2018’de dolar/TL düşer mi?

Yılın ilk işlem gününde TL’nin coşkulu rallisi göze çarparken, yatırımcılara ayar vermeden olmazdı. Bu yüzden Akbank Araştırma Ekibin’nin 2018 Görünüm […]
18:052 Ocak 2018
2018’de dolar/TL düşer mi?
Yılın ilk işlem gününde TL’nin coşkulu rallisi göze çarparken, yatırımcılara ayar vermeden olmazdı. Bu yüzden Akbank Araştırma Ekibin’nin 2018 Görünüm […]

Yılın ilk işlem gününde TL’nin coşkulu rallisi göze çarparken, yatırımcılara ayar vermeden olmazdı. Bu yüzden Akbank Araştırma Ekibin’nin 2018 Görünüm Raporu’nda yer alan nasihatları sizlerle paylaşmak istedik. Bonus olarak Euro/dolar öngörülerini de ekledik:

 

 Euro/dolar’da ralli yok

 

Parite gelişmelerine bakıldığında: €/$ paritesini, 2017’de ağırlıklı olarak siyasi gelişmeler etkiledi; Sene başından bu yana €/$ %13,5 yükselirken, dolar endeksi yılbaşına göre %9,3 değer kaybetti.

  • 2018’de ise pariteyi etkileyebilecek birbirine zıt iki dinamik var: İlki, dolar lehine olan ve 2018’de de açılacak olan faiz farklarının dolara destek vermesi. GOÜ piyasaları için genelde olumsuz. Diğer taraftan, euroyu destekleyen gelişmeler ise; Euro Bölgesi’nde devam eden ekonomik büyüme ve ECB’nin parasal genişlemesini giderek yavaşlatması. Böyle bir ortamda yatırımcıların sürekli Euro negatif pozisyonlanması beklenmemeli. Bu nedenle; faiz farkları daha baskın bir dinamik olmasına karşın, paritede sert hareketlenmeleri beklemiyoruz: €/$ paritesinde 2018 sonu için 1,15-1,18 bandı makul görünüyor.

 

 

Dolar/TL dinamikleri

 

  • Ancak, piyasada doların seyri konusunda bir konsensüs yok. Bu durum GOÜ’lerin, fon akımlarını çekebilmek için, büyüme performansına odaklanmalarının yanısıra faiz farklarını da önemli hale getiriyor. Bu çıkarım Türkiye ekonomisi açısından önemli implikasyonlara sahip: Bunlardan ilki büyümenin, ekonomi yönetiminin odak noktası olmaya devam edeceği. Dolayısıyla yerel ekonomiye yönelik negatif beklenmedik bir şok, ek genişleyici bir mali adımla karşılanabilir.

 

Güçlü büyüme, kamu maliyesinin görünümü açısından da destekleyici bir dinamik. Bütçe açığı/milli gelir oranı; 2017 yılını geçmiş yıla göreli bir miktar artışla kapatacak. 2017 yılı için beklentimiz %1,8 seviyesinde. Ancak reel faiz maliyetinin üzerinde yüksek ekonomik büyüme, hem bütçe açığının milli gelire oranını hem de toplam kamu borç stokunun milli gelire oranını aşağı baskılayan önemli bir faktör. 2018’de ise, bütçe açığı/milli gelir oranının %2 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz. Bu yönde bir gelişme, AB tanımlı kamu borç stoku/milli gelir oranını da sınırlı da olsa, %28,2’ye, düşürecek. Daha uzun vadede ise, 2023’te AB tanımlı kamu borç stoku/milli gelir oranının %26’nın altına gerileyebileceğini öngörüyoruz.

Bu durum; Türkiye’de maliye politikası alanının gelecek dönem için de mevcut olduğuna işaret ediyor.

  • Yurt içi ekonomik aktiviteye yönelik beklentimiz; 2018 yılında, büyümenin %5 seviyelerinde gerçekleşmesi ve özel tüketimin güçlü seyrini sürdürmesi. Yatırımların ise, kapasite kullanım oranlarında gelinen yüksek seviyeyi dikkate aldığımızda, bir miktar ivme kazanmasını bekliyoruz. Dış ticarette, ihracatta, yurt dışı talebin desteği ile, olumlu performansa rağmen, ithalatta, fiyatlardaki artış ile, gözlenebilecek daha yüksek seyir sonucunda net ihracatın büyümeye katkısının negatife döneceğini öngörüyoruz. Cari açıkta da milli gelire oranla, %5 seviyelerini görebileceğiz.
  • Bu çerçevede, Türkiye’de büyüme performansının göreli yüksek, reel faiz oranlarının yeterince cazip olduğu koşullar altında, yurt içine fon akımlarının sürmesini bekliyoruz. Enflasyonun göreli yüksek seyrinin büyük ölçüde devam edeceğini öngördüğümüz 2018 yılında; para politikasının da, halihazırdaki sıkılık düzeyinin korunması gerekebilecek.
  • Kısa dönem performansının ötesinde, 2008 krizinden itibaren Türkiye ekonomisinin genel görünümüne baktığımızda ise; enflasyonun yıllık ortalama %8 arttığını, TL’nin dolara karşı yıllık ortalamada %12 değer kaybettiğini görüyoruz. Yüksek kur artışları, kişi başına düşen milli gelirin de 10-11 bin $ aralığında göreli yatay seyretmesini getirdi.
  • Kur yükselişlerinin nedenleri ise; yapısal hal alan, sürekli cari açık, büyümenin ek borçlanma ile finansmanı ve dış finansal koşullara artan hassasiyet. Bu noktada gerek enflasyona gerekse yüksek enflasyonu besleyen diğer yapısal problemlere karşı gerçekleştirilecek reformlarda kat edilecek yol, sadece 2018’de sağlanacak büyüme için değil, daha uzun vadede toplumsal kalkınma için daha önemli hale geliyor.

Yorumlar

Son güncelleme: 18:052 Ocak 2018
Paylaş Tweet