Atilla Yeşilada

İran olayları ve siyasal İslam’ın dramı

3 Ocak 2018

Bir gelenek var, yılbaşı gecesi kendinize bir takım sözler veriyorsunuz, ne bileyim işte: “Artık tek gecelik ilişki  yaşamayacağım”, “kokaini kesin bırakıyorum”, ya da “o pezevengi bu sene mezarına göndermek tek emelim”.  Ben de bu sene mahzenimdeki mütevazi imalathanede etil alkolden ürettiğim votkamı havyarıma meze edip yudumlarken, bazı sözler verdim kendime. Bunları yerine getirirsem, ben de mutlu olabilirim belki. Her boku derin derin düşünüp, migren ve ankiseyete ataklarını şişelerde boğmaktan vazgeçerim:

 

  • Bilimsel şüpheciliği tamamen rafa kaldırıyorum, artık her konuda komplo  teorilerine derhal inanıp, başka gerekçe aramayacağım.
  • Dünyada ergen sivilcesi ve koyunlarda şap hastalığı dahil bütün müsibetlerin sorumlusunun Yahudiler ve onların ABD’ye yerleştirdikleri besleme tohumları olduğunu kabul ederek analiz yapacağım.
  • Hafta sonu elimde soğuk bira, keyifle takımımın maçını izlemeden önce, 3 kere yüksek sesle tekrarlayacağım: “Bütün hakemler özellikle eşcinsellerden seçilir ve iki maç sonunda rüşvet yediğini ispat etmeyen meslekten uzaklaştırılır”.
  • Bir daha paket sigaraya para veren hakem olsun, piyasada sarma tütün nerdeyse bedava.
  • Asla 31 Aralık’ta yeni araba alma, 2 Ocak’ta ÖTV düşer, kötü girer.
  • Bu sen ben de 2 bazuka, bir kaleş ve bol cephane temin edip Güney Afrika’da komanda eğitim kampına katılmazsam şerefsizim.

 

İran’da olanları ve muhterem basınımızın verdiği tepkiyi izliyorum. Tabii ki olayların arkasında ABD ve İsrail var. Başka ne olabilir ki?  Çünkü molla rejimi halkına İsviçre düzeyinde refah sağladı, yolsuzluğu da Skandinavya düzeyine indirdi! Zaten Arap Baharı, Fukuşima faciası ve Titanik’in de arkasında ABD ve İsrail vardır.

Ulan 20ci Yüzyılın  sömürgeci emperyalizmine karşı ilk ve en şanlı halk direnişini sergilemiş bir ecdadın varisleri olarak, bu bölgede yaşayan insanların kendiliklerinden sokağa dökülüp   yanlış olanları proteste edemeyeceğini düşünmek ne garabettir ya?  Atatürk de mi bir Yahudi-Washington ortak projesiydi? Sosyal medyada hala Büyük Orta Doğu Projesine atıfta bulunulduğunu görüyorum, beynim  buzhanede şoklanmış palamuta dönüyor. Yahu, hiç olmazsa Trump’ın yeni güvenlik strateji belgesinin tercümesine bir göz atsaydınız ya. Kimsenin bu kıçı boklu, petrol ve deve sidiğinden başka bir haltı olmayan getoya hükmetme niyeti yok. Herkes Orta Doğu’dan yaka silkiyor.

İran’da yaşananlar çok önemli, ama basının takdim ettiği yönüyle değil.  Size asıl üstünde durulması gereken noktaları anlatacağım.

 

Birincisi, bu gösteriler spontane mi yoksa perde arkasında nüfuz için kıyasıya yarışan faksiyonlardan birinin ötekine kazığı mı, emin değiliz. Bu konuda  linkteki Fehim Taştekin’in fevkalade araştırmasını okumanızı dilerim, ya da okumayın, si.tir edin, gidin “O ses Türkiye” seyredin (Hadise ne  olmuş ama, değil mi, Odin sahibine bağışlasın), bu sene beyinleri rehin verip bağırsaktan düşünme zamanı.

Bu tür toplumsal hadiselerde teke sebebe takılı kalmak yanıltıcı olur, ama başat nedenler ekonomik huzursuzluk ve molla rejimin sarığına kadar yolsuzluğa boğulması olarak göze çarpıyor. İran nükleer ambargonun kalkmasına rağmen bir türlü arzu ettiği miktarda yabancı sermaye çekemedi, çektiğini de kullanamadı. Bunun iki nedeni var. Birincisi, ABD hala perde arkasında sinsice oyunlarla banka ve firmaların İran’la iş yapmasını engelliyor. Burada ufak bir parantez açıp Hakan Atilla davasının sonuçlarını iyi düşünelim. ABD hakkaten bizi çizdiyse?  Heh heh heh.

İkinci neden ekonominin başına Devrim Muhafızları ve dini vakıflar çöreklenmiş, bunlara rüşvet vermeden don lastiği imal etmek mümkün değil. Gelen yabancı bir deniyor, iki deniyor, sonra defolup gidiyor.

Bir diğer rahatsızlık unsuru  da İran’ın Şii Hilali Projesi’nin insani ve maddi faturası. Halen İran Esad, Hizbullah ve Irak’ta Haşdi Şaabi başta, nerdeyse 1-1.5 milyon milisi ve/veya askeri gücü tek başına besliyor. Irak’ta ve daha az sayıda Suriye’de İran’lı gençler şehit oluyor, ama niye olduklarını onlar da bilmiyor. Halk da artık ekmek ve yumurtayı zamlı yerken niye milyarlarca doların onları hiç ilgilendirmeyen  mecralara akıtıldığını soruyor tabii.

Rejim hala diri ve şiddet kullanmaya da hazır. Bu yüzden bu gösterilerden rejim yıkılmaz. Ama rejim çok önemli dersler alabilir. Birincisi Orta Doğu’da rekabetçi politikalarını  gözden geçirip  sorunları diplomasiyle çözme yoluna gidebilir. Bu sonuç Türkiye açısından fevkalade hayırlı olur, çünkü şu anda “işlemsel bazda” yakın dostumuz ilan ettiğimiz İran vekilleri vasıtasıyla biz Güney’den çevirip Orta Doğu’ya bütün çıkış yollarımızı kapadı. Artık Irak ve Suriye’de yeniden yapılanmadan pay almadan önce mollaya vereceğiz %15 hanutu.   TIR’lar İran’lı milis güçlere haraç ödeyecek.

İran’da yaşananlar AKP’nin ders alması gereken çok daha acı bir gerçeği ortaya koyuyor. Siyasal İslam’ın Sünni modelinden sonra, Şii modeli de tükendi artık. İslam değil, İslamı araç olarak kullanan rejimler halkını kalkındıramıyor. Nokta.

Neden böyle derseniz, devletin felsefesine yerleşen merkeziyetçi, otoriter  ve biatçı dini kültürle serbest rekabet ve devletin vatandaşa hizmet etiği modele dayanan modern kapitalizm arasında doku uyuşmazlığı var.

Ankara  hala inatla toplumu muhafazakarlaştırmaya çalışıyor. Artık her işin başında bir imam-hatipli var, okullar cemaatler ve Diyanet’e teslim, laik devletin temel işlevlerinden biri olan resmi nikah  aktine müftüler de el atıyor, ve en önemlisi bu koca ülkenin faiz politikasını dini mülahazalar belirliyor. Tabii nasıl İran devrimden bu yana fakirleştiyse, bu yolda gidersek biz de aynı sonu yaşayacağız.  Devletin için bir duble de din koymak, tatlı bir kokteyl yapmıyor. İkisinin de tadını bozuyor.

AKP’nin alacağı son bir ders daha var. Akşener’in dile getirdiği silahlı militan eğitim kampları doğru mu bilemem ama Facebook’ta makinalı tüfekle Reiz’e sadakatini ilan edip poz verecek kadar salak olanların sayısından,  parti içinde bazı kesimlerin tabanı silahlandırıp olası gösteriler veya seçim yenilgisine şiddetle karşılık vermeyi planladıkları düşünülebilir.

Devleti para-militer çetelerin inayetine teslim etmek, sonunda o çeteleri devletin sahibi haline getirir. İran’da Devrim Muhafızları ve Besic’in yaptığı gibi. Bir şey daha var. Eline silah verdikleriniz, yarın sizi tahtan indirmek için sokağa dökülebiliyorlar. Dikkat ederseniz İran’da gösteriler Şii dindarlığının zirve yaptığı kentlerde patlak verdi.

Bu ülkede “İran olmayacağız” diye bağıran laikler var ya, galiba İran’da halk “Türkiye olmayacağız” diye sokağa dökülmeye başladı.

 

FÖŞ

Websitem dört gözle  sizi bekliyor

 

www.atillayesilada.com

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları