Atilla Yeşilada

Sahte muhaliflere kanmayın, sisteme güvenin

9 Ağustos 2018

Sabah keyifle uyandım, ekonominin nasıl çatır çatır battığına dair haberleri absint-kahve-cheese danish eşliğinde hazmederek keyifle kahvaltımı ettim ve bugün YouTube’da AKP’ye nasıl geçiririm diye oyun planımı hazırlamaya koyuldum ki…..

Sevgili Aşkım, hayatımın tek sahibi ve Odin’den daha çok korktuğum Tanrıça uyanıp  telaş içinde şişman popomu dürtükleyerek derhal bu makaleyi yazmamı buyurdu.

Dün gece yine sadece onun  gittiği o çok özel okuldan mezun olanların üye olduğu whatsapp gruplarında hararetli bir yazışma trafiği yaşanmış. ABD’de mukim bir sivri akıllı dolar 7.10 olacak demiş. Bir başka deha da “enflasyon %41 olmazsa anırırım” diye ilave etmiş. Facebook’u açtım, bana da göndermişler, fikrimi soruyorlar. Başka mesajlar da var, bankalar batıyor, paramı sistemden çekeyim mi, kambiyo rejimi değişecek, mevduata el koyacaklar. Akl-ı selimiyle tanıdığın Sayın Durmuş Yılmaz’a da teessüf ederim: Devlet emekli maaşlarını ödememezlik yapmaz, ama ödediği parayla bir somun ekmek alamazsınız, o başka birşey.

 

Bunları yazanlar ve yayanlar vatan haini, kötü niyetli ve bozguncudur. Düşünce özgürlüğüne tüm kalbimle ve adeta limitsizcesine inanmama rağmen, bunları yakalasam kendi ellerimle mapusa atmaktan çekinmem, çünkü masum insanların aklı ve ekmeğiyle oynuyorlar.

 

Tıka basa dolu sinema salonunda “Yangın var” diye bağırmak ifade özgürlüğü değildir, ulan!

 

Bu ülkenin topraklarında insanımı en salak tevatürlere inanıp, orda cillop gibi otoBES’ten  beleş para kazanmak varken, bitcoin’de FOREX’de,  Çiftlikbank’ta gö..nü kaybetmeye iten genetik bozukluk yaratan kimyevi maddelere küfrederek kendimi iktidarı savunan bir makale yazarken buluyorum.

 

Ben Erdoğan’ın kambiyo rejimini değiştireceğine, mevduata el koyacağı, ya da buna benzer kural ve piyasa dışı bir davranışa yelteneceğine asla inanmadığım gibi, son bir hafta içinde bu soruyu soran bir dünze yabancı fon yöneticisine de aynı şeyi anlatarak kariyerimi de taşın altına koydum. Sebepleri de basit. Erdoğan 15 yıldır ter dökerek tpolumun kenarında yaşayan, ezik ve fakir İslamcı-muhafazakar kitleyi kentlere ve toplumun merkezine taşıdı. Bahsedilen fiiller önce bu kitleyi mağdur edip, köyüne geri döndürür. İddiaya girerim, tüm TÜSİAD üyelerinin F/X borçları hedgelidir, ama tek bir KOBI opsiyon, forward, swap ve futuresın ne anlama geldiğini bilmiyordur. Sermaye kontrolleri mega-projeleri yarım bıraktırır. Erdoğan’ın sadık dostları müteahhitleri Magnitsky Yasası kapsamına sokup Edirne’nin Batısı’na çıkamaz hale getirir.

Ayrıca bankalarda öyle F/X veya TL fazla “mevduat” da yoktur. Hepsi krediye çevrilmiştir.  Mevduata el koyarsanız, millet ATM’lerden nakit çekemez, şirketler çek yazamaz, ekonomi çöker ve AKP’yi sandıkta boğarlar.

 

Bankalar kolay batmaz. Batık kredilerin %8 veya %10 olması banka batacak anlamına gelmez. Bankaların batık kredisi %20’yi geçecek ki sermaye yetersizliği hasıl olsun. Ayrıca banka batsa dahi, tüm mevduat güvence altındadır. Resmen TL100 bine kadar güvence altındadır, ama fiilen tamamı güvence altındadır. Bu devlet 2001 krizinde batan bankaların yalnız mevduat değil, yabancı bankalara borçlarını da tıkır tıkır ödedi. Bu AKP yalnız Uzanları’nın çaldığı 10 milyar doları değil, Konut Edindirme Fonu’nda biriken parayı da halka geri ödemiştir.

 

AKP’nin artık alıştığım ve pek de tiklemediğim bir huyu var. Önce dayılanır, işler zora gidince yelkenleri indirip kuzu kuzu söyleneni yapar. Putin düşmanımızdı, turist göndermedi, domates almadı, en yakın dostumuz oldu. Deniz Yücel bir daha gün ışığı görmeyecek  azılı  teröristti, şimdi Frankfurtta frankfurter yiyor.  Seçimden önce TCMB faiz artırmaya cesaret edemezdi, 300 baz puan artırdı, ve AKP’ye 7 puan kaybettirdi. AMA, Erdoğan ne sandığı çaldı, ne de gerekeni yapmaktan feragat etti.

 

Şimdi de ABD israrından caymazsa, Brunson ve diğer Amerikalı tutuklular evine gider, gerekirse IMF de gelir, AB de, Rihanna da, Metallica da.

 

Muhalif olmaktan önce Tanrı korkusu gelir. AKP’yi zalim ve adaletsiz olmakla suçlayanların haklı olması için önce her saniye, her kelime, her satırlarını tevazu, tolerans ve ahlak terazisine vurup  vicdan denen o insafsız mahkemeden beraat kararı almaları gerekir.

 

Belki bu yazdıklarımın hepsi yanlış çıkacak, Erdoğan’ın beyninde yaşamıyorum, bilemem ki. Ama yazarken içim öyle rahat ki.  Çünkü yazarken kin, düşmanlık ve zarar verme güdüsüyle değil, bilgim, vidanım ve adalet duygum neyi emrediyorsa onunla yazdım.

Yarın Ahrette mahkeme kurulduğunda verilemeyecek hiç bir hesabım yok. Bu dünyada yaşayan 7 milyar faninin de hakkımda ne düşündüğünü karınca osuruğu kadar iplemiyorum.

 

Hiç bir zaman haklı çıktım diye öğünmedim, ama doğru bildiğimi de hiç çekinmeden söylüyorum, isteyen gider YouTube kanalıma abone olur, seyreder, linki buradadır.

 

O’na  ithaf ettim.

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları