Atilla Yeşilada

Enflasyonla Topyekün Mücadele ya da Yağma Hasan’ın Böreği

10 Ekim 2018

 

Berat Albayrak’tan hiç bir beklentim olmadığı için bugün açıklanan Enflasyonla Topyekün Mücadele (ENTOM) Programını çok olumlu karşıladım. Mesela, sıkıyönetim ilan edilebilirdi. Mesela, ekonomiyi karıştıran Dış Güçlere karşı savaş açılabilirdi. Fırsatçı ve istifçilere idam cezası yasası TBMM’ne sevk  edilebilirdi.

 

Şimdi, “Yahu sarhoş bunak, hem Berat Albayrak’tan hiç bir beklentim yok, hem de ‘Berat Abi’mi kimseye yedirmem’ diyorsun, seni nasıl ciddiye alalım?” diye soracaksınız. Bir almayın, ucuz etin yahnisi hep yavan olur, reklam mı verdiniz de kaliteli analiz istiyorsunuz?  İki, siz Türkçe bilmiyorsunuz. Albayrak’ın sırf kayınpederi yüzünden bu göreve atandığı ve  ekonomiyi batıracağı konsensusuna karşı bir tavır aldım ve bu anlamda kendisi hakkında iyimser görüşümü koruyorum ve savunuyorum.

 

Bakın enflasyonla mücadele basittir. Modern ülkelerde– bir tıp benzetmesi kullanayım–doktorların nezaretinde değil, koğuş hemşiresi tarafından gerçekleştirilen invazif bir cerrahi müdaheledir—sabunlu lavman gibi:

 

  • Bütçeden harcamazsınız
  • Merkez Bankası iç talep sıfıra ininceye ve sıcak para geri dönünceye kadar faizleri yükseltir,
  • Bir-iki sene kamu maaş ve ücretlerine zam yapılmaz.

 

Sizce Saray böyle bir cerrahi müdahaleye izin verir miydi?  Saray izin verse, siz kabul eder miydiniz?  Etmezsiniz, çünkü—ekonomik anlamda– parmak ucuna karınca dokunsa “Annne..üf oldum” diye bağıran hanım evlatlarısınız.

 

Alan memnun, satan memnun. ENTOM Programının temel öğesi olan gönüllü fiyat indirimlerini Nobel ödülünü kazanan Paul Romer UDİDEM (umumi dinamik denge) modellemesi genel çerçevesinde değerlendirmek isterim. Tabii, Romer’in 2016’da meslekteki bütün arkadaşlarını kaybetmesine neden olan meşhur kritiğinde belirttiği gibi “esoterik ve gerçekçi olmayan” varsayımlarla sizin olayı kavramınızı sağlamak zorundayım.

 

Farzelim, tüm işdünyası fiyatlarda %10 indirim yaptı. Hatta, hayatı basitleştirmek için vergiler, üretici ve tarımsal girdi sağlayıcıların da   bu kampanyaya katıldığını varsayalım. Fiyatlar %10 düşer mi?  Tabii düşer—Bakınız Kenneth Arrow teoremi, nominal fiyatların bölünebilirliği. Peki, UDİDEM yaptığımıza göre, sonra ne olur sorusunu soralım.  Basit, tüm işdünyası %10 fiyat indirimi çarpı satışta artan miktar çarpı net kar marjı (NOT: Formül bilinçli olarak yanlış yazılmıştır, aslında fiyat esnekliği üzerinde gidilir ve kar kaybı daha düşük olur)   kadar bir geliri tüketiceye transfer eder.   Hah, zaten eğer çok uyuz değilseniz modelin burada patladığını çaktınız. Halen  3 binden fazla konkordato ilan eden ve bankalara “yapılandır beni Behçet” diye yalvaran işdünyası bir de bu kadar kardan feregat ederse Babayı yer.

 

Şimdi modeli zenginleştirelim.  İşdünyasının fiyat yapıcı oligopol, emek pazarının ise serbest rekabet düzenine  göre işlediğini (yani sömürüldüğünü) varsayalım. O zaman işdünyası %10 indirimi çatır çatır işçi ve emekçiden  çıkartacak,  yani gelecek yıl  zam isteyene “Sen Babayı alırsın” diyecektir.

Modelimiz çok esnek. Tedarik zincirinde fiyatlandırma gücü olanları işaretleriz, mesela  dev perakendeciler %10 fiyat indirimini pazarlık gücü olmayan küçük işletmecilere geçirir.  Hatta, Romer’in nasihatını göz önüne alarak modeli realiteye çevirir ve hükümete seçim öncesi böyle kıyak çeken işdünyasının gelecek yıl vergi ödemeyeceğini de ekleyebiliriz.

 

Gelelim bankaların kredi faizlerinde yaptığı tenzilata ve bunu TBB’nin  gönüllü yeniden yapılandırma planı ile birleştirelim. Bankaların net faiz marjı daralacak ve bilançolarında vade uyuşmazlığı (mevduat- kredi vadesi makası) açılacaktır. Yani, kısaca bankaların karı da Babayı yiyecektir.  Eğer bankalar serbest rekabet düzeninde faaliyet gösteriyorsa,  sermaye karlılığı düşeceği için patronlar ek sermaye koymak istemeyecekler, tüm  likidite, kredi riski ve sermaye yeterliliği rasyoları bozulacağı için dış kredi maliyetleri yükselecek ve bakınız: Babayı Yemek Modeli.

 

Meraklanmayın. Bankalar mükemmel rekabet ortamında iş yapmıyor. Devlet özel bir imtiyaz bahşettiği gibi, TBB kararına Rekabet Kurulu’nun sessiz kalmasından  anlıyoruz ki, “toplum için  hayırlı işlerde” kartel davranışı sergilemelerine de yasak yok.

 

Dolayısıyla bankalar bu indirimler ve vade uzatmalarını yapacaklar, ama karlarını korumak için 2 yıl süreyle zırnık  kredi vermeyecekler. Bilanço daraltmayı tercih edecekleri için de muhtemelen dış kredilerin bir kısmını itfa edecek, mevduata yüksek faiz isteyen vatandaşa “hasta la vista” diyeceklerdir.

 

Gelelim elektrik ve doğalgaza  yılsonuna kadar zam yapılmayacağı taahhüdüne. Valla ne Romer ne Friedman ne de Kel Zangoç’un   yeğeni  deli Ramirez o aksiyonun nasıl bütçede tasarrufla örtüşeceğini çözemez.

Peki, bu dünyada Paul Romer’i tek anlayan ben miyim? Piyasa niye ENTOM Programı’nın Yağma Hasan’ın böreği olduğunu görüp de tepki vermedi? Hemen Hawthorne Etkisi modülünü sisteme entegre edeceğiz. Hawthorne denen züppe fabrikada verimliliği artırmak için müzik çalınmasını teklif eder, hakkaten üretim %20 artar. Sonra B Hipotezini test etmek  için o gün işçilere yemek verilmemesini önerir, üretim bir %20 daha artar. Hawthorne hayatının geri kalanını ABD Başkanı’nın ekonomik danışmanı olarak geçirir.

İşçiler “Ulaaaa, fabrikaya gravatlı bir labunya geldi, galiba tensikat var, çalışalım, lo” diyerek  Hawthorne’un arabası kapıda görününce kan-ter içinde üretmeye başlamıştır. Yatırımcılar da öyle, ne olduğunu anlamıyor, ama bir şeyler oluyor işte. “Yok ya, bizde bir halt yok, olur  böyle şeyler, geçer gider”, laga-lugasına nazaran bir şeyler oluyor, onlar da “aman treni kaçırmayalım” diyor.

 

Şimdi size 2019 Nobel Ödülünü alacak “the Magic Cleric Effect” “Sihirli Din Adamı Etkisi”  modelimi sunarak hiç bir halta yaramasa da ENTOM Programı’nın nasıl düşk enflasyon üreteceğini anlatacağım. 12 Ekim’de Rahip Brunson serbest kalabilir. Abdülkadir Selvi Abim, ve Washington’dan yazan Cansu Çamlıbel gizli pazarlıkların başladığı ifade eder. Daha komiği, Çin haber ajansı Xinhua da yazdı, ama bizim basında tık yok. Ulan siz basınsanız, ben de elektrik süpürgesiyim.

 

Rahip serbest kalırsa, ABD yaptırım uygulamaz, sıcak para yağar, dolar/TL 5.5’a düşer, enflasyon düşmese de stabilize olur. Kur oynaklığının düşmesi, ithalatçı ve üreticilerin daha uzun vadede daha düşük fiyat vermesini sağlar.

 

Valla bu makaleden sonra size YouTube videolarımı önereyim mi, emin olamadım. Bütün yolcuların kustuğu uçuştan sonra kapıda hosteslerin “yine bizimle uçun” diye  gülümsemesine benzeyecek ama işte videolar burada.

 

FÖŞ

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları