AKP’yi anket telaşı sardı

Gün içinde anketlerden elde ettiğimiz objektif sonuçları  da kıymetli ParaAnaliz okurları ile paylaşacağız (Halen tabloları derlemekle meşgulüz). Bu yorum köşe […]
08:269 Haziran 2018
AKP’yi anket telaşı sardı
Gün içinde anketlerden elde ettiğimiz objektif sonuçları  da kıymetli ParaAnaliz okurları ile paylaşacağız (Halen tabloları derlemekle meşgulüz). Bu yorum köşe […]

Gün içinde anketlerden elde ettiğimiz objektif sonuçları  da kıymetli ParaAnaliz okurları ile paylaşacağız (Halen tabloları derlemekle meşgulüz). Bu yorum köşe yazarları ve bizim sübjektif kanaatimizin ürünüdür.

Görebildiğimiz kadarı ile, AKP’yi derin bir anket telaşı sardı. Bu konuda büyük üstat ve AKP’ye yakın duran basından afaroz edilen Fehmi Koru’nun son blogu bize ışık tutuyor. Fakat, son anket incelememizde de ANAR, Genar, Optimar ve Andy-Ar gibi AKP’yle yakın ilişkide olduğunu düşündüğümüz kurumların artık anket açıklamamasını manalı bulduğumuzu kaydetmiştik. Ek olarak, AKP’nin son adımları da seçimleri kaybetme riskinin yükseldiğini gösteriyor.

 

Fehmi Koru: AK Parti’den telaşlı uyarılar geliyor; anketler bu defa farklı sonuç mu veriyor yoksa?

 

Fehmi Koru 7 Haziran’da şunları yazdı:  Geçmiş seçimlere nazaran bu defa hemen fark edilen bir durum var: Kamuoyu yoklamaları bu defa pek paylaşılmıyor.

 

Eskisi kadar sık yapılmıyor, ama yapanlar da sonuçlarını paylaşmıyorlar.

 

Köşelerden telaş hissediliyor

Bu konuya bugün eğilmemin bir gelişmeyle ilgisi bulunuyor; daha doğrusu dün karşıma çıkan iki yazıyla…

 

Yazılar AK Parti’nin itibar ettiği iki gazetede, parti içerisinden haber alabilecek konumdaki iki kalemden çıktı. İlki (Star‘dan Yalçın Akdoğan) bir ara bakanlık da yapmış olan ve önümüzdeki dönem de milletvekilliği devam etmesi beklenen biri; diğeri de (Sabah‘tan Fahrettin Altun) AK Parti’ye stratejik destek sağlayan SETA‘nın başında ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın uçağının konukları arasında görmeye alıştığımız bir isim.

 

Yalçın Akdoğan‘ın yazısının başlığı “Anketler yine çuvallayacak mı?”, Fahrettin Altun‘un yazısının ilgili bölümünün başlığı ise “Kamuoyu araştırmalarına böyle muamele etmeyin!”

 

Şaşırtıcı.

 

Kamuoyu yoklamaları yapılıyorsa bile pek paylaşılmıyor, paylaşılanlar da henüz AK Parti’yi alarma geçirecek sonuç bildirmiyor; buna rağmen anketlerin çuvallamasından ve onlara itibar edilmemesi gereğinden söz etmenin bir anlamı olmalı.

 

….

 

AK Parti’nin en az benim kadar anket meraklısı olduğu anlaşılan sözcüsü Mahir Ünal da “Biz cumhurbaşkanımızı yüzde 55’in üzerindeki bir oyla seçmeliyiz ki kimsenin bahanesi kalmasın” gibi bir iddiayı da seslendirdiği son açıklamasında, “İkinci tur ihtimali yok, anketler yüzde 53-56 bandında” cümlesiyle kamuoyuna ‘müjdeyi’ vermiş bulunuyor.

 

Durum böyleyse, köşe yazılarına yansıdığı görülen bu telaş niye o zaman?

 

Yoksa AK Parti’nin yaptırdığı son anketlerin sonuçları parti sözcüsünün verdiği oranlardan farklı mı?

 

İnsanın aklına böyle bir soru da geliyor işte.

 

Kurumlar değil sözcü konuşuyor, acayip olan bu…

Akla bu sorunun gelmesinin bir sebebi var: Geçmiş sandık tecrübemizde, seçim sonuçlarıyla ilgili açıklamalar genellikle AK Parti’nin araştırmalarını emanet ettiği kurumların başındaki kişiler tarafından yapılırdı.

 

Okan Müderrisoğlu’ndan muhalefete örtülü övgü

 

AKP’yi iyi tanıyan SABAH yazarı Okan Müderrisoğlu’nun ters yolla muhalefeti övmesi de bize AKP’nin biraz telaşta olduğunu anımsattı:

“24 Haziran seçimlerinin kampanya dönemi de gösterdi ki muhalefet bloğu, siyasi kapasitesinin ve kabiliyetinin ötesinde bir çizgi takip ediyor. Bir yandan değişik argümanlarla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı hedef alırken diğer yandan parlamentoda çoğunluğu ele geçirmek üzere kompleks bir taktik izleyebiliyor. Siyasi pot kırdıklarında ise çabuk manevra yapabiliyor. Örneğin, Erdoğan dönemindeki yatırımlara karşı “yıkıcı” üslupla işe başlıyor, sonra kurnazca “restorasyon dönemi açacağız” diyebiliyor.

Veya HDP adayı Selahattin Demirtaş’ı tamamen siyasi malzeme üretmek üzere cezaevinde ziyaret edebiliyor, tepkiler gelince “demokrasi” (!) şemsiyesinin altına sığınıveriyor.

Millet İttifakı olarak ortaya çıkan üç parti CHP, SP, İyi Parti neden HDP’ye mavi boncuk dağıtıyor dersiniz? SP ve İyi Parti’nin söylem düzeyinde, CHP’nin ise alanda el altından işbirliği ile süren bu ilgisi şaşırtıcı mı? Yani, birbirlerine karşı muhalefeti erteleyen ve Erdoğan karşıtlığı ortak paydasında buluşan bu partiler, HDP’yi demokrat oldukları için mi önemsiyor yoksa yine bir siyasi mühendislik faaliyetinin uzantısı olarak mı? Siyasi mühendislik derken, HDP’yi olduğundan büyük gösterme, gerekirse oy yönlendirme ve mağdur gibi sunma çalışmalarından söz ediyoruz”.

 

Çıkardığımız sonuç, AKP’nin elinde HDP’nin barajı geçip partiden 70 MV çalacağına dair bazı doneler bulunduğu, çünkü Müderrisoğlu’nun makalesinin devamında HDP’ye ağır eleştiriler var.

 

 

AKP’den son şans icraatları

 

Yalnız AKP değil, CHP ve İP de seçmene para dağıtma, ya da vadetmede yarışıyor, dolayısıyla ekonomik popülizmi AKP’nin telaşının bir göstergesi olarak değerlemeye almadık. Ama şu vaatler partide kaygıların arttığının ifadesi:

 

  • “Uzun süre devam edecek” denilen OHAL’ni seçimden sonra kalkabileceği önce RTE, sonra Binali Yıldırım tarafından müjdelendi.
  • Yarım ağızla da olsa bir ay önce kesinkes reddedilen paralı askerlik gündeme getirildi.
  • Kandil’e askeri operasyon başlatıldı. Şimdilik TSK terörist hedeflerine 70 km mesafede. Eğer sonuç alınırsa, seçimden önce malzeme olarak kullanılabilir.

PKK’yle savaşmak şart, öyleyse niye Kandil’in bir siyasi operasyon olduğunu düşünelim?  Cevabı Sözcü yazarı Saygı Öztürk veriyor:

 

Bölgeyi bilen komutandan şunları dinledim:

“Kandil’e girilir, şehit de verilebilir, sonunda şanlı bayrağımız da çekilir. Ama, Silahlı Kuvvetleriniz ne kadar güçlü olursa olsun, Kandil’de kontrol sağlamak mümkün değil. Bugün bölgede operasyon yapan üç taburumuz var. Basında, ‘PKK’nın kontrol noktası ele geçirildi’ haberleri çıkıyor.

Kontrol noktası dediğiniz 5-10 varilin dizilmesinden başka bir şey değil. Yani, ele geçirilmiş bir şey yok. Kuşkusuz askerimizin orada bulunması örgüte darbedir. Askerinizi çıkardınız ama orada ne kadar kalacaksınız?  Belli bir yeri tutarsınız ama o bölgeye tam olarak hakim olabilmek ve kontrol altında bulundurmak bir kolorduyla bile mümkün değil.”

 

Websitemi ziyaret etmenizi dilerim, bir dizi yenileme var

 

http://atillayesilada.com/seminer/

Yorumlar

Son güncelleme: 08:269 Haziran 2018
Paylaş Tweet