Gelişmekte olan piyasalar politik risklerin artmasına direnç gösteriyor

Gelişmekte olan piyasalara politik riski geri geldi. Veya geldi mi?
23:2314 Nisan 2018
Gelişmekte olan piyasalar politik risklerin artmasına direnç gösteriyor
Gelişmekte olan piyasalara politik riski geri geldi. Veya geldi mi?

Son haftalarda artan jeopolitik gerginlikler ve ticaret savaşı endişeleri piyasalar üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaya devam ediyor. Özellikle bu hafta ABD Başkanı Donald Trump’ın Twitter’dan göndermiş olduğu mesajlar ipleri iyice gerdi.

Ancak gelişmekte olan ülke piyasaları hala bu gerginlikler karşısında kayıplarını sınırlı bir seviyede tutmayı başarıyor. Bunda MSCI endeksindeki Asya hâkimiyeti ve zayıf ABD dolarının yardımı olduğunu söylemek mümkün.

En son dün akşam ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’ye düzenlediği operasyon sonrası Pazartesi piyasalar hangi seviyeden açılacak göreceğiz. Bakalım gelişmekte olan ülkeler dirençli kalmaya devam edebilecek mi? sorusu kafamızı kurcalasa da politika riski gelişen ülkelere gerçekten geri geldi mi sorusuna yanıt arayan bir Financial Times makalesini sizlerle paylaşmak istiyoruz:

 

Rus varlıkları, ABD’nin şimdiye dek uyguladığı en sert yaptırımlarla tepetaklak olurken, ABD Başkanı Trump’ın 2015 ABD-İran nükleer anlaşmasını yıpratabileceğinden endişesiyle İran Riyali sert düşüşler yaşadı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, aşırı ısınan ekonomiye rağmen faiz indirimlerine yönelik çağrılarını yinelemesiyle birlikte Türkiye’nin satışları arttı. ABD ve Çin arasındaki olası bir ticaret savaşı ve Suriye ile ABD arasındaki olası bir gerçek savaşın ihtimalleri, karamsarların listesini uzatmaya yetti.

Tüm bu gürültüye rağmen, MSCI EM hisse senedi endeksi haftayı yüzde 1,2 karla kapatırken, JPMorgan Gelişmekte Olan Piyasalar Para Birimi Endeksi de haftayı yüzde 1,8 getiriyle tamamladı.

Bir veri sağlayıcısı olan EPFR Global Cuma günü yaptığı açıklamada, yatırımcıların hafta boyunca EM sermaye fonlarına 2,5 milyar dolar daha fazla para döktüklerini ve yılbaşından bu yana 45 milyar doları bulan net girişin kayıtların tutulduğu andan beri en güçlü ikinci sene başlangıcını işaret ettiğini belirtti. Bu rakam, 2017’nin tümünde görülen 65 milyar dolarlık girişi de aşma yolunda emin adımlar ilerliyor.

Bazı sektör profesyonelleri bile olumsuz haber akışı göz önüne alındığında, EM varlıkların dayanıklılığına şaşırdıklarını itiraf etti.

“Boston’daki hazine salonumuzda, Rusya’da olup bitenlere ne kadar az insanın ilgi duyduğuna şoke oldum. Dünyanın geri kalan kısmının sadece nasıl omuz silktiğini görmek benim için çok şaşırtıcıydı, ”diyen UBS Küresel Hisse Senedi Piyasaları Baş Stratejisti Geoff Dennis, Pazartesi günü Moskova’daki keskin düşüşlerin sadece Brezilya ve Meksika gibi birkaç likit forex piyasası dışında bulaşıcı bir etki yaratmadığından bahsediyordu.

Pictet Asset Management’taki küresel hisse senedi piyasaları eş başkanı olan Klaus Bockstaller, “biraz şaşkın” olduğunu belirterek, “sezgisel olarak hisse senedi riski priminin yükseleceğini düşünebilirdik, ama durum gerçekte böyle görünmüyor ” dedi.

Bununla birlikte Bockstaller, bu hafta hisse senedi piyasalarındaki kazanımların ana sürücüsünün Çin olduğunu ve ABD’nin bir ticaret savaşında hedef alması zor olan teknoloji ve emlak gibi sektörler olduğunu belirtti.

Bu, bu hafta EM varlıklarının gücünün ardındaki daha geniş bir etkene işaret ediyor – büyüyen coğrafi dengesizliklerden ötürü amiral MSCI endeksi Asya’da yüzde 72,9 oranında Çin tarafından temsil ediliyor ki 2008’deki emtia patlamasının doruklarında bu oran yarıdan az idi.

Bu nedenle, hisse senedi piyasasında Rusya’da haftalık yüzde 4,5’lik bir düşüş ve Türkiye’de haftalık yüzde 4,2’lik bir kayma yatırımcılara aşırı zarar veremedi, çünkü bu ülkeler endeksin sırasıyla yüzde 3,1 ve yüzde 0,9’ine tekabül ediyorlar.

Investec Asset Management’daki çok varlıklı büyüme stratejisi başkanı Philip Saunders, Asya’daki hisse senetlerinin Suriye’deki kötüleşen durum gibi Orta Doğu jeopolitik tehditlerine karşı dirençli olduğunu, ancak petrol fiyatlarında bu hafta görülen yüzde 7,8’lik bir artışın ötesine geçildiğinde bir tehlikeden söz edilebileceğini söyledi.

Daha geniş bir ifadeyle Bay Saunders, EM varlıklarının güçlü bir temel makroekonomik zemin ile desteklendiğini ve enflasyonun hala aşağı yönde şaşırtıcı olduğunu ve “büyüme umutları devam ederken, Avrupa’da hayal kırıklığına uğradıklarını” söyledi.

Yatırımcıların son iki yıldaki kuvvetli girişlerine rağmen, EM varlıklarındaki mülkiyetinin hala “aşırı olmadığını” savunan, Sayın Saunders, Investec olarak bu haftaki zayıflıktan istifade ederek Çin’deki Hong-Kong listeli H hisse senetlerinde pozisyon büyüttüklerini ekledi.

Dennis, konsolide hisse senetlerinin gelir büyüme tahminlerinin bu yıl yüzde 13’ten yüzde 15’e revize edildiğini, bunun da ileri fiyat/kazanç oranlarının 13,5’ten 12’nin altına düştüğünü ve daha fazla destek sağladığını söyledi.

Söz konusu olan potansiyel bir ticaret savaşı olduğunda ise, Bay Saunders, piyasaların şu an bir çene savaşı durumundaki konuya hala sükûnetle yaklaştığını belirtip, Güney Kore-ABD arasındaki ticaret pazarlıkları süresince Güney Kore hisse senedi piyasalarının yükseldiğine dikkat çekti.

ABD ve Çin arasındaki patlak verecek bütüncül bir ticaret savaşı EM varlıklarına olan coşkuyu azaltacak olsa da, değişen ticaret şeklîleri nedeni ile durum 10 veya 20 yıl öncesine göre çok daha az acı çektirecek.

Legal and General Investment Management şirketinde EM stratejisti olan Simon Quijano-Evans gelişmekte olan ülkelerin ihracatının %60’ının diğer gelişen ülkelere yapıldığını ve gelişmiş ülkeleri arkada bıraktığını not ederken örneğin ABD yeni dönemde hiç olmadığı kadar daha az değerli diyor.

Belki de gelişmekte olan ülkelere yönelik iştahın devam ediyor olmasının ardındaki en önemli faktör doların performansı olabilir. Geçmişe bakıldığında yatırımcılar güçlenen Dolara karşı gelişmekte olan ülkelerden fonlarını çekerek tepki verirler, Dolar zayıfladığında yeniden geri dönerlerdi.

Ticari ağırlıklı Dolar ile gelişmekte olan ülke hisse senetlerine karşılık gelişmiş ülkelerdeki muadillerinin arasındaki uzun vadeli ilişki dikkat çekici durumda.

Yılın başından bu yana zayıf bir performans sergileyen ve bu haftayı da kayıpla kapatan doların jeopolitik gerginlikler nedeniyle ticaret konusundaki gelişmelere pozitif bir tepki vermeyeceği görünüyor deniliyor.

Saunders görüşlerine “Dolar yumuşak kalmaya devam ediyor. Bunun oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Tipik olarak bulaşılık etkisi yayılırsa küresel likidite koşullarının sıkılaştırılması karşı bir durum oluşturur. Ancak bu kez, bu henüz görülmedi” yorumunu ekledi.

 

Yorumlar

Son güncelleme: 23:2414 Nisan 2018
Paylaş Tweet