Yatırım Teşvik Paketi dosyası:   İyi mi, kötü mü?

Başkan Erdoğan ve Başbakan Yıldırım tarafından açıklanan TL130 milyar süper-yatırım teşvikleri ateşli bir tartışma başlattı. Bu tartışmada muhalefetin görüşünü sayfalarımıza […]
14:1414 Nisan 2018
Yatırım Teşvik Paketi dosyası:   İyi mi, kötü mü?
Başkan Erdoğan ve Başbakan Yıldırım tarafından açıklanan TL130 milyar süper-yatırım teşvikleri ateşli bir tartışma başlattı. Bu tartışmada muhalefetin görüşünü sayfalarımıza […]

Başkan Erdoğan ve Başbakan Yıldırım tarafından açıklanan TL130 milyar süper-yatırım teşvikleri ateşli bir tartışma başlattı. Bu tartışmada muhalefetin görüşünü sayfalarımıza taşıdık. CHP teşviklerin kötüye kullanılabileceğini,  bütçe yük olacağını ve KOBİ’lere paylaştırılsa daha yüksek randıman vereceğini iddia ediyor. AKP ise teşviklerin bütçeye maliyetini sadece TL1 milyar olarak hesaplarken, cari açıkta (zaman içinde) 19 milyar $ daralmaya yol açacağını öne sürüyor.

ParaAnaliz olarak bu tartışmaya dahil olmadan önce, teşvikleri ele alan 2 makaleyi sizlerle paylaşmayı uygun bulduk. Yeni Şafak’da yazan Erdal Tanas Karagöl, ekonomist kimliğiyle teşvik paketini faydalı buluyor. DÜNYA’da yazan üstadımız ve tecrübeli ekonomi gazetecisi İsmet Özkul eleştirilerini dile getiriyor.  Kararı okura bırakıyoruz.

 

Erdal Tanas Karagöl:  Proje Bazlı Teşvikler ne getiriyor?

 

PROJE BAZLI TEŞVİKLER CARİ AÇIĞI AZALTACAK

 

Türkiye ekonomisi için Damokles’in kılıcı olan cari açığın üzerine gidildiği bu dönemde ihtiyaç duyulan en önemli şey cari açığın büyüme üzerindeki olumsuz etkilerinin minimuma indirilmesidir. Bunun için de öncelikle cari açığın azaltılması ve ekonomik büyümeden fedakârlık yapmadan ekonomik büyümenin odağa alınması gerekiyor.

 

Bu amaçla, Pazartesi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan Proje Bazlı Teşvik Sistemi ile Türkiye ekonomisinde cari açığı azaltarak ekonomik büyümeyi sürdürülebilir hale getiren ve ekonomide oldukça önemli bir yere sahip olacak olan 135 Milyar TL’lik dev yatırımın teşvik belgeleri sahiplerine dağıtıldı.

 

Tam da bu noktada devreye giren Proje Bazlı Teşvik Sistemi, ihracatı artıracak cari açığı azaltacak en önemlisi de özel sektör yatırımlarında ciddi bir canlanmayı getirecektir.

 

Hayata geçirilecek olan bu yatırımların ihracatta 6 milyar dolarlık bir artışa ithalatta ise 12 milyar dolar bir azalmaya sebep olacağı öngörülüyor. Yani bu teşvik sisteminin cari açığa 19 milyar dolar gibi bir katkısı olacak.

 

Böylece Türkiye ekonomisinin baş belası olan kredi notunu olumsuz etkileyen ve başta da döviz kurunda dalgalanmalara neden olan cari açığın tedricen azaltılması için önemli bir adım atılmış olacaktır.

 

BÖLGESEL KALKINMA DESTEKLENECEK

 

Proje Bazlı Teşvikler bir yandan ihracatı artırıp cari açığın azaltılmasına katkı sağlarken diğer yandan da ulusal kalkınmayı destekleyecektir. Örneğin Siirt ve Bingöl gibi illerde hayata geçirilecek olan bu yatırımlar istihdam artışına ve bölgesel gelir farklılıklarının azaltılmasına katkıda bulunacaktır.

 

Mesela SÜTAŞ’ın Bingöl’de gerçekleştireceği yatırım, hem bölgesel kalkınmayı destekleyecek hem de bölgeye yeni yatırımların gelmesi için önemli bir teşvik olacaktır.

 

Bu açıdan Proje Bazlı Teşvikler ile Türkiye’de bölgesel kalkınmanın desteklenmesi ve bölgeler arası gelişmişlik düzeyi farkının azaltılması adına oldukça somut bir adım atılmış olacaktır.

 

Devamında açıklanacak yeni paket ile farklı illerin de kapsama alınması, bölgenin kalkınmasını daha da hızlandıracaktır.

 

YÜKSEK TEKNOLOJİLİ ÜRÜN ÜRETİMİ HIZLANACAKTIR

 

Proje Bazlı Teşvikler sayesinde üretimde yüksek teknolojili ürün payının artırılmasıyla Türkiye’nin küresel ekonomiler arasında daha rekabetçi bir yapıya kavuşacağını söyleyebiliriz.

 

Türkiye nasıl son yıllarda orta yüksek teknolojili ürün üretiminde artış yakalayarak alt orta gelir grubundan üst orta gelir grubuna geçiş sağladıysa bugün de ileri teknoloji ürün üretiminde sergileyeceği performansla yüksek gelirli ülkeler ligine çıkışın kapısını aralayacaktır.

 

 

İsmet Özkul:  Bu yatırımlar süper teşvik olmadan neden yapılamadı?

 

Yatırım tutarı 1 milyar TL olan bir projede, yatırımın verildiği şirket ödeyeceği kurumlar vergisinden 2 milyar TL’lik bölümünü ödememe şansına sahip olacak. Üstelik bu vergi indiriminin tamamını grup şirketlerinin vergilerini ödemeyerek daha yatırım bitmeden devletten geri tahsil edebilecek. Özetle proje bazlı teşvikle 1 milyar TL yatırım yapması için seçilen şirket, yatırım tutarının tamamını devletten tahsil ettiği gibi üstüne 1 milyar TL almış olacak.

 

Bırakın sıfır riski, yapmadan kara geçiren bu proje, ayrıca da çok kapsamlı destekler alıyor. Yatırım yeri 49 yıllığına bedelsiz tahsis ediliyor ama öngörülen istihdam 5 yıl sağlanırsa yatırım yerinin tapusu da bedelsiz veriliyor. Projenin gerektirdiği altyapı yatırımları devlet tarafından yapılabiliyor. Hatta devlet projeye yüzde 49 ortak olarak nakit sermaye bile koyabiliyor.

 

İşletme süresince sağlanan destekler de süper. Kamu alım garantisi verebiliyor. Kredi faizini, enerji faturasının yarısını, çalışanların gelir vergisi stopajı ile SGK primi işveren payını 10 yıl boyunca devlet ödüyor. İşletmede çalışan her “nitelikli istihdam” için 5 yıl boyunca 20 brüt asgari ücrete kadar (şu anda 40 bin 590 TL) destek veriliyor.

 

Şimdi soru şu: Cari açığı düşürme katkısı hesabına göre süper teşvik alan tüm projelerin hazır ve karlı bir pazarı var. Öyleyse bu yatırımlar, bölgesel teşvik, öncelikli yatırımların teşviki, büyük ölçekli yatırım teşviki veya stratejik yatırımların teşviki sisteminden yararlanarak bugünü kadar niçin yapılmadı?

 

Süper teşvikle diğerleri arasındaki fark, projeyi üstlenenin süper teşvikte hiç riskinin olmaması ve üste para alınıyor olması, diğerlerinde yatırımcının az da olsa maliyet ve risk üstleniyor olması.

 

Süper teşvik, yatırım iklimindeki çölleşmenin ne düzeye geldiğinin itirafı gibi.

 

Veriler de bu çölleşmeyi resmediyor. Gayrımenkul haliç yabancı doğrudan yatırımlar global kriz seviyesinin altına inmiş durumda. Onca teşvik ve kredi desteğine rağmen, makine taçhizat yatırımları, ekonomi yüzde 7.4 büyürken bile, üstelik kötü bir yıl olan 2016’ya göre ancak binde 7 büyüdü.

 

Yatırım iklimindeki çölleşmeyi seçilmiş sirketlere itfaiye ile özel su taşıyarak gidermek de mümkün değil. Çölleşmeyi yaratan politik nedenleri ortadan kaldırmadan kuraklığı yenmek mümkün değil.

 

 

Ekonomide neler oluyor?   En kaliteli analizler bu sayfada

Yorumlar

Son güncelleme: 14:1414 Nisan 2018
Paylaş Tweet