Atilla Yeşilada

Yapay zeka insanlığa tehdit mi?

17 Ocak 2018

Ah keşke olsa. İnsanlık denen habis virüs çok değil, 10 bin yıl içinde bu Odin’in lütfu olan bu gezegeni harabeye çevirdi. Böyle gidersek, 100 yıl içinde cehenneme dönecek bu diyar ve bu habis virüs, uzay gemilerine binerek Mars’a kaçıp yarım bıraktığı tabiatla sefil mücadelesini o gezegende sürdürecek. Teknoloji bu hızla gelişirse, birkaç yüzyıl içinde yakınlardaki güneş sistemlerine yolculuk edip, oradaki masum akıllı yaratıkları da sömürgeleştirmemiz çok doğal. O zaman da Cortez’in Inka’lara, ya da Beyaz Adamın Kızılderililere yaptığı gibi bir durum ortaya çıkacak ki, Cennet boş kalacak. Çünkü evrensel boyuta taşacak bu toplu günahın ödenmesi imkansız.

Telaşlanmayın, yapay zeka (YZ), Internet özellikle Google denen casusluk örgütü tarafından çok hızlı biçimde evriltilse de, insana rakip olamaz.   Olsa da bize tehdit teşkil edeceğine dair korkular Arnold Schwarzenegger’in Terminatör  ya da Matrix filmlerinden kalmadır. Robert  Heinlein ya da Iain Banks gibi daha orijinal bilim –kurgu yazarlarını hatmedenler, insanlar ve yapay zekanın mutlu-mesut birlikte yaşadığı bir geleceğin mümkün olduğunu çakarlar. Banks daha ileri giderek, akılalmaz güçlere sahip “AI”ların (Artificial Intelligence) biraz da acıyarak bizim gibi “et beyinleri” himayesine aldığı “the Culture” romanları ile çığır açtı. Sanayi 4.0  dediğimiz  teknolojik devrim içinde yer alan YZ’nın insan hayatını kökünden değiştireceği, hem de sizin umduğunuz ya da hazır olduğundan çok daha hızlı değiştireceği kesin, ama Yeni  Dünya’yı tanımlamak hususunda çok dar ve “distopik” yani felakete meğilli bir kehanet zinciri çiziliyor, karşıyım.

 

YZ kendi kendine öğrenmeye kurgulu   yazılım demek. Bulut, dev veri tabanları ve çok hızlı işlemcilerin ortaya çıkmasıyla onyıllardır bildiğimiz teorileri yazılıma uygulayıp somut sonuçlar elde etmek kolay oldu. Yakında aklınızı şaşırtacak işler yapacak YZ, mesela geleceğin insanı yazma ya da cebir bilmek zorunda olmayabilir. Ama  YZ’nın üreteceği  her şey insanı tamamlama ve eğitimi 9cu sınıfta biten zavallıları işgücünden atmakla sınırlı kalacak.

 

Niye böyle iyimserim? Öncelikle, son 10 bin yılda evrimini külliyen teknoloji ve savaş- işkence aletleri keşfetmeye hasretmiş bir cinsin (species anlamında) zekayı tanımlayabildiğinden fevkalade şüpheliyim. Biz daha ruh, irade, vicdan ve empati nedir sorularına cevap veremedik. Meta-fizik nedir anlamıyoruz bile. Açıkçası, zekiyiz, ama zekanın ne olduğu konusunda bilimsel bir konsensus yok. O halde YZ’nın bizi geçip efendimiz olacağına nasıl karar kılabiliriz ki?

Bugün en alışılmış zeka testi olan IQ sadece belirli becerileri ölçer. “Aptal” dediğiniz insanlar NBA’da (ABD profesyonel basketbol ligi) 30 metreden 3’lükleri gözü kapalı potaya sokarak senede 20 milyon dolar kazanır. Tanrı bazılarına doğuştan şarkı söyleme,   diğerlerini hissetme, soyut düşünme, ikna etme gibi bir dizi yetenek bahşetmiş. Bunları  standardize bir sınavda ölçüp notlandırmak  imkansız. İnsan zekası uzun süren bir evrimin sonucu, çok boyutlu ve her bireyde değişik şekilde kendini ifade eden bir olgu.

Sadede geleyim. Zeka ile özdeşleştirdiğimiz tekil alanlarda mesela satranç oynamak, eşkal tanımak, çok zor diferansiyel denklemleri çözmek gibi hususlarda YZ kısa zamanda bizi kat kat aşabilir. Ama bu YZ’yı zeki yapmaz.  Çünkü o bizi insan yapan çok boyutluluk eksik kalacak. İkincisi bu konuda tatava yapan çoğu dinsiz bilim insanının atladığı nokta şu:  Ruh olmadan zeka olabilir mi? Eğer Tanrı içimize   “var ol” diye fısıldamadıysa, kendimize akıllı (sentient) yaratıklar diyebilir miyiz? Descartes “düşünüyorum, öyleyse varım” demiş. YZ için çok önemli bir sınavdır. Henüz bu sınavı geçen yok. Ama bence çok daha önemli bir sınav var:  “İnanıyorum, öyleyse varım”. Maalesef tarikatların kirlettiği ulvi dinlerin aslında insan muhayyilesinin ürettiği fantastik ve her türlü kanundan güçlü  bir toplumsal mitoloji olduğunu göremiyoruz. Hiç görmediğimiz, asla da görme şansımız olmayacak bir Varlığın öldükten sonra sizi yargılayacağına inanarak bu fani dünyada davranışlarınızı dizginlemek! Acaba herhangi bir YZ bunu yapabilir mi?   İnanmadan, hissetmeden zeka olabilir mi?

Bu sorulara bilmiyorum diye cevap veriyorsanız, YZ’nın insanlığı tehdit ettiği kabusundan vazgeçin. Bizi karbon ve hidrojen moleküllerinden çok hücreli bir et yığınına, ordan da en yakın komşumuzun kafasına 150 bin megaton hidrojen bombası atacak gaddar bir “yaratığa” çeviren evrim öylesine karmaşık ki, algoritmalarla üretilmesi imkansız.

Bu arada “spoiler alert”, insanların zekası da sürekli olarak yükseliyor. Bir sorun var tabii, zeki insanlar çoğalmıyor. Öte yanda, melezleşme yani başka ırk ve renkten insanlarla evlenme trendi sayesinde “soyumuz islah oluyor”. 19cu Yüzyıl insanı bize saf fakat çok meraklı bir çocuk gibi gözükürdü.

Ama YZ, robotik teknolojiler ve nesnelerin Interneti ile birleşince  insanlığın tarihini değiştirecek bir devrim başladı. Bu devrimin dünyayı kapsaması ve 3cü Sanayi Devriminin izlerini silmesi– geçmiş tecrübeleri örnek alarak söylüyorum- 30-40 yıl sürer.  O süre sonunda artık insanlar ya çok uzmanlaşmış (YP’yı programlamak ve tamir etmek) veya YZ’nın başa çıkamadığı işlerde çalışacaklar (psikiyatri, roman yazmak, düşünce ve vizyon üretmek, gardiyanlık, CIA adına işkence yapmak, sex hizmetleri—robot eskortmuş, güleyim  bari).

Bu değişimin çok acılı geçeceği kesin. ABD’de sanayi devrinden hizmet odaklı ekonomiye  geçerken onmilyonlarca insan işini Asya’ya ve Meksika’ya kaybetti. Hizmetlerde ücretler asla sanayi kadar cazip olamadı. Devlet ve özel sektörün elinde 30-40 yaşına gelmiş insanlara yeniden yüksek ücret kazandıracak becerileri öğretecek  eğitim sistemi modeli yoktu. Hala yok. Bu devrim gelir dağılımı adaletsizliğinin en önemli nedenlerinden biri ve vahşi kapitalizmle hiç alakası yok. Pazar ekonomisinde değişik işlevlere biçilen ödüllerin göreceli fiyatları koptu, kapitalizm neylesin?

 

Geleceğin zengini bugünden farklı olacak. Bir sınıf ki “eğlendirenler”, her zaman kazanır. Profesyonel atletler, roman yazarları, ressam ve sanatçılar.

Ama profesyonel dediğimiz sınıf tamamen değişecek. Eğitiminin çok önemli  bölümünü kendini sürekli yeniden programlamaya ayıracak. Kolaylıkla ekonomiden sosyolojiye ya da matematiğe geçiş yapabilecek. En önemli özelliği soyut ve analitik düşünme ve esnekliği olacak. Bir anlamda o çok yönlü Leonardo da Vinci ve Galileo türü Rönesans İnsanı modeline  geri döneceğiz.

Sermaye sınıfını da çok zor günler bekliyor. İşkolları ve ürünlerin ömürleri çok kısalacak. Piyasalarda para kazandıran şirketi seçip temettüsüyle yaşamak zorlaşacak. Geleceğin kapitalisti risk sermayesi yöneticisi  olacak, kaşif olacak, nesilden nesile servet aktarımı azalacak.

 

Iain Banks’in  aziz hatırasına.

 

Orda bir websitesi var uzakta, sizi bekleyen….

 

www.atillayesilada.com

davet

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları