını korumak ve gergin ipotek piyasaları ile açık ekonominin gereksiz parasal sıkılaştırmaya maruz kalmaması arasında hassas bir dengeleme eylemi gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu arada ABD’nin faiz oranları Hong Kong’un HIBOR’undan biraz uzaklaşmış durumda.

Gelecek hafta, HIBOR’un müdahaleye yanıt olarak ne kadar yükseldiğini gösterecek. HIBOR, sermaye çıkışlarını ve para biriminin kısa satımını caydırmak için yeterince yüksek, ancak yavaşlayan Çin büyümesine ve artan küresel ticaret korumacılığına karşı ekonomiyi yumuşatacak kadar düşük olmalıdır.

5. Yavaş normal

Thomson Reuters I/B/E/S verilerine S&P500 şirketlerinin birinci çeyrek kazançları son yedi yıl içindeki en yüksek değer olan yüzde 18.5 oranında arttı ama önümüzdeki haftadan itibaren sonuçlarını açıklayacak olan Nestle, Unilever, Novartis gibi devleri barındıran Avrupa’da buna yakın bile bir heyecan düzeyinden bahsetmek mümkün değil.

Avrupa kazançlarının bu çeyrekte 2017 yılının aynı dönemine göre sadece yüzde 3,2 artacağı, enerji sektörü hariç tutulduğunda ise bu rakamın sadece yüzde 1,7 oranında kalacağı öngörülüyor.

Aradaki fark, ABD şirketlerinin sağlam bir ekonomiden gelen rüzgârı arkalarına almaları ve geçen yıl üzerinde anlaşılan vergi indirimlerinin tadını çıkarması. Avrupalı firmalar ise bu arada dördüncü çeyrektir üst üste değer kazanan Euro’nun etkileriyle uğraşmak zorunda kalmıştır.

Diğer faktör ise ekonomik göstergelerin zayıflamaya başlaması. PMI’ların, son birkaç yılın en yüksek değerlerinden düşmeye başlamaları, piyasalarda ‘Acaba Avrupa’daki büyümede en iyisi geride mi kaldı’ sorusunun sorulmasına neden oluyor.

Her iki şekilde de, yatırımcılar not ediyor: Bu hafta onlar Avrupa hisse senedi fonlarından Temmuz 2016 yılından bu yana en büyük çıkış olan 5,2 milyar doları geri çekti.

 

 

Yorumlar

Son güncelleme: 17:1915 Nisan 2018
Paylaş Tweet